Geçmiş Sergiler

"İçgörüler" Karma Sergi

Biyografi

Hakkında

İÇ GÖRÜLER

İnsanoğlunun varoluşu ile birlikte çıktığı yaratıcı yolculuk, kayda geçmek, tarif etmek, estetik değer katmak, işlev kazandırmak gibi pek çok amaca hizmet etmiş ve bu yolculuk ruhsal ihtiyaca cevap verme noktasına vardığında Sanatla zanaatın farkı ortaya çıkmıştır.

Sanatçı, yaratım güdüsüne sahip olarak doğan bir ruhtur. Duyularını, duygularını, acılarını, sesleri, aydınlıkları, karanlıkları not eden bir hafızaya sahiptir. Tüm yaşanmışlıkları düşünce ve fikir olarak harmanlar. Neyi, neden yaptığını anlama çabası ve yetisine sahiptir. Bu bir tür içsel hesaplaşma, sorgulama ve yüzleşmedir. Tüm bu çabalar evrenin sırlarını çözmeye yöneliktir. Buna İÇ- GÖRÜ deriz.

Bu yapıya sahip sanatçıların ürettiği ve adına sanat dedikleri her şey sanattır.

Eserlerinin rafine bir estetiğe sahip olması, özgün yapısı ve barındırdığı samimiyet, Sanatçıların İÇ-GÖRÜ yetisinden kaynaklanır ve bu yüzden ürettikleri eserler EŞSİZ, BENZERSİZ, DEĞERLİ VE BİRİCİKTİR.

 

 

NEZİH ÇAVUŞOĞLU

Eserler

09.05.2017

23.06.2017

Eyüp Ataş

Biyografi

1987 doğumlu sanatçı 2005 yılında Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’ne girdi. Bu fakülteden 2010 yılında mezun oldu. 2012 yılında İstanbul’a yerleşen sanatçı, Devrim Erbil ve Nezih Çavuşoğlu atölyelerinde asistanlık yaptı. 2014 yılında kendi atölyesini oluşturan Ataş, genç yaşında yurtiçinde ve yurtdışında pek çok karma sergilere katıldı.

Sanatçının eserleri 2016 Yılında Londra da yayınlanan Majestic Disorder, Culture & Arts  Dergisi tarafından sansasyonel olarak nitelendirilerek, dergi kapağına taşındı. Sıklıkla yurtdışı müzelerini ziyaret eden sanatçı, dünya çağdaş sanatına yönelik çok önemli bir arşiv ve  kitaplık oluşturmaktadır. Gerçekliğin kırılması ve  yeni bir gerçeklik düşüncesinden yola çıkarak, “Hayatın gerçekliği hepimiz için sürerken, yaşadığımız olay veya durumlarla o gerçekliğin kırılarak sadece kendimize has yeni bir gerçekliğin ortaya çıktığını” dile getiren sanatçı, bu eski ve yeni  “gerçekliği” gerçeküstü öğeleri de esas alarak, kendine has sanatsal dil ile  bizlere iletmektedir. Bu anlamda oluşturduğu kompozisyonlarda görsel, düşünsel ve tinsel olan her şeyin sanatına hizmet edebileceğini düşünüyor. Yurtdışında ve yurtiçinde pek çok önemli koleksiyonlarda eserleri bulunan sanatçı,  çalışmalarına İstanbul’da ki atölyesinde devam etmektedir.

 

Kişisel Sergiler

 

2017 Ekavart Gallery, Reçetesiz, İstanbul

2017 Erakusketa Exposicion Fransa

2016 “Aynadaki Gibi / Through A Glass Darkly” Galeri Miz, İstanbul

 

Karma Sergiler

 

2016 De La Inauguracion 12 cm. İspanya

2016 Galeri Baraz, Contemporary İstanbul

2016 Pinelo Gallery, Paper Works Exposition, Miami, Orlando USA

2015 Galeri Soyut / Yeni Aralık, Ankara

2015 Rem Art Space / Görgü Tanıkları, İstanbul

2015 Galeri Miz / Contemporary İstanbul, İstanbul

2015 Mixer / Açık Depo Karma Sergi, İstanbul

2011 “ Düş İçinde Yaşam / Yaşam İçinde Düş”, Erciyes Üni. GSF Zafer Bayburtluoğlu Sergi Salonu, Kayseri

2009 33. Dyo Resim Yarışması Sergisi, Kayseri

 

Projeler

2010 Workshop – Irene Pascual, Alien In My Space Projesi, Kayseri

2009 Mezuniyet Projesi, Erciyes Üni. İİBF Duvar Resmi, Kayseri

Film: 2011 “ZOR” Kısa Film- Yönetmen: Fatih Usalan, Kayseri

 

 

Hakkında

Bakışta

 

Üzerine sıkça konuştuğumuz ve artık klişeleşmiş bir karşılaştırma vardır Türkçe’de. “Bakmak ve Görmek”. Bakmanın duyumsanan, algılanan halidir görmek.

Sanat eserini izlemek, duyumsamak, algılamak bakışı yakalamanın, sonra uzun bir süre o bakışta kalmanı, gözün, aklın deneyimidir.

Eyüp Ataş’ın “Bakışta” başlığında topladığı çalışmaları yaratım süreçlerini kapsayan değişimin, dönüşümün ve çağa tanıklığın sonucu.

Ataş’ın yola çıkışı Susan Sontag’ın “Başkalarının Acısına Bakmak” adlı kitabında Goya’nın “Savaşın Felaketleri” serisini deşifre ettiği bölüm.

Susan Sontag, bu kitapta acı karşısında izleyicinin tavrını koyar ortaya. İçselleştirmenin, görmezden gelmenin, izlemenin hazzının çelişkili hallerini gösterir.

Ancak Goya’nın ölümünden sonra izlenen “Savaşın Felaketleri” ise bir başka duyuma götürür bizi.  Salt savaşın dehşetini yansıtmanın ötesinde sanatçının gerçekle, kendisiyle yüzleşmesi; sessiz bir isyanın görselleşmesidir bu yapıtlar.

Her sanatçı çağının tanığıdır ve her yapıt gösterdiklerinin ve gizlediklerinin toplamıdır.

Eyüp Ataş’ın “Bakışta” çalışmaları, gerçeğin üstünü örten o temassızlık halini yansıtır.

Goya’nın “Buna Bakılamaz” dediği çağdan çok sonra, şiddetin dozunun giderek yükseldiği, sonsuz çelişkilerin daha fazla yaşandığı, sahte ulaşılabilirliğin vicdanı, aşkı ve insana dair olanı bastırdığı ve her şeyin izlenebildiği bizim çağımızda sahtenin metaforlarıyla baş başa bırakır bizi bu yapıtlar.

Ataş, sanat tarihinden Pop’un ve kitsch’in imgelerini devralır. Aslında birbirinden çok da farklı olmayan bu iki kavramı yüzeyde bir araya getirir. Doğadan kopan yeni insan türünün ihtiyacı olmayan eğlence ve yaşam anlayışını yansıtır.

Haz, artık ne ağacın gölgesinde ne içtenlikli bir dokunuşta ne de yaşamı hissettiren nefestedir. Haz, daha çok birbirine benzeyen yiyecek tüketim salonlarındaki burgerlerde; asitli, şekerli içeceklerdir. Anlamını yitirmiş, dozu kaçmış bir mutluluk maskesiyle haz, damağa yapışan geçici bir tattan öteye geçememektedir.

Clement Greenberg “Avangard ve Kitsch” makalesinde kitsch’in ham malzeme olarak gerçek kültürü yozlaştırmasından söz eder ve ikamenin altını çizer. Bir başkasının yerini alan sahte duyumlardır kitsch.

Üstelik apaçıklıkla kendini gizler. Mutluluğun formülünü verirken üniformalara sokar. Gerçeğin üstünü örterken sonu gelmez vaatlerde bulunur. Bir türlü yaşanamayan kimliklere “mış gibi” yapmanın ve sonsuza kadar yakalanmamanın garantisini verir.

Oysa hemen arkasında bütün çıplaklığıyla savaşlar vardır. Yine bütün çıplaklığıyla devasa yaratımlar; şaşkınlıkla hayranlık; acıyla mutluluk arasında sürüklendiğimiz bir bilgi birikimi; çok uzaklardan duyduğumuz ince bir ezgi ya da bir aşk hikayesi…

Ulaşabildiğimiz, sonsuza kadar haber olduğumuzu sandığımız yeniçağın bilgi anlayışı aynı zamanda kaçışı ve gizlenmeyi sunar. Ve hiç de ummadığı bir anda yakalanır.

Bir haberde, bir dizede, bir cümlede, bir ressamın fırçasında…

 

Bir “Bakışta”…

Nilgün Yüksel

 

Eserler

12.04.2017

06.05.2017

Sema Çulam

Biyografi

 

İzmir doğumlu olan Sema  Çulam, 1977 - 1979 yılları arasında İzmir - Buca Eğitim Fakültesi Resim Bölümü'nde eğitim gördü. 1980 - 2000 yılları arasında  soyut, figüratif  çalışan sanatçı bir çok  kişisel ve grup sergilerde yer aldı. 2000 yılına kadar süren soyut figüratif çalışmalarını 2001 yılında tarzını değiştirerek bugün ki tanıdığımız tarzıyla sanatını profesyonel anlamda sürdürmektedir. Uluslararası Plastik Sanatçılar Birliği  IAA / AIAP - UNESCO, World Citizen Artists  ve Uluslararası Kadınlar Birliği üyesi olan Çulam, Avrupa ve Amerika'da bir çok sergiye katıldı. Uluslararası  yarışmalı sergilerde birincilikler alan sanatçının aldığı ödüllerin bir kısmı halk oylaması sonucunda layık görülen ödüllerdir. Çalışmaları yurtiçi ve yurtdışında bir çok koleksiyonda yer almaktadır. Yurt dışında eserlerinin bulunduğu ülkeler Japonya, Fransa, Almanya, ABD, İspanya, Sırbistan, İtalya, İsviçre, İngiltere, Portekiz, İsrail, Finlandiya, Hollanda, Rusya, Brezilya ve Belçika olmak üzere Türkiye’de de  eserlerinin bulunduğu önde gelen sanayiciler, bankalar, aktörler yer almaktadır.

 

Aldığı Ödüllerden Şeçkiler

2013 Uluslararası Londra Sanat Bienali, Avrupa Sanat Eleştirmenleri Konfederasyon 2.lik ödülü (özel jüri) Londra

2013 Uluslararası Sanat Festivali (Galeri Szyb Wilson) Katowice - 1.lik, Polonya

2011 Biennale Chianciano  The Chianciano Art Museum İtalya, 0nur ödülü, (özel jüri)

2011 41. Premio Internazionale '' Pierantonio Cavalli '' 1.lik  İtalya, 

2011 Uluslararası Sergi 1. Monte Carlo Ödülü / Monoca 

2010 40. Premio Internazionale Varenna '' Giannino Grossi '', En iyi yabancı sanatçı ödülü, İtalya

2009 Madrid, VI. Muestra de Arte Europeo exhibition contest 1.lik ödülü / İspanya 

2005 Türkiye, Mikro-Kredi Uluslararası Sanat Bienali, Onur ödülü, (jüri)

2000 Uluslararası Naif Yarışması 1.lik Ödülü, İstanbul / Türkiye (Uluslararası Jüri)

1993 8 Mart Kadınlar Günü Yarışmalı Sergi 2.lik (jüri) Türkiye

 

Eserlerinin Bulunduğu Müzeler

Museum of Naive and Marginal Art, Jagodina, Sırbistan

Musee International d'art Naif Midan Vicq, Fransa

İzmir TCDDY Müzesi Türkiye

 

2016 Yurtdışında  Katıldığı Sergilerden Seçkiler

2016 Musée International d'Art Naïf de Magog - Kanada

2016 International Faiseur de festivaller Saumur - Fransa

2016 Outsider Art Saint - Junien Fransa

2016 Internationa Galerie Etienne de Causans, Saint-Germain-des-Paris Fransa

2016 International Exhibition Belçika

2016 Vernice Art Fair in Forlì İtalya

2016 XI Muestra de Arte Galeria Eboli Madrid

2015 BCM Art Gallery Barcelona - İspanya

 

2015 Yurtdışına Katıldığı Sergilerden Seçkiler

2015 Art Biennale Sergisi Macon- Fransa

2015 International Braine-le-Comte Centre Culturel Bruxelles, Belçika

2015 Artistes du Monde Cannes Internationa Exhibion Cannes, Fransa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hakkında

Naif resmin Türkiye’deki temsilcilerinden olan, bu alanda uluslararası birçok ödülle yurtdışında ülkemizi de temsil eden Sema Çulam, doğaya, kadına, emeğe dikkat çektiği eserleriyle tanınmaktadır.

“Güneş Doğarken” sergisi sanatçının doğayla birleşmiş figürlerini, ışıkla yıkanmış resimlerini ve insana dair umudu anlatır. 

Sanat eğitimini yarıda bıraktıktan sonra uzun yıllar soyut ve soyutlamacı bir anlayışla eserler üreten Sema Çulam 2000’li yılların başlarında naif resmi tarz olarak benimsemiş ve resmin merkezine doğayı ve daha çok çalışan, üreten kırsal kesim kadınlarını yerleştirmiştir.  Sanatçı yapıtlarıyla kentli insana bildiği ama çoğu zaman görmediği bize ait bir dünyayı anlatır.

Fatma Batukan Belge, Sema Çulam’ın bir sergisi üzerine “Bence ‘naif’sanatı, hala Batı sanatı geleneği içinde değerlendirmek çok sınırlayıcı. Fransa’da 19. yüzyıl sonlarında boş vakitlerini resim yaparak değerlendiren bir grup sanatçıyla başlayan bu tür, artık aynı şekilde tanımlanmıyor. Naifleri, “Sunday Painters” (Pazar Ressamları) ya da hobi olarak resim yapanlarla bir tutmamak gerek. Akademik bir sanat eğitimi almış ya da almamış olsun, kendini resme adayan ve bir çocuğun yapmacıksız bakış açısıyla resim yapan herkes naiftir. Son yıllarda naif resim ‘safyürek’ olarak da adlandırılıyor. Ve bu isim bu türe gerçekten de çok yakışıyor.” Değerlendirmesini yapmıştır.

Nilgün Yüksel ise naif sanat ve Sema Çulam üzerine şu cümleleri kaleme almıştır. “Naif sanatçılar genellikle herhangi bir eğitim almamış, resim sanatının kendine ait sorunlarından çok,  kendi içgüdülerine, ilgilerine dayanarak sanat üreten ve bunu estetik bir düzeye taşıyan sanatçılar olarak tanımlanır. Türkiye’de naif çalışan sanatçılar için bir başka tanım da kullanılır ‘Safyürek’… Safyürek, benim için anlamı daha geniş bir kullanımı ifade eder. Bildiklerini bir kenara bırakan,  küçük anlatıları öne çıkaran herhangi bir yerde içinden geldiği gibi üreten sanatçılardır saf yürekler. Bu yüzden Sema Çulam’ın eserlerini safyürek olarak adlandırmayı tercih ederim çünkü bu resimler sanatçının, öykülemeci bir dili anlaşılır bir ifadeyle aktardığı çalışmalardır. Sema Çulam’ın resimleri bir kitabın sayfaları gibidir. İzlerken sanatçının yakın durduğu öyküleri de izleyiciye anlatır.”

Dünya Kadınlar Günü’nden bir gün önce izleyici ile buluşacak olan Sema Çulam’ın “Güneş Doğarken” sergisi, onun doğaya,  emekçi kadınlar vurgusuna da dikkat çeken çalışmalarını anlamlı bir tarihle birleştiriyor. Bu sergide yeşil gezegenin insanları umudu çoğaltarak bir araya geliyor.

Sergi 29 Mart 2017 tarihine kadar Galeri Miz’de izlenebilir. 

Eserler

07.03.2017

29.03.2017

Nezihe Bilen Ateş “Nefesten Tül

Biyografi

1970 Adana doğumlu olan sanatçı Nezihe Bilen Ateş, eserlerinde özneyi gösterirken, foto -realistlerin aksine özneyle birlikte deseni ve pentürü de öne çıkararak, görünenin ötesinde içsel bir durumu da bize duyumsatmaya çalışmaktadır. İmgeyi tekrar etmeden, direkt algıyı kapatarak, farklı algılara açık kapı bırakarak, resmini basit algı kolaylığı tuzağından  da uzak tutmalıdır. Bağırıp çağıran gürültülü işler yerine Lirizmi öne çıkartmayı yeğleyen, kendi sessizliği içinde bir şeyler söylemeyi tercih eden bir tavrı tercih etmektedir. Ateş’ in eserlerinde bizi, yok olmuş bir mekan duygusu ve tekil figürleri tüm çıplaklığıyla karşılar. Sanatçı eserlerinin üretim sürecinde kendine malzeme konusunda bir sınır koymaz. Çoğunlukla kağıt üzerine gerçekleştirdiği çalışmalarında ekolin, pastel, akrilik ve yağlıboya kullanmaktadır. 1994 yılından itibaren İstanbul ve Adana da bir çok profesyonel sanatçı ile atölye çalışmalarına katılmış ve ortak çalışmalar gerçekleştirmiş olan sanatçı bu süreç içerisinde bir çok sergiye ve etkinliğe katılmış olup, çeşitli kolleksiyonlarda resimleri bulunmaktadır. Sanatçı, kendi atölyesinde profesyonel olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

 

Sergiler

2013 Anın Suretleri, Adana Altın Koza Açılış Sergisi

2013 Mabeyn Galeri, İstanbul

2013 GaleriBu, İstanbul

2013 Antalya Dünya Sanat Günü UPSD

2013 Cosseca Galeri, Adana

2013 Art Suites Uluslararası 13. Workshop, Bodrum

2014 Mood, Galeri / Miz

2015 Elden Elle İki Kuşak - Ertuğrul Ateş ile, Altın Koza Adana

2015 Katar Sanat Fuarı, Grup

2015 Çanakkale Karma  

2015 Bazı Yüzler Unutulmaz, Grup, Galeri Eksen

2015 Gençler Genç Kalanlar 1, Kaş Sanat, İstanbul

2015 Portakal Çiçeği Sempozyumu, Sapanca

2015 Artsuites Bodrum Sempozyum 

2015 Hilton Oteli Grup  

2015 Portakal Çiçeği Rezidansı Sempozyum Sergisi Karma, Ankara  

2015 Selanik Denizhan Özer Koridor Grubu

2016 Şifreli Hikayeler, Addresistanbul

2016 Artsuites Bodrum Sempozyum 

Hakkında

Nezihe Bilen Ateş hep buğulu bir bedeni yorumluyor. Sis ve gövdeye dökülen belirsizlik halleri bunlar. Tam gözün yakaladığı bir an elden kaçacak bir buhar gibi... Kıvrılan beden, göze dönüşe et, yüze dökülen perçem ve üzerimize sökün eden buğu... Nezihe o belirsiz katmanı yayıyor. Zen duyarlılığına göz kırpan bir çini tadında yayılan belirsizlik. Cama üflenen nefes gibi kayıp giden bulutsu tad. Bedenler biçimlendiriyor ressam... Ayağa kalkmaya uğraşan bir kadın Tin'i... Patriyarkaya kafa tutan yorgun bedenler ve gözlerimize süzülen buğu yine... Şiire gözkırpan nefesten bir tül. 

Uzayan yüzler... Anında kısalacak bakışlar boyuyor ressam.

Yayılan, umuda menevişlenen bakışlar kalıyor geride.. Silinen retinada. Geriye neler kalıyor o yüzlerden, Bakışlardan kıvrılan tenden?

Bir iz...

 

Ali Şimşek

 

Eserler

07.02.2017

28.02.2017

Aynur Önürmen

Biyografi

Bursa’da doğan sanatçı, 1992-95 yılları arasında Bursa Halk Eğitimi Merkezi’nde El Sanatları öğretmenliği yapmıştır. İstanbul’un sanat ortamına geldikten sonra seramik sanatçısı İlgi Adalan ile seramik çalışmalarına başlayan Aynur Önürmen, seramik sanatçısı Ayten Turanlı ile de üç yıl seramik çalışmıştır. 2007 yılından itibaren de heykel çalışmalarına yönelmiş ve heykeltraş Ebru Yılmaz ve heykeltraş Kaloshi’den heykel dersleri alarak heykel çalışmaları için temel alt yapısını oluşturmuştur. Sanatçı, yapıtlarını 2011 İstanbul Antrepo 5- Yaz Sergisinde,  2012 yılında 15. Uluslararası Likya/Kaş Kültür ve Sanat Festivalinde, 2014 ve 2016 yıllarında  Ortaköy Kültür Merkezi’nde “Arada Bir, Bir Arada” sergilerinde sergilemiştir.

Hakkında

Günümüz soyut heykel sanatçıları soyut sanatın zengin dağarcığı içinde indirgeyerek söylersek geometrik geleneklerle organik gelenekler arasında melez bir anlatım dilini sıkça kullanırlar. Bunu başlangıç noktası olarak yeni keşiflerin yapılacağı referans noktalarını bulabilecekleri bu alan olarak da görürler. Ve artık sanatçılar eski ustaları gibi soyutlamanın kendilerini görünen dünyanın çok ötelerine götürdüğüne inanmazlar. Hakikat artık orada değildir. Ama yine de evrenin metafizik sırlarına vakıf olduklarına inanmasalar bile öz olan ile ilişkilerine ve temas noktalarına inançları vardır. Diğer yandan da artık saf bir dünyaya ait değilizdir. Dolayısı ile her şeyin görünür kılındığı günümüzde saf bir soyutlamadan söz edilemez. Birçok dürtünün etkisi altında bulunan sanatçı birçok unsuru yapıtlarında kullanma rahatlığı içinde temsil ve soyutlama, arasındaki sınırları eritmiştir. İçsel olana ve kişisel deneyime temas ettiği sürece her malzeme sanatsal bir ifadeye dönüşebildiğini düşünürsek malzeme ile ilgili sınırların da eridiğini söyleyebiliriz. Sanat tarihinin birikimi ve gelinen nokta sanatçılara sınırsız açılımlar sağlayabiliyor. Yeter ki saf olana inanç ile içsel ihtiyaçlarını harekete geçirebilsin.

 Bu noktada eşim Aynur Önürmen’nin heykel sanatı ile ilişkisini düşünebiliriz. Bir süreci izlediğini kendi evreninin bilinmezliklerinde dolaştığını ve üretimlerini adım adım geliştirirken birçok referans noktasına temas ettiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Yıllar önce dekoratif içerikli işlerini sergilediğinde mahareti dikkat çekiciydi. Evlilik süreci ve İstanbul’a gelişiyle beraber seramik yapmak istedi. Seramikten edindiği forma ve tekniğe ait kazanımlarını da katarak heykel yapmaya yöneldi. Önceleri yaptığı büstlerden ve son yaptığı soyut heykellerine kadar biçimlerinde yalın bir dil kullandığını görüyoruz. Aynur’un ele aldığı formların ilk bakışta sağlam ve tereddütsüz durduğunu söylemeliyim. Bu onun çalıştıkça ulaştığı bir sonuç değildi. Sanki baştan beri onda var olan doğal bir ruh halinin malzemeye yansımış şekli gibiydi. Esas olarak parçalar ve onları bir araya getirmeyi amaç edinmiş gibi duran bu işlerin sonuçta bütüncül bir etkiye sahip olduğunu görürüz. Parçadan bütüne giden bir kurgu anlayışını benimsemiştir. Bu anlayışı farklı malzemeleri özellikle süngeri kullandığı son çalışmalarında iyice belirginleşir. Bu sünger formlar her zaman kesilerek elde edilmiştir bazen de bu bulunmuş formlara müdahale etmeden kabul eder ve yapıtlarında kullanır. Bu tavır onu bu yanıyla Atık Sanatı’na yaklaştırıyor gibidir. Bu yapıtlar bizi sağlam bir etkiye sahip olduğumuzu düşündürürken bir yanıyla da bizi güvensiz bir etkiyle de baş başa bırakır. İzleyicinin -öğretilmiş ve bilinçaltımıza işlenmiş- heykelin kalıcılığı konusundaki düşüncelerini de sorgulatan bu etkileri çağdaş heykel sanatının sorunsalları ve çözümlemeleri arasında sayabiliriz. Baştan beri heykellerini kurgularken form anlayışında soyut bir dilin egemen olduğunu görürüz. Kübist heykellerden, Minimalizm’e, oradan Dekonstrüktivizm’e kadar soyut sanatın verimli bahçesinden beslenmiş, bu akımların heykel ve mimarlık örneklerini incelemiştir. Birlikte kullandığımız atölyenin hem üretim hem de öğrenme süreçlerimiz için tam yeri olduğunun farkındayızdır. Bu atölyedeki üretimleri izledi ve farklı malzemelerin sanatsal ifadeye nasıl dönüştüğüne tanıklık etti. Bu deneyci ve özgür ortamı içinde farklı malzemeleri kullanmaya başlamış ve form anlayışını geliştirmiştir. Yapıtlarını besleyecek bu deneyimleri kendi dünyasında yoğurmuş ve özgün bir dil oluşturma amacıyla üretimlerine yansıtmıştır. 

Önceleri çamura form verme ile başlayan süreci atık malzemeler, özellikle süngeri çalışmalarının merkezine alacak kadar geliştirmiştir.  Parçalı geometrik formları bir araya getirerek organik form çağrışımlı bütüncül formlar oluşturmuş, heykellerine renk unsurunu da katarak yeni plastik etkiler yakalamaya çalışmıştır. Aynur Önürmen’in yapıtları kendini üretir ve yeni formların doğmasına imkân verir. Bu heykellerin içinde, bizi tatmin eden bir dinamizm ve güçlü bir estetik duygu taşıdığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

İrfan Önürmen

Eserler

04.01.2017

31.01.2017

Ayşe Topçuoğulları

Biyografi

AYŞE TOPÇUOĞULLARI

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden 2010 yılında mezun oldu.

 

Karma Sergiler:

Contemporary İstanbul 2015, Galeri/Miz, İstanbul

Galeri/Miz “Gökyüzü Bahçesi”, İstanbul, 2015

Galeri5 “Teneffüs” , İstanbul, 2015

Mamut Art Project, İstanbul, 2015

The Second International Art Colony Bosnia and Herzegovina and Museum “Alija Izetbegovic” , 2014

Summart Kampus, Moldova, 2013

Galeri No: 2 Grup Sergisi , İzmir, 2013

DYO, İstanbul, 2012

Proje Masal Masal Matitas, Budapeşte, 2012

Günümüz Sanatçıları Sergisi Akbank Sanat , İstanbul, 2011

Günümüz Sanatçıları Sergisi Akbank Sanat , İstanbul, 2010

 “Telaşa Mahal Yok / No Room for Panic” Outlet Art Galeri, İstanbul, 2009

 “Açık Alan / Open Air” Soyer Art Center, İzmir, 2009

DYO, İstanbul, 2008

Uluslararası Sanat Festivali (Fabrikart Group) “Twinkle” Kapadokya Türkiye 2008

Sınırlar ve Yörüngeler, Siemens Sanat, İstanbul, 2008

 

Hakkında

“Kimse bana fikrimi sormadı. Halbuki ne kız olmaya hazırdım ne de erkek. Belki bir tırtıl olmak isterdim, bilmem ki...” cümleleriyle sergisini anlatan Ayşe Topçuoğulları, kendi hayal dünyalarının kahramanı olan çocuk figürlerini farklı hareketler halinde betimliyor. Sevincin ve hüznün en masum halini çeşitli kompozisyonlar olarak izleyiciyle buluştururken, gerçek dünyadan bir anlığına uzaklaşarak sadece iyiliğin hakim olduğu bir harikalar diyarını tuvallerinde sunuyor.

 

Eserler

07.12.2016

03.01.2017

Yavuz Kılıçer - Kaleydoskop

Biyografi

YAVUZ KILIÇER

1979 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümüne girdi. 1984 yılında Devrim Erbil atölyesinden mezun oldu.

 

Hakkında

Resimlerinde yaşamdan kesitleri özgün bir dille izleyici ile buluşturan Kılıçer, çevremizden aşina olduğumuz sıradan insanları bir kaleydoskobun* içindeymiş gibi değişken ve renkli bir atmosferde kurguluyor. Sanatçının yapıtlarında insanlar kendi dünyalarında ne kadar durağansa çevreleri bir o kadar devingen. Tüm albenisine rağmen kaleydoskopun devingenliği an be an değişen, hızına yetişemediğimiz dış dünyayı temsil ederken tuvalde bu ifadenin yansıması saydam katmanlar, renk oyunları ve hareketli formlar olarak karşımıza çıkıyor ve resmin merkezindeki insanı çevreleyerek onun iç dünyasına dair sorular sorduruyor.

 

* İçine bakıldığında objeler gösteren bir aygıttır. Desenler dürbünün hareket ettirilmesi ve ışığın farklı noktalara yansımasıyla elde edilir.

Eserler

17.05.2016

06.06.2016

Aynadaki Gibi - Eyüp Ataş

Biyografi

1987 doğumlu sanatçı 2005 yılında Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümüne girdi. Bu fakülteden 2010 yılında mezun oldu. Çeşitli karma sergilere katıldı. İstanbul’da Devrim Erbil ve Nezih Çavuşoğlu atölyelerinde asistanlık yaptı. Son dönem çalışmalarında tuval üzeri yağlıboya ve kağıt üzerine çalışmalar üretmektedir. 

Hakkında

Eyüp Ataş’ın çıkış noktalarından ilki Bergman’ın filmi “Aynadaki Gibi”. Siyah-beyaza yaklaşan amorf figürleri, başlangıçta izleyicinin görsel algısıyla oynayıp bir adım sonrasında yeni algılama, sorgulama biçimlerine davet eden bir yapı sergiliyor. Birbirinin içinden çıkan, birbirini doğuran yapıtlar, aynı zamanda sanatçının ilk esin kaynağından uzaklaşıp düşüncesini yeni biçim, renk ve kompoziyonlarla yansıtmasını getiriyor. Zaman zaman kolaj tadına yaklaşan bu eklektik uyarlamalar, tüm yapıtlarda karşımıza çıkan geçmiş, şimdi ve geleceği içinde barındıran biteviye çatışmayı desteklerken gözün sorgusu aklın sorgusuna evriliyor. 

Eserler

22.03.2016

24.04.2016

Dalgaların Köpüğü - Sabrina Fresko

Biyografi

Sabrina Fresko İstanbul'da doğdu. St Michel Lisesinden sonra Paris UP7 de mimarlık okudu.
Simya Galeri'de sergilediği tasarımları mobius heykeller olarak nitelenmekte, metalde dokuma teknikleri ve soyut heykel formları modern takı ve heykel konusunda yeni form ve teknikleri içermektedir.

Hakkında

Sanatçı bu sergisinde, ilk bakışta denizi, dalgaların köpüğünü ve onların kendisi ile duygusal ortaklığını konu ediyor. Farklı boyutlarda, ama neredeyse hep aynı hareketleri içeren biçimleriyle karşımıza çıkan heykeller, bize dalgaların yumuşak ve birbirlerini tekrar eden gel-gitlerini anımsatıyor. Bu heykeller aslında denizin doğrudan betimlenmesinden çok, sanatçının onu seyrederken kapılıp gittiği hayaller ve o hayallerin kendisinde yarattığı duyguların görüntüsüdür.

Öte yandan Fresko, galeri mekânına yerleştirdiği bir ekran aracılığı ile deniz duygusunu izleyiciye daha güçlü hissettirmeyi amaçlıyor ve hayaller ürettiğimiz denizin taşıdığı bir trajedi ile haz atmosferine gizlenmiş ağır bir gerçekle yüzleştiriyor.

Eserler

18.02.2016

15.03.2016

Katl-i Nefs

Biyografi

1977 yılında Kayseri’de doğan Özgür Demirci, Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünden mezun oldu. Bugüne kadar kişisel ve çeşitli karma sergilere katılan sanatçının yazıları Şehir, Yalın Ayak, Şiiri Özlüyorum, Ada, Kül Eleştiri, Güney, Varlık, Karakalem, Bireylikler, Koridor, Lacivert, Onaltıkırkbeş, Şair Çıkmazı dergilerinde yayınlandı. Demirci çalışmalarını Beyoğlu’ndaki atölyesinde devam etmektedir.

Sanatçının son dönem sergilerinden bazıları:
 

2016: “Katl-i Nefs” Galeri/Miz İstanbul


2015: "Bereketli Topraklar Üzerinde" Art01 Adana Çağdaş Sanat Buluşmaları, Grup Sergisi

          Contemporary İstanbul; “Galeri/Miz”

          Tüyap; “Karşı Sanat Çalışmaları”

          “Uluslararası Sanat Festivali” Romanya
          “Yaz Karması” Casa Dell Arte, Bodrum
          “Je Est Un Autre-Ben Bir Başkasıdır” Solo Sergi, Galeri Bu, İstanbul
          “Bir Hikayem Var” Grup  Sergisi, Galeri Fab, Arnavutluk-Tiran
          “Bir Hikayem Var” Grup Sergisi, Hırvatistan-Zagrep
          “Altıncı Portakal Çiçeği Sanat Kolonisi Sergisi” Port Art-5 Galeri, Ankara
 
2014: “Bellek&Kimlik, Artstop, İstanbul
          “Uluslararası Yılın Genç Ressamı Yarışması Sergisi, rh+, İstanbul
          “Ben hep birAz Fazla” Bergsen&Bergsen Galeri- Muse İstanbul, İstanbul
          “Yakın Bakış” Casa Dell Arte, Bodrum
          “Bir Hikayem Var” Bosna Hersek Ulusal Galeri, Bosna Hersek
          “Ben-Me” Art 212 Sanat ve Kültür Platformu, Bodrum
          “Genç Heykel Sergisi” Şişli Belediyesi, Nişantaşı Sanat Parkı, İstanbul
          “Portakal Çiçeği Sanat Kolonisi”, Sapanca
          "İklim Değişimi," Bozlu Art Project, İstanbul
 
2013: "Müdahale Var mı?" TÜYAP Sanat Fuarı, İstanbul
            "A'mak-ı Hayal" Niş Art Galeri, İstanbul
            "Doğudaki Hayalet" Niş Art Galeri, İstanbul
            "Ostraka Art Festival", İstanbul

2012: "Fareler ve İnsanlar,” Galeri Espas, İstanbul
           "Ostraka Art Festival", Mısır
 

Hakkında

Galeri/Miz, eserlerinde daha çok geleneksel Türk resim sanatının karakterini belirleyen öğelerden yararlanan, çağdaş sanatın öne çıkan isimlerinden biri olan genç sanatçı Özgür Demirci’nin yeni sergisine ev sahipliği yapıyor.  Sergi, 19 Ocak 2015 – 14 Şubat 2016 tarihleri arasında     Galeri/Miz’de görülebilir.

Eserlerinde daha çok geleneksel Türk resim sanatının karakterini belirleyen Özgür Demirci, bezeme, motif ve süslemelerden yaralanıyor. Bu motifleri modern biçim ve öğeleri süsleyecek şekilde kullanan sanatçı yeni ve farklı modern bir üslup yaratmaya çalışıyor. Zaman zaman doğu mistisizmini temsil eden ve Türk sanatçıları tarafından görmezden gelinen yaşadığımız coğrafyanın kültürel kodları, kadim minyatür sanatı, çalışmaların konusunu oluşturabiliyor. Geçmişin temsiliyetini resimlerine imge ve renklerle taşırken modern ve yeni bir üslup yaratma kaygısıyla hareket ediyor.

ÖZGÜR DEMİRCİ

1977 yılında Kayseri’de doğan Özgür Demirci, Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünden mezun oldu. Bugüne kadar kişisel ve çeşitli karma sergilere katılan sanatçının yazıları Şehir, Yalın Ayak, Şiiri Özlüyorum, Ada, Kül Eleştiri, Güney, Varlık, Karakalem, Bireylikler, Koridor, Lacivert, Onaltıkırkbeş, Şair Çıkmazı dergilerinde yayınlandı. Demirci çalışmalarını Beyoğlu’ndaki atölyesinde devam etmektedir.

GALERİ/MİZ

Çağdaş sanat için bir platform olma hedefiyle açılan Galeri/Miz, 19 Ekim 2011 tarihinde İstanbul Teşvikiye’de açıldı. Çağdaş Türk sanatının yanı sıra uluslararası sanatı da sergilemeyi mekân politikası olarak belirleyen Galeri/Miz, yerleşik sanatçılar için olduğu kadar genç sanatçılar için de bir mekân olma özelliği taşıyor.

Çağdaş ve modern sanatı sergilemenin dışında alanlarında seçkin konukların katıldığı söyleşi programları ve güncel sanat konularında hazırladığı seminer programlarıyla İstanbul kültür ortamında yerini alıyor. Galeri/Miz, tüm kültür kurumlarıyla işbirliğine açık olarak sosyal sorumluluk projeleri yapıyor.

Eserler

19.01.2016

14.02.2016

Kadir Akyol, Yeni Portreler/Yeni Yüzler

Biyografi

Kadir Akyol

2013 yılında “Yılın Genç Ressamı” seçilen Kadir Akyol, 1984 yılında Mardin’de doğdu. 2008 yılında Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümün’den mezun oldu. 2011 yılında Ankara Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Ana Sanat Dalı’nda yüksek lisans eğitimini tamamladı. Aynı yıl İspanya’da Universidad De Sevilla Faculttad De Bellas Artes’de ikinci master eğitimine başladı. Akyol halen burada “Hacker Sanatı” isimli tezine devam etmektedir.

Kadir Akyol bugüne kadar, on kişisel sergi açtı ve yüzden fazla ulusal ve uluslararası (grup sergisi, bienal, trienal, sempozyum, fuar) etkinliğe katıldı. Ana uygulama mecrası resim olmakla birlikte, Akyol; video, enstalasyon ve performans gibi farklı mecralarda da üretimini sürdürmektedir.  

Hakkında

KADİR AKYOL: “YENİ PORTRELER / YENİ YÜZLER (New Portraits / New Faces)”

 

Akyol, sanat tarihinde portre geleneğinin mirasını, olağanüstü zenginlikte bir kaynak olarak kullanıyor. Genç sanatçıyı öne çıkaran, farklı tarihsel dönemlerden ve kültürel bağlamlardan seçtiği imgeleri, son derece özgün bir dille bir araya getiriyor olmasıdır. Tuvallerinde popüler kültürün ve geleneksel yaşantının, popüler olanın ve modern resmin, lirizmin ve ironinin unsurları dinamik bir uyum içinde yan yana geliyor.

 

Sanatçının, ilk dönem portreleri Türkiye’de neo- liberal ekonomiyle birlikte yaygınlaşan popüler kültürün gündelik yaşamı etkilemeye başladığı 80’li yıllardan izler taşıyor. Söz konusu seride Akyol’un tek kanallı devlet televizyonunun renkli açılış ekranı üzerine yaptığı portreler ve portrelerin üzerine uyguladığı tekstil desenleri dikkati çekiyor. Türkiye figüratif resim sanatının belleğinden çıkagelmiş, geleneksel kostümler içindeki figürler giderek kutsallığını yitiren bir dünyada bağlamlarını kaybetmiş imgelere dönüşüyor. Akyol, Neşet Günal resminin Andy Warhol’la buluşması gibi imkansız bir arzuyu, gerçeküstücü bir deneyime dönüştürmeyi başarıyor.

 

Kadir Akyol portrelerine, değişimin kaçınılmazlığını, insanın uyum sağlama gücünü, şimdiki zamanın enerjisini yükler. Eserleri izleyici ile diyalog halindedir. İzleyeni ile içten ve nezaketli bir etkileşim kurar.

 

Akyol’un ilk dönem çalışmalarında fotoğrafın nesnesine sadakatinden kaynaklanan biriciklik duygusu, seri üretim ve hızlı tüketim dünyasının sıradanlığı içinde yitip gitmek üzere gibi görünür. Portrelerinde ifadelerin biricikliği, bakışlardaki derinlik ve dantel örtülerin loşluğu, fondaki geometrik, parlak ve renkli gerçekliğin anonim ışığı tarafından tehdit edilmektedir. Yüzleri ikinci bir deri gibi örten dantelin kırılganlığı, nostaljik bir maskeden başka bir şey değildir. Bu peçeler, örtüler, perdeler öznelliği korumaya çalışmaktadırlar.

 

Akyol’un yeni seri portrelerinde, yüzlerdeki dantel doku yerini canlı, parlak renk vuruşlarına bırakır. Bu vuruşlarla perde yırtılmış, büyü bozulmuştur. Öznenin biricikliği yerini ideal genç kadın yüzlerinin anonim nesnelliğine bırakmıştır. Bakış taşıyıcısı özne yerine, bakışın nesnesi olan güzellik geçmiştir. Güzelliğin zemini, fonu, derinliği, tarihi, yaşı yoktur. Andy Warhol, Richard Phillips’in çizgisine yerleşen bu portreler zevk, haz, arzu gibi isimler taşırlar. Bu isimler, resmilerin cazibesini ve izleyene sunduğu mutluluk vaadini arttırır. Sonuçta zafer arzunun olur. Akyol’un eserleri izleyicisini gizemini yitirmiş bir dünyanın yaralanmaz ve yaşlanmaz çıplaklığını kutlamaya davet eder.

 

Akyol, global bir dünyada Sevilla, İstanbul ve Mersin arasında mobil bir sanatçı olarak lokal tadlardan vazgeçmeyen ancak dünyadaki güncel üretimleri de alımlayan işler üretir. Bu sayede yeni portre alanında genç kuşak içinde ilgi çeken bir isim olarak yerini alır.

 

2013 yılında “Yılın Genç Ressamı” seçilen Kadir Akyol, 1984 yılında Mardin’de doğdu. 2008 yılında Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümün’den mezun oldu. 2011 yılında Ankara Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Ana Sanat Dalı’nda yüksek lisans eğitimini tamamladı. Aynı yıl İspanya’da Universidad De Sevilla Faculttad De Bellas Artes’de ikinci master eğitimine başladı. Akyol halen burada “Hacker Sanatı” isimli tezine devam etmektedir.

 

Kadir Akyol bugüne kadar, on kişisel sergi açtı ve yüzden fazla ulusal ve uluslararası (grup sergisi, bienal, trienal, sempozyum, fuar) etkinliğe katıldı. Ana uygulama mecrası resim olmakla birlikte, Akyol; video, enstalasyon ve performans gibi farklı mecralarda da sanatsal üretimini sürdürmektedir. 

 

Sevil Dolmacı

 

Eserler

19.12.2015

17.01.2016

Gökyüzü Bahçesi

Biyografi

Hakkında

 ‘Gökyüzü Bahçesi‘ başlıklı sergi, 5 Kasım - 29 Kasım 2015 tarihleri arasında Teşvikiye Galeri/MİZ mekanını , Ayşe Topçuoğulları ve Sibel Çetin’in heykel ve resimleriyle adeta bir masal dünyasına dönüştürüyor.

 

Galeri/Miz’in bu yılki Contemporary İstanbul fuarı standında da çalışmaları sergilenecek olan iki genç sanatçıya yer verdiği karma sergide; çocukların dünyayı ve hayatı anlamak için kendilerine özgü yollarla yarattıkları düş dünyalarını tuvallerine yansıtan Ayşe Topçuoğulları,

izleyenleri yitirilen hayal gücü ve masumiyet duygusuyla yüzleştirirken

Sibel Çetin,  iyilik, umut, hüzün gibi kavramları incelikle işlediği heykelleriyle izleyicilerini bir masalın kahramanları olmaya davet ediyor

Eserler

05.11.2015

29.11.2015

Murat Tomruk, 'İZ'

Biyografi

1964 yılında İstanbul’da doğdu.

Fotoğrafcılığa Galatasaray Lisesi yıllarında başladı. Karanlık odasında siyah beyaz

fotoğrafcılığın inceliklerini deneyimledi.

Bakan gozlerden goÅNren gozlere gecebilmenin fazlasıyla emek istediğine inanan

Tomruk, estetik oğelerin one cıktığı fotoğraflarında duyguları ve farklı bakış

acılarını yakalamaya calışıyor.

Ceşitli ulusal ve uluslararası fotoğraf yarışmalarında oÅNdül sahibi olan Murat

Tomruk, ilk kişisel sergisini Mayıs 2012’de İstanbul’da actı. Halen Koc Holding’de

üst-düzey yonetici olarak calışan Tomruk İFSAK üyesidir.

Hakkında

Fotoğraf sanatçısı Murat Tomruk, yeni sergisinde peşinde iz sürdüğü anların, manzaraların ve mekanların fotoğraflarını sanatseverlerle paylaşıyor. Bilinen yerleri kendi bakış açısıyla yorumlayarak, hem göze hem de duygulara hitap ediyor.

İçinde yaşadığımız vahşi dünyanın keşmekeşi içinde sıradanlaşan hayatlarımızda, izleyicilerine küçük bir pencere açmayı hedefliyor.

Aynı zamanda Koç Topluluğu’nda üst düzey yönetici olarak görev yapan Murat Tomruk, Galatasaray Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarında başlayan fotoğraf yolculuğuna, daha iyi fotoğrafın ‘İZ’ ini sürerek devam ediyor. 

Eserler

10.10.2015

02.11.2015

DİSİPLİNLER ARASI

Biyografi

Hakkında

1 Eylül 2015 tarihinde başlayacak olan ‘Disiplinler arası/ Interdisciplinary’ sergisi, Galeri/Miz’in  2012 yılından itibaren her sene gerçekleştirdiği

uluslararası nitelikteki konuk sanatçı programı sonucunda ortaya çıkan eserlerden derlenmiş bir sergidir.

 

Sezon boyunca çeşitli sergilerle senelik programını sürdüren Galeri/Miz,  benimsediği galeri misyonuna paralel olarak yaz dönemlerinde gerçekleştirdiği  ‘Artist in Residence’ programı ile genç sanatçıların yeni üretimlerine ortam sağlarken, uluslararası genç sanatı İstanbul sanat ortamına taşıyarak kültürler arası diyaloğu arttırmayı amaçlamıştır.

 

Farklı disiplinler, sosyal ve kültürel arka planlardan gelen sanatçılara bu program dahilinde yer veren Galeri/Miz , 14. İstanbul Bienali ile eşzamanlı paralel bir etkinlik olarak  gerçekleşecek ‘Disiplinler arası/ interdisciplinary’ sergisinde bugüne kadar düzenlemiş olduğu ‘Artist in Residence’ programlarına katılım göstermiş sanatçıların eserlerinden bir seçki yaparak sanatseverlerin beğenisine sunuyor.

 

Sergi dahilinde, Sadık Arı(Türkiye) ,Helena Hernández (Meksika), Rebecca Travis(İngiltere), Elize Vossgatter (Güney Afrika) ve, Matthias Moravek (Almanya), Thomas Mocaer (Fransa), Jude Griebel ( Kanada), Alejandro Ontiveros Robles (İspanya), Lilly Lulay ( Almanya)  adlı sanatçıların; heykel,  video, fotoğraf, desen , yağlıboya, enstalasyon  gibi farklı disiplinlerden işleri 29 Eylül’e kadar görülebilir.

Eserler

01.09.2015

29.09.2015

Sen Meşgulsün Galiba

Biyografi

ÖYKÜ ERSOY

1990 Ankara doğumlu olan sanatçı 2008 yılından itibaren İstanbul'da yaşıyor ve çalışmalarına devam ediyor. 2013 yılında Milano'da düzenlenen Brerart Çağdaş Sanat haftasına, 2014 yılında Mamut Art Project'e, 2015 yılında Contemporary İstanbul'a katıldı. 2014 yılından beri Artnivo ile çalışıyor.

ESRA İLBEYLİ

1990 Adana doğumlu sanatçı, 2010 yılında Yeditepe Üniversitesi'nde Plastik Sanatlar üzerine eğitim almaya başladı.  2012 'de sanat yönetimi bölümünde yan dal eğitimine başladı. 

2012, Nazım Hikmet Kültür Merkezi Çözülüş Karma Sergisi

2012, Mustafa Pancar İstanbul Modern Atölyesi

2012, Buryos sanal sanat sitesi

2013, European Exchange Academy sanat programı

2013, Almanya-BeelitzHeilstatten 'ForeignAffairs' karma sergisi

2013, 'Bizim İnsanlarımızdan Hikayeler' karma sergisi

2014, Bimisal Art&Design Gallery, 'Dirty Pop' karma sergi

2014, Mitte Karaköy

2014,36.DYO resim yarışması

AHMET DURU

1987 Sivas doğumlu sanatçı İstanbul'da yaşıyor ve çalışmalarına burada devam edior. 2013 'Salt Soyut' karma sergisi,2014 İlk kişisel sergisini Daire Sanat Galerisi'nde açtı. 2015 yılında 'Çürümenin Muhteşem Anıtları' sergisine katılan sanatçı halen Daire Sanat Galeri'nin sanatçısıdır.

YAĞIZHAN ÇALIŞKAN

1992 Ankara doğumlu sanatçı 2010 yılında Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Plastik Sanatlar Bölümünü burslu olarak kazandı.

  • 2000- Anatolia Sanat Galerisi kişisel sergi
  • 2003- Kavaklıdere Sanat Galerisi kişisel sergi
  • 2005- Başkent Üniversitesi Kolej Ayşeabla'dan mezun oldu
  • 2006- Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesine girdi
  • 2007- Galeri Gözde'de düzenlenen 20 sanatçının katıldığı Terakota Workshop Atölye
  • çalışmalarında asistanlık yaptı.
  • 2007- Bilkent Üniversitesi Hayati Misman Atölyesinde Gravür Workshop kapsamındaki
  • atölye asistanlığı yaptı.
  • 2008- Ortaköy Sanat Galerisinde Gravür Workshop kapsamındaki 50 sanatçıyla karma
  • sergiye katıldı.
  • 2009- Sculptur Workshop atölye çalışmalarında asistanlık yaptı.
  • 2010- El Ele Sanat Galerisinde Ekrem Kahraman ile '' Usta-çırak resim sergisi ''
  • adlı sergiyi açtı.
  • 2011- Krisna Sanat Galerisi ''Aile'' adlı karma sergiye katıldı.
  • 2013- Surfart adı altında 10 sanatçının yer aldığı karma sergiye katıldı.
  • 2013- ''Trio esinti'' ''Burhan Doğançay-Tunç Tanışık-Yağızhan Çalışkan''karma
  • sergisine katıldı.
  • 2013- Surfart etkiligi kapsamında Myga Surf Okulu'nda workshop yaptı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Hakkında

3 genç küratör, Esra Özkan, Gencer Uçar ve Merve Balcıoğlu’nun düzenlediği Sen Meşgulsün Galiba..! sergisi  toplumsal algıda oluşturulan bilgisel akışın kontrolden çıkışını, totaliter yapıların kristalleşerek hayatımızın her alanına nüfuz etmesini, kitle iletişim araçlarını ve bunların birey üzerine açmış olduğu sorunlardan yola çıkarak meşguliyet kavramını sorgulan bir sergi olma özelliğini taşıyor.

 

Sen Meşgulsün Galiba..! Sergisiyle bir araya gelen dört çağdaş genç sanatçılardan biri olan Ahmet Duru sergiye tüketim toplumuna ilişkin bir performansıyla eleştiri getiriyor. Esra İlbeyli ise ışıklı kutularında bireyin bulunduğu ortama uyum sağlamaması ve ortamına yabancılaşmasını konu alıyor. Öykü Ersoy bireyin değişime ayak uyduramayan kentle, hayatla bağ kuran karakterleri onların yaşadığı durumları anlatıyor. Meşguliyetin etkilerinden biri olan bireyin kendine ve çevresine yabancılaşmasını irdeleyen Yağızhan Çalışkan Video enstalasyonu ile sergiye katılıyor.

Eserler

17.06.2015

30.06.2015

Serra Mübeccel Gültürk, Gündüz Masalları

Biyografi

Serra Mübeccel Gültürk

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni bitirdi. Biri yurt dışında olmak üzere 6 kişisel sergi açtı, ulusal ve uluslararası çok sayıda karma sergiye katıldı, fotoğraf gösterileri yaptı, ödüller aldı. Fotoğraf eğitimleri ve workshoplarla bilgilerini paylaşmakta, aynı zamanda mimari, dekorasyon ve ürün tanıtımı konularında profesyonel fotoğraf çalışmalarını sürdürmektedir.

Hakkında

   

 

 

 

Serra Mübeccel Gültürk’ün, sergide yer alan farklı boyutlardaki 27 adet siyah/ beyaz fotoğraf çalışmasında kişiye özgü bir yorumla değerlendirdiği ışık ve tonlara yapılan yerinde müdahaleler anlatıma derinlik kazandıran unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.

Alışılmış manzara fotoğrafı estetiğinin dışında gerçeküstü bir atmosfer izleyiciyi müphem bir varoluş hissinin içine aliyor. Bu zamansız ve insansız fotoğraflar, bir yandan  doğanın dokunulmazlığını koruma isteği yaratırken, öte yandan izleyiciyi imgelerin katmanları arasında saklı kalmış gibi duran anlamı aramaya davet ediyor. 

 

Eserler

02.06.2015

15.06.2015

Ayşen Karakaya- Ali Atmaca,Dialoglar

Biyografi

Hakkında

Usta sanatçı Ali Atmaca ve genç jenerasyondan Ayşen Karakaya’nın Bodrum’da kesişen yolları, izleyicilerine farklı iki kuşak sanatçıların alış-verişlerini ve usta-çırak ilişkisini yansıttığı yeni eserler sunuyor. Galeri/Miz, 5 Mayıs- 31 Mayıs 2015 tarihleri arasında bu dinamiklerin hayata geçtiği Dialoglar Sergisi’ne ev sahipliği yapıyor.

Eserler

05.05.2015

31.05.2015

Emre Zetinoğlu, Açık Dünya

Biyografi

EMRE ZEYTİNOĞLU

(1955, İstanbul)

1980 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar UÅNniversitesi Seramik

BoÅNlümü’nden mezun oldu. 1986 yılından itibaren sergi acıyor.

1988’den bu yana da farklı dergilerde ve cok yazarlı kitaplarda

sanat konusunda makaleler yayımlıyor. Mimar Sinan Güzel

Sanatlar UÅNniversitesi’nde “Sanat, Kuram ve Eleştiri”, “Sanat

ve Tasarım Kültürü” ve “İdeolojik Metinler ve Sanat”, Marmara

UÅNniversitesi’nde de “Sanat Kuramları UÅNzerine” adlı dersleri

veriyor. Ceşitli televizyon kanalları icin belgeseller yapıyor.

Kitaplarından bazıları şunlardır:

“İktidarsızlığın İktidarı ve Sanat” (Ayrıntı Yay. 2014), “Bir Boşluğa

İşaret Bırakmak / Mesafe ve Temas” (Baksı Vakfı Yay. 2013),

“Sanat UÅNzerine Yersiz Yorumlar” (Bağlam Yay. 2008), “Uyku

Tulumunda Spor” (Telos Yay. 2004), “Sanatın Suc Ortaklıkları”

(Bağlam Yay. 2003), “Kavramın Sınırlarında” (Ali Akay ile.

Bağlam Yay. 1998) ve “Pisuarın Bir Dekonstrüksiyonu” (Ali

Akay ile. Bağlam Yay. 1994 / MinoÅNr Yay. 2013).

 

Hakkında

Bu sergi, Mıgırdiç Margosyan’ın “Gâvur Mahallesi” ve “Biletimiz İstanbul’a Kesildi” adlı iki öykü kitabı üzerine kurulmuştur. Söz konusu kitaplarda Diyarbakır kentinin eski kozmopolit yapısı, yazarın çocukluk döneminden aktarılan birtakım olaylarla gözler önüne serilir. Olayların sahnesi ise ağırlıklı olarak Gâvur Mahallesi’dir.

Türkçe, Kürtçe, Zazaca, Farsça, Arapça, Ermenice gibi çeşitli dillerin kullanıldığı bu mahalle, elbette yaşam biçimleri açısından da bir “farklılık” içermekteydi. Ne var ki bu farklılığın bazı “dil kaymaları”nın dışında, o zamanlar da ideal bir etkileşim yaratmadığına ya da moda tabir ile bir “kültürel geçişlilik” oluşturmadığına dikkat çekmek gerekir. Margosyan’ın kitaplarında bize anlatılan bu mahalle, eğlenceli olaylarla dolu olsa da aslında daha derinlerde büyük zorlukların, büyük vahşiliklerin ve büyük hüzünlerin de izlerini taşır.

“Açık Dünya”, iki bölümden oluşan bir sergidir. Birinci bölüm, öyküleri okurken yapılmış çizimlerden ve tutulmuş notlardan oluşur. Açıkçası bu bölümdeki çalışmalar, o öykülerin harekete geçirdiği bir tahayyülün ürünleridir; yani Gâvur Mahallesi’ni henüz görmeden, uzaktan düşünmektir. Oysa ikinci bölüm, ilk bölümden tümüyle ayrı biçimde ortaya çıkmıştır ve bunlar, 2015 yılının Şubat ayında Gâvur Mahallesi’ne yapılmış bir seyahatin belgeleridir.

İlk adımda öykülerden tanınan ve bir hayal dünyası halinde beliren Gâvur Mahallesi, oraya yapılan seyahatten sonra ete kemiğe bürünmüş ve önümüze somut olarak serilmiştir. İşte “Açık Dünya”, hayal dünyası ile somut dünyanın, tam da “bugün”  karşılaştırıldığı bir sergidir. Ve bu karşılaştırma, artık ne eski Gâvur Mahallesi’nin hayallerine ne de bugünün somutluğuna bağlı kalır; kaçınılmaz olarak buradan yeni bir öykü çıkar.

“Açık Dünya”, Margosyan’ın öykülerinin içinden, o öyküleri yeniden yazmaktır; aynı zamanda da Gâvur Mahallesi’ni yeniden hayal etmektir elbette… Ama özellikle, o mahallenin bugünkü gerçekliği ile birlikte…

 

Eserler

07.04.2015

30.04.2015

Tuba Önder Demircioğlu, Tuba Ağacı

Biyografi

TUBA ÖNDER DEMİRCİOĞLU

 

1969 yılında Eskişehir’de doğdu.

İlk, Orta ve Lise eğitimini Eskişehir’de tamamladı.

1991 yılında Eskişehir A. Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Anasanat Dalında,

Artistik Seramik Bölümünde Prof. Zehra Çobanlı atölyesinde lisans eğitimini tamamladı.

1993 yılında, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

Seramik ve Cam Anasanat Dalında Prof. Erdinç Bakla danışmanlığında

‘’ Post - Modern Seramikler ve Kişisel Öneriler ‘’ konulu tezi ile Yüksek Lisans

Eğitimini tamamladı. 1998 yılında ,Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi,

Seramik ve Cam Anasanat Dalında , Prof. Erdinç Bakla danışmanlığında

‘’ Günümüzde Post – Modernizm’ de Sembolik Anlatım ve Seramikle Buluşması

Konulu tezi ile sanatta yeterlilik eğitimini tamamladı.

Lisans eğitimi sırasında,1989’ da Gorbon Sanat’ da tasarımlar yaptı.

1987-1990 yılları arasında Atilla Galatalı ve Filiz Özgüven Galatalı ile birlikte seramik form ve yüzeysel

tasarım çalışmaları yaptı. Sanatının felsefe ve düşünce ile buluşması, Atilla Galatalı

ile yaptığı çalışmalarda önem kazandı.1992-1994 yılları arasında İTO, UNIDO, P.İ.S.İ.E

kuruluşlarının ortaklaşa düzenlediği  ‘’Ayakkabı tasarım ve model yapımı’’  eğitimlerine katıldı.

Kendi atölyesinde  belirli dönemlerde workshoplar ve seminerler düzenlemektedir.

Atölyesine devam eden öğrencilerine akademik eğitime paralel olarak  artistik seramik dersleri vermektedir.

Seramik sanatının daha iyi anlaşılması  ve yaygınlaşması için bazı belediyelerle çalışmalar yürütmektedir.

Seramik, heykel çalışmaları dışında,  farklı mekanlarda  tasarım çalışmalarında da bulunmaktadır.

Sanatçı eğilimi olan artistik çalışmalar ile ilgili felsefi ve  akademik araştırmalarına da devam etmekte ve  bunlarla ilgili yazın çalışmaları üzerine de yoğun bir şekilde eğilmektedir.Türk Seramik Derneği üyesi olan sanatçı aynı zamanda  UKKSA (Uluslararası Knidos Kültür Sanat Akademisi) nın da Danışma Kurulunda bulunmaktadır.

 

 

ÖDÜLLER

1989 – Genç Yetenekler Seramik Yarışması, Sergileme Ödülü, İSTANBUL

1990 – Kültür Bakanlığı Sergisi, D.G.S.G Genç Kuşak Sanatçıları Seramik Sergisi, ANKARA

1991 – 52. Devlet Resim Heykel Sergisi, ANKARA

 

SERGİLER

1987 – Karma Sergi, D.G.S.G., ESKİŞEHİR

1989 – Genç Yetenekler 2 Sergisi, İSTANBUL

1989 – Karma Sergi, D.G.S.G., ANKARA

1990 – Kültür Bakanlığı, D.G.S.G. Genç Kuşak Sanatçıları Sergisi, İSTANBUL

1991 – 52. Devlet Resim Heykel Sergisi, ANKARA

1991 – Karma Sergi, ESKİŞEHİR

1992 – Karma Sergi, M.Ü.G.S.F., İSTANBUL

1992 – Kişisel Sergi, Akbank Sanat Galerisi, İSTANBUL

1994 – Kişisel Sergi, İSTANBUL

1998 – Kişisel Sergi, İSTANBUL

2006 – Kişisel Sergi, Kaukas Sanat Galerisi, Viyana, AVUSTURYA

2006 – Karma Sergi, Yurt ve Dünya Sanat Galerisi, İSTANBUL

2007 – Karma Sergi, Moda Deniz Klübü Sanat Galerisi, İSTANBUL

2007 – Artİst 17. İstanbul Sanat Fuarı, TÜYAP,  İSTANBUL

2007 – ArtForum 3. Plastik Sanatlar Fuarı, Atatürk Kültür Merkezi, ANKARA

2007 – Karma Sergi, Moda Deniz Klübü Sanat Galerisi, İSTANBUL

2008 – Karma Sergi, UKKSA’ya Sergi, Ortaköy Sanat Galerisi, İSTANBUL

2008 – Artİst 18. İstanbul Sanat Fuarı,  TÜYAP, İSTANBUL

2009 – Kişisel Sergi, Merkez Sanat Galerisi,İSTANBUL

2009 – Artİst 19. İstanbul Sanat Fuarı,TÜYAP,İSTANBUL

2009 – Kişisel Sergi,Yunus Emre Kültür Merkezi,İSTANBUL

2010 – Kişisel Sergi,GaleriCef Sanat Galerisi,Nişantaşı İSTANBUL

2010 – UKKSA'ya Sergi,Bilim Sanat Galerisi,İSTANBUL

2010 – II.Akdeniz Ege Seramik Sempozyumu,DATÇA

2010 – 20.Artİst Sanat Fuarı,TÜYAP,Buta Vision,İSTANBUL

2011 – ArtExpo 2011,International Art Center,İSTANBUL

2011 – Heykele Özgürlük Sergisi.UPSD,BKM İSTANBUL

2011 – 1. Antalya Sanat  Fuarı,ANTALYA

2011 – SERES'11 Seramik ve Cam Kongresi,Seramik Sergisi.ESKİŞEHİR

2011 – Artist 21.İstanbul Sanat Fuarı,Tüyap.İSTANBUL

2012 – Karma Sergi, Lütfi Kırdar Kongre Salonu, Marjinart Galeri, İSTANBUL

2012 – Karma Sergi, Galeri FE, İSTANBUL

2012-   22.Artist Sanat Fuarı,Ares Sanat Galerisi İstanbul

2013-   Buluşma 2 Karma Sergi,GaleriFE, İstanbul

2013 - Karma Sergi,Nişart Sanat Galerisi,İstanbul

2013-   Buluşma 3 Ustalarla Buluşma, Karma Sergi,GaleriFE, İstanbul

2013-   23.Artist Sanat Fuarı,Ares Sanat Galerisi ,İstanbul

2014-   ‘1’, Galeri Ark, Karma Sergi, İstanbul

2014-  Bahar Karması, Karma Sergi, GaleriFe, İstanbul

2014 – Karma Sergi,8.Pişmiş Toprak Sempozyumu Sergisi,Eskişehir

2014 – Karma Sergi,Miras,SSEDD’14,Şeyh Edebali Üniversitesi,Bilecik

2014 – Karma Sergi,Sanat Gezgini Sanat Galerisi,İstanbul

2014 – Karma Sergi,Ustalara Saygı IV,GaleriFe ,İstanbul

2014 – 24.Artist Sanat Fuarı,Doruk Art Project,İstanbul

 

KATALOGLAR

1990 –Kültür Bakanlıgı Genç Kusak Sanatçıları  Seramik Sergisi Katalogu,ANKARA

1991 –52.Devlet Resim Heykel Sergisi Katalogu,ANKARA

2007 –Artist 17. Istanbul Sanat Fuar Kataloğu

2007 –ArtForum 3. Plastik Sanatlar Fuarı,ANKARA

2008 –Artİst 18. İstanbul Sanat Fuar Kataloğu

2009 --Artİst  19.  İstanbul  Sanat  Fuar  Kataloğu

2011-  Artist 21. İstanbul Sanat Fuar Kataloğu

2013- Artist  23.İstanbul Sanat Fuar Kataloğu

KOLEKSIYONLAR

Muharrem Aktas Koleksiyonu

Tanıl Küçük Koleksiyonu

Eczacıbası Sanat Atölyesi Koleksiyonu

Sabancı Koleksiyonu

Gorbon Koleksiyonu

Ömer Yenici Koleksiyonu

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Koleksiyonu

Imoga koleksiyonu

Hakkında

 

"CİHAN BİR DAĞDIR, YAPIP ETTİKLERİMİZ İSE BİR SES. DAĞA NE KADAR KUVVETLİ BAĞIRIRSANIZ SİZE YANKISI DA AYNI NİSPETTE OLUR."    Rumi

 

   Yaşamın tümü, insanın yapıp ettiklerinden ibarettir. Savaşlar, barışlar, duygular, hırslar, sevgiler, kinler ve daha yücelmiş yada alçalmış değerlerin tümü insanı biçimlendirirken aynı zamanda yaşamını da şekillendirir. Aslında yaşam maneviyat ve maddesel değerler üzerine temellenmiştir. Her dönemde, bunun örnekleri görülmüştür. Uzun yıllardır devam eden, post-modern sembolizmini barındıran "Dans edenler" koleksiyonuma ve son dönemde bunlara eklenen "Savaşçılar" koleksiyonuma ait heykellerim tamda bu noktadan hareketle, Galeri/MİZ'de gerçekleşecek olan kişisel sergimde, yeni anlamlar ile vücut bulmuşlardır.

  Çok hızlı üreyen, sürekli farklı formlara ve anlatımlara bürünen düşüncelerimin "Dans edenler" den sonra "Savaşçılar" a dönüşmesi, uzun bir düşünsel sürecin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Sembolik anlatım eğilimli çalışmalarım, uzun soluklu araştırmalarım ve düşüncelerim ile seramik malzemenin muhteşem olanakları ve ifade şekli birleşerek şu anki hallerini almışlardır.

  Manevi dünyayı sembolize eden, dans eden bedenlerine oturtulan, geleneksel kültürden izler taşıyan heykellerimde, biçime yönelik arayışlarım heykellerin kurgularını belirleyen beden hareketleri ve figürlerde kumaş gibi kullandığım kilin, sufi felsefesine ilişkin düşüncelerim; özgün bir sanatsal anlatımla ifade etmeye çalıştım. Manevi yükselişi, yakarmayı, paylaşmayı, sevmeyi, alçakgönüllülüğü ifade eden heykeller, yalın ama belli bir anın dinamizmi ile her an hareket edecekmiş gibi sembolize etmeye çalıştım. 

  Materyalist ve maddi dünyayı sembolize eden Savaşçı heykellerimde ise duruşları, beden hareketleri, bağları ve dövmeleri, yaşamın onlara getirdiği yükleri anlatmaktadır. Yoğun duygu hallerini, hissettiklerini, acılarını, kaybettikleri karşısındaki kazandıklarını sembolize etmektedir. Heykellerdeki bu düşüncelerin tümü Tuba Ağacı'nda bir araya gelmiştir. 

  "Tuba Ağacı", tüm cenneti gölgeleyen ve tüm meyveleri üzerinde barındıran, kökleri havada dalları aşağıda etrafını dolaşmaya ömürlerin yetmediği kadar büyük ve yüce bir ağaç olarak tasvir edilmektedir. Tuba ağacı benzersiz özelliklere ve görülmemiş bir zenginliğe sahiptir. Ayrıca, insan da, Tuba Ağacı gibi bütün kök, dal, yaprak, çiçek ve meyveleri ile irtibatlıdır, müstakil değildir. İnsan, vücudu dahil tüm aza ve hissiyatları birbirleriyle irtibat halindedir. Bu manevi ağacın kökleri yukarda (cennette) ve bu manevi dallar vasıtasıylada bu maddi ve manevi şeyler dünyaya yani bize ulaştırılmaktadır. Bizler bu dünyada bu dallardan hangisine tutunursak, bu dalların bizleri o yönde götüreceğine inanılır. Bu inanışta bu sergimin içeriğini oluşturmaktadır.

 

 

Eserler

10.03.2015

31.03.2015

Ebru Uygun, EBRUca NEFES

Biyografi

EBRU UYGUN
TOÇEV MÜTEVELLİ VE YÖNETİM KURULU BAŞKANI

 

Ebru Uygun, 1971 yılında İstanbul’da doğdu. Avusturya Saint George Ticaret Lisesi’nden sonra Finishing School ve Cenevre Webster Üniversitesi’nde İşletme-Pazarlama Bölümü’nden mezun oldu. İsviçre’deki öğrencilik yılarında Christian Children Foundation’da iki yıl süreyle staj yaptı. Staj yaptığı dönemde Türkiye’den yurt dışındaki vakıflara bağış yapıldığını fark eden Ebru Uygun, vakıf kurmaya karar verdi. Türkiye’ye döndüğünde bir süre İpaş İplik’te Muhasebe Müdür Yardımcısı olarak çalıştı. 1994 yılında Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı’nı kurdu. Ebru Uygun ELPA Tekstil'in Yönetim Kurulu Üyesi, Sanatçılar ve Sanatsevenler Derneği'nin Başkan Yardımcısı, Aile Akdeniz Ateşi Derneği Başkan Yardımcısı, 100 Yıl Işıl Eğitim Vakfı’nın Başkanı'dır. 102 No’lu Oda (2005), Dokunduğum Yürekler (2006), Birlikte Büyümek (2009), Gönül Irmağı (2013) adlı dört kitabı olan Ebru Uygun, İnsanlığa ve Gönüllü Kuruluşlara Destek Veren TYYB Junior Chamber/İnsanlığa ve Gönüllü Kuruluşlara Destek Veren En Başarılı Genç Ödülü (1996), Rotary/Başarı Ödülü (2007), Lions 118T/Başarı Ödülü (2009), Hello Dergisi/Pırlanta Kalpli Kadın Ödülü (2009) ve Eisenhower Fellow (2010) ödüllerini aldı. Sanatçılar ve Sanatsevenler Derneği’nin düzenlediği “Karma Sergisi” (2008), Silivri Rotary Kulübü ve Sanatçılar ve Sanatsevenler Derneği’nin düzenlediği “Somali’ye Yardım Sergisi” (2011), Sanatçılar ve Sanatsevenler Derneği’nin TOÇEV ile birlikte düzenlediği “Elele Karma Resim Sergisi”ne (2011) ve Amerika (2014) ile Barselona’da (2014) açılan karma sergilere ebru çalışmalarıyla katıldı. 2012’de “Dokundum”, 2013’de “EBRUca” ile “EBRUca Bodrum” ve 2014’de “EBRUca Bahreyn” kişisel ebru sergilerini açan Ebru Uygun, İngilizce, Almanca, Fransızca biliyor. Uygun, ikiz çocuk annesidir.

 

 

Hakkında

Ebru sanatına getirdiği tekniklerle modern bir yaklaşım kazandıran Ebru Uygun, merakla beklenen yeni kişisel sergisini Galeri/Miz’de sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Yepyeni tekniklerle ebru sanatını değişik yüzeylerde uygulayarak unutulmaya yüz tutmuş bu değerli sanatımızı gündelik hayatın içine sokan ve her malzemeyi bir çağdaş sanat eserine dönüştüren Uygun, “EBRUca NEFES” isimli sergisini 10 Şubat’ta açıyor.

Eserler

10.02.2015

02.03.2015

Ezgi Cömert, Zamana Direnen Hisler

Biyografi

1991 yılında Trabzon'da doğan Ezgi Cömert, Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde eğitimine devam etti. Çocuk yaşta başladığı resim çalışmalarına ara vermeksizin, duyarlığını ve teknik becerisini sürekli geliştirerek ürettiği işlerini 2012’de sergiledi. Resimlerinde bir çok farklı malzeme ve disiplin deneyen Ezgi Cömert, malzeme olarak akrilik üzerinde yoğunlaşıyor. Yeni seri işleri, doğanın sessiz içtenliğini yorumladığı yapıtlardan oluşuyor. Teşvikiye Galeri/Miz’de ikinci kişisel sergisini izleyicilerine sunan Ezgi Cömert, 2009 yılında ilgilenmeye başladığı fotoğraf sanatı ile de kent ve metropollerde yaşayan çocukların yaşamlarını ve ölüdoğa kompozisyonlarını yapıtlarına aktarmaktadır.

Hakkında

Ezgi Cömert, ‘Zamana Direnen Hisler’ adlı ikinci kişisel sergisiyle Galeri/Miz’de!

 

Genç sanatçı Ezgi Cömert’in ikinci kişisel sergisi doğadan uzaklaşan ve doğanın yok oluşuna  seyirci kalan biz metropol yaşayanlarına farklı ve masum duygular yaşatacak. ‘Zamana Direnen Hisler’  6 Ocak 2015-26 Ocak 2015 tarihleri arasında Galeri/Miz’de sanat severlerle buluşacak.

Doğaya ve doğada yok olan bitki ve hayvanların yaşama çabasını bilinç altını sorgulayarak ve bunu tamamen boya ve organik malzemeler kullanarak güçlü desen algısıyla hiç bir dijital baskı aracına ihtiyaç duymadan yaratım ve üretimde bulunması ayrıca serginin başka bir güçlü yanını oluşturmaktadır.

Sanatçının iç güdüsel ve bilinç altını sorgulayarak hiç bir ön tasarım ve kurgusal yaratımda bulunmaması da eserlerde farklı yaklaşımların yanında kendine has tekrara düşmeyen özgün nadir eserler ortaya cıkmasına sebep olmuştur.

6 Ocak’ta başlayacak olan Ezgi Cömert’in “Zamana Direnen Hisler” adlı kişisel sergisi 26 Ocak tarihine kadar Galeri/Miz’de görülebilir.

 

     

Eserler

06.01.2015

26.01.2015

Mert Özgen, No5

Biyografi

1988 doğumlu Mert Özgen Mimar Sinan Üniversitesi, Resim Bölümü, Neş’e Erdok ve Nedret Sekban Atölyesi’nden 2010 yılında mezun oldu. 2008-2009 yıllarında Erasmus bursuyla İtalya’daki Accademia di Belle Art di Bologna’da sanat öğrencisi olarak bulundu. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kültürel İncelemeler Yüksek Lisans Programı’nda eğitimine devam etmektedir.

Hakkında

Mert Özgen, ‘No.5’ adlı üçüncü kişisel sergisiyle Galeri/Miz’de!

Genç sanatçı Mert Özgen, yağlıboya ve desenlerden oluşan, farklı kadınlara ait hikayelerden esinlenerek yarattığı ‘No.5’ adlı üçüncü kişisel sergisiyle 4 Aralık-2 Ocak tarihleri arasında Galeri/Miz’de sanat severlerle buluşuyor.

 

Beyazlığın içinde biraz moda, biraz opera... Mert Özgen, Puccini’nin, Donizetti’nin ve Verdi’nin operalarından, Carmen’den, Norma’dan esinlenerek yorumladığı kadınlığa ait hikayeleri çağın en etkin moda ikonuyla birleştirip, kurguladığı portrelerle izleyiciyi kendi sahnesine davet etmektedir. Güzellik ve huzursuzluk, durağanlık ve yoğunluk zıtlıklarını kendine has diliyle resmeden Özgen, sahnede ve kamera önünde “nesneleşen” kadın figürlerini hikayeleriyle ve duygularıyla ele alıp, kadının gücünü, kırılganlığını, dinginliğini ve aşkınlığını anlatmayı amaçlıyor.

 

4 Aralık’da başlayacak olan Mert Özgen’in “No.5” adlı kişisel sergisi 2 Ocak tarihine kadar Galeri/Miz’de görülebilir.

 

Eserler

04.12.2014

02.01.2015

Nezihe Bilen Ateş, MOOD 'Duygu-Durum'

Biyografi

     1970 Adana doğumlu olan sanatçı, fotoğrafın yetersiz kaldığı anlarda ona, kendi anlam ve duygularıyla müdahele ederek, fotoğrafı teknoloji ve pentürle buluşturuyor. Ateş’in işlerinde bizi, yok olmuş bir mekan duygusu ve tekil kadın figürleri karşılar. Sanatçı kendine malzeme konusunda bir sınır koymaz. Çoğunlukla kağıt üzerine gerçekleştirdiği çalışmalarında ekolin, pastel, akrilik ve yağlıboya kullanır.

     1994 yılından itibaren İstanbul ve Adana da bir çok profesyonel sanatçı ile atölye çalışmalarına katılmış ve ortak çalışmalar yapmıştır. Sanatçı bu süreç içerisinde bir çok sergiye ve etkinliğe katılmış olup, çeşitli kolleksiyonlarda resimleri bulunmaktadır. Sanatçı, Halen  kendi atölyesinde profesyonel olarak çalışmalarını sürdürür. Sanatçının son dönem sergileri şunlardır :

ANIN SURETLERİ ADANA ALTINKOZA  AÇILIŞ SERGİSİ (kişisel)

İSTANBUL MABEYN GALERİ

İSTANBUL GALERİBU

ANTALYA DÜNYA SANAT GÜNÜ  UPSD

ADANA COSSECA GALLERİ

ART SUİTES BODRUM 13. ULUSLARARASI WORKSHOP

Hakkında

Nezihe Bilen Ateş ‘Mood’ adlı kişisel sergisiyle 4-24 Kasım 2014 tarihleri arasında Galeri/Miz’de sanatseverlerle buluşuyor.

Nezihe Bilen Ateş, alt başlığı “Duygu-Durum” olan MOOD isimli kişisel sergisiyle Galeri/Miz’de sanat izleyicisinin karşısına çıkıyor.

 

Umut-Umutsuzluk,

Acı-Travma,

Sesizlik-Çaresizlik,

Yıkım-Ezgin ruh hali,

İçe dönüklük ve iç hesaplaşma,

Kırılganlık.

 

Galeri/Miz’de, 4 Kasım tarihinde açılışı yapılacak olan serginin üst başlığını oluşturan “Mood”un kapsamı içinde değerlendirilebilecek duygu durum hallerini kapsayan, her biri psiko-sosyal duruma göndermeler yapan haller ve genel insansal olana göndermeler içeren bu temalar, neredeyse bir röntgen filmi gibi Ateş’in tüm işlerinde bütün çıplaklığıyla karşımıza çıkıyor.

Ateş, bu iletişimi, belki de bir kadın olmanın duyarlılığı ve avantajıyla, özellikle kadın portreleri ve bedeni üzerinden kurmaktadır. Bu bazen içimizi delip geçen bakışlarıyla bir çift göz, bazen içe dönük cenin pozisyonunda yatan bir kadın, bazen de neredeyse arkasını dönüp gitmeye hazır bir kadın portresi biçiminde karşımıza çıkmakta.

Nezihe Bilen Ateş’in sergisi Galeri/Miz’de 24 Kasım’a kadar izlenebilir.

 

 

 

Eserler

04.11.2014

24.11.2014

Ertuğrul Ateş, Mitolojik Yansımalar

Biyografi

 BİYOGRAFİ

1954 3 Şubat'ta Adana'da dünyaya geldi.

1961 İlkokula başladı.

1962 İlkokulun trampet takımına alındı.

1965 Ortaokula başlladı ve okulda resim derslerini Duran Karaca'dan aldı.

1968 Lise eğitimine İskenderun Devlet Lisesi'nde başladı.

1969 Büyük bir motosiklet kazası geçirdi.

1970 Lise ikinci sınıfa koltuk değnekleriyle gitti.

1972 Kırıkhan'daki Devlet Lisesi'nden mezun oldu.

1973 İstanbul'a geldi. Ses dergisinde grafikerlik yapmaya başladı. Ankara Gazi Eğitim'in Resim Bölümü'ne başvurdu.

1974 Ankara'ya taşındı. Burada Halil Akdeniz, Mürşide İçmeli, İsmail Gümüş hocaları oldu. Bir yandan da grafikerlik yaptı.

1976 Ankara Gazi Eğitim'in Resim Bölümü'nü başarıyla bitirdi.

1978 İngiltere'ye taşındı. Kingsway Princeton College ve Bethnal Green Institute'de sanat eğitimini devam ettirdi. Romantik sanat üzerine

yoğunlaştı. William Blake ve diğer İngiliz romantiklerinden etkilendi.

1979 Türkiye'ye döndü. Ankara Etimesgut'ta Tank.ı olarak Yedek Subaylı.ı'na başladı. Kurallara uymadığı için disiplin cezası aldı. Aynı yıl Kars'a yollandı. Suluboya resim alıştırmaları yapmaya başladı.

1980 Askerliğini bitirdi ve İstanbul'a geldi. Bir reklam ajansında iş buldu. Geceleri resim yaptı. Eylül ayında İstanbul Moda'da küçük bir galeride ilk resim sergisini gerçekleştirdi. Yirmi adet kağıt üzerine suluboya resmi sergilendi. Profesyonel sanat hayatı bu sergiyle başladı.

1982 Gelişim Yayınları'nda sayfa sekreteri olarak çalıştı. Nokta dergisinde çalışmaya başladı.

1983 Evlendi ve kızı Elif doğdu.

1986 Evliliğini bitirdi. Resim çalışlmalarına hız verdi.

1987 Temmuz ayında New York'a yerleşti.

1988 İkinci evliliğini yaptı.

1989 New York Japon Kültür Merkezi'nde uluslararası karma bir resim sergisine katıldı. Mayıs ayında Ismael Art Gallery'de ilk kişisel resim sergisini gerçekleştirdi. Ahmet Ertegün ile tanıştı. Ertegün, Ateş'e büyük destek verdi. Bir sanat ortaklığı oluşturdular.

1991 İkinci evliliğini de bitirdi. Resim çalışmalarını yoğunlaştırdı. Los Angeles'ta Minus Zero Gallery'de kişisel bir resim sergisi gerçekleştirdi. New York'ta Terry Dintenfass Gallery'de gerçekleştirdiği bir başka kişisel resim sergisini Dolmabahçe Sarayı'ndaki diğer bir kişisel resim sergisi izledi.

1992 İstanbul Alay Köşkü'nde kişisel bir resim sergisi açtı. New York'ta Terry Dintenfass'da da bir karma sergiye katıldı.

1993 İstanbul Aksanat'ta kişisel resim sergisi açtı.

1994 İstanbul'da kişisel resim sergisi açtı.

1995 İstanbul'da kişisel bir resim sergisi açtı.

1996 Amerika'da Miami Adamar Fine Art Gallery'de kişisel resim sergisi açtı. Jim Wienberg ve Tamar Erdberg'in düzenlediği bu sergide büyük boy tuvallerini sergiledi.

1997 Mayıs ayında Dallas Kincannon Fine Art Gallery'de büyük boy tuvallerinin yer aldığı kişisel bir resim sergisi gerçekleştirdi. İstanbul'da Yurt & Dünya Galerisi'nde, Ankara'da Siyah Beyaz Galerisi'nde kişisel sergilerini açtı.

1998 Kopenhag sergisini gerçekleştirdi. İstanbul'da AKM sergisini yaptı. Manhattan'daki stüdyosunu Southampton'a taşıdı.

1999 Bir kaç sanatçı arkadaşı ile birlikte Redbarn Atelier'i kurdu. Workshop çalışmaları yaptı.

2000 Blenky Art Galery New York sergisini yaptı.

2001 Southampton'da sergiler gerçekleştirdi.

2002 Galeri Artist sergisini gerçekleştirdi. “Hürrem Sultan” dans tiyatro çalışmalarını başlattı.

2003 Redbarn atölye sergisini gerçekleştirdi. Ankara ve İstanbul'da sergiler yaptı. “Hürrem Sultan” dans gösterisini sahneye koydu.

2004 Akademi Hayat'ı kurdu. “Harem” sergisini açtı. Eşi Buket ile tanıştı.

2005 Türkiye'ye dönmeye karar verdi ve İstanbul'a yerleşti.

2006 “Osmanlı Sultanları” sergisini gerçekleştirdi.

2007 İstanbul'da sergiler gerçekleştirdi.

2008 Pekin Olimpiyatları Bienali'ne davet edildi.

2009 Datça'ya taşındı.

2010 Çeşme'ye taşındı. İyi sanat galerisi oluşumuna katkı sağladı. Shangai Contemporary Fuarı'na katıldı. Buket ile evlendi.

2011 Nihada'nın Küresi projesi ile Art Beat İstanbul Fuarı'na katıldı.

2011 Türkiye İş Bankası Kibele Sanat Galerisi'nde retrospektif sergisini açmıştır.

2012 Mabeyn Galeri “Zümrüd-ü Anka” ve Los Angeles Daniel Maltzman Galeri’de sergiler gerçekleştirdi.

2013 Mabeyn Galeri “Evvel Zaman İçinde” sergisini yaptı. Oğlu Ali Güney dünyaya geldi.

2014 Galeri/Miz ‘Mitolojik Yansımalar’ sergisini gerçekleştirdi.

Sanatçı yaşamını ve çalışmalarını İstanbul’da sürdürmektedir.

Hakkında

Usta isim Ertuğrul Ateş Galeri/Miz’de!

Galeri/Miz 2014-2015 sanat sezonunu yeni mekanında Ertuğrul Ateş’in “Mitolojik Yansımalar” adlı kişisel sergisi ile karşılıyor.

Galeri/Miz yeni sanat sezonunu çağdaş sanatın usta isimlerinden Ertuğrul Ateş’in kişisel sergisi “Mitolojik Yansımalar” ile açıyor.
 27 Eylül’de açılacak sergi Galeri/Miz’in yeni adresinde izleyiciyle buluşuyor.
Resimlerinde kullandığı kurdele imgesi ile özdeşleşmiş olan usta sanatçı “Ertuğrul Ateş”, yeni sergisinde çocukluğunu geçirdiği toprakların kültüründen ilham alarak yarattığı eserlere yer veriyor ve mitolojik öğelerin kendindeki yansımalarını tuvale aktarıyor. Sanatçı, Ana Tanrıça Eurynome’den Toprak Ana Gaia’ya, Sümer ve Mezopotamya mitolojilerinin Ana Tanrıçası İnanna’dan Dante’nin İlahi Komedya’sındaki kutsal kayıkçı Charon’a kadar mitolojik figürlere eserlerinde  yer vermiştir. 
Bir söyleşisinde “Sanatın başlama noktası bütün büyük sorulara cevap aramaksa, sanatçı cevabı aramaya kendinden başlamalı” diyen Ertuğrul Ateş bu sözünü kanıtlarcasına yeni eserlerinde kültürel etkilerin gölgesinde oluşmuş soruları irdeliyor. 
27 Eylül’de başlayacak olan Ertuğrul Ateş’in “Mitolojik Yansımalar” adlı kişisel sergisi 20 Ekim tarihine kadar Galeri/Miz’de görülebilir. 

Ertuğrul Ateş:
1954 yılında Adana'da doğdu. 1976 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü'nü bitiren sanatçı aynı yıl İngiltere'ye giderek Londra'da Kingsway Princeton College ve Betnhal Green Institue'de eğitim ve çalışmalarını 1979 yılına kadar sürdürdü. İlk sergisini 1980 yılında İstanbul'da açtı. Çalışmalarını 1987 yılına kadar İstanbul'da südüren sanatçı New York'a yerleşti. 1988 yılında başta Ahmet Ertegün olmak üzere 10 kişilik bir koleksiyoncu grubu ile anlaşma imzaladı. Ünlü 57. Cadde galerilerinden Terry Dintanfass galerisine kabul edildi. Chicago Modern Sanatlar Müzesi'nde "Yükselmekte olan Sanatçılar" sergisine kabul edildi. Yurtdışında bir çok sergi gerçekleştirdi. Sanatçı yaşamını 2005 yılından bu yana Türkiye'de sürdürmektedir.

Eserler

27.09.2014

20.10.2014

Tuba Önder Demircioğlu Atölye Grubu, Mavi Sırlar

Biyografi

TUBA ÖNDER DEMİRCİOĞLU

 

1969 yılında Eskişehir’de doğdu.

İlk, Orta ve Lise eğitimini Eskişehir’de tamamladı.

1991 yılında Eskişehir A. Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Anasanat Dalında,

Artistik Seramik Bölümünde Prof. Zehra Çobanlı atölyesinde lisans eğitimini tamamladı.

1993 yılında, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

Seramik ve Cam Anasanat Dalında Prof. Erdinç Bakla danışmanlığında

‘’ Post - Modern Seramikler ve Kişisel Öneriler ‘’ konulu tezi ile Yüksek Lisans

Eğitimini tamamladı. 1998 yılında ,Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi,

Seramik ve Cam Anasanat Dalında , Prof. Erdinç Bakla danışmanlığında

‘’ Günümüzde Post – Modernizm’ de Sembolik Anlatım ve Seramikle Buluşması

Konulu tezi ile sanatta yeterlilik eğitimini tamamladı.

Lisans eğitimi sırasında,1989’ da Gorbon Sanat’ da tasarımlar yaptı.

1987-1990 yılları arasında Atilla Galatalı ve Filiz Özgüven Galatalı ile birlikte seramik form ve yüzeysel

tasarım çalışmaları yaptı. Sanatının felsefe ve düşünce ile buluşması, Atilla Galatalı

ile yaptığı çalışmalarda önem kazandı.1992-1994 yılları arasında İTO, UNIDO, P.İ.S.İ.E

kuruluşlarının ortaklaşa düzenlediği  ‘’Ayakkabı tasarım ve model yapımı’’  eğitimlerine katıldı.

Kendi atölyesinde  belirli dönemlerde workshoplar ve seminerler düzenlemektedir.

Atölyesine devam eden öğrencilerine akademik eğitime paralel olarak  artistik seramik dersleri vermektedir.

Seramik sanatının daha iyi anlaşılması  ve yaygınlaşması için bazı belediyelerle çalışmalar yürütmektedir.

Seramik, heykel çalışmaları dışında,  farklı mekanlarda  tasarım çalışmalarında da bulunmaktadır.

Sanatçı eğilimi olan artistik çalışmalar ile ilgili felsefi ve  akademik araştırmalarına da devam etmekte ve  bunlarla ilgili yazın çalışmaları üzerine de yoğun bir şekilde eğilmektedir.Türk Seramik Derneği üyesi olan sanatçı aynı zamanda  UKKSA (Uluslararası Knidos Kültür Sanat Akademisi) nın da Danışma Kurulunda bulunmaktadır.

 SERGİLER

1987 – Karma Sergi, D.G.S.G., ESKİŞEHİR

1989 – Genç Yetenekler 2 Sergisi, İSTANBUL

1989 – Karma Sergi, D.G.S.G., ANKARA

1990 – Kültür Bakanlığı, D.G.S.G. Genç Kuşak Sanatçıları Sergisi, İSTANBUL

1991 – 52. Devlet Resim Heykel Sergisi, ANKARA

1991 – Karma Sergi, ESKİŞEHİR

1992 – Karma Sergi, M.Ü.G.S.F., İSTANBUL

1992 – Kişisel Sergi, Akbank Sanat Galerisi, İSTANBUL

1994 – Kişisel Sergi, İSTANBUL

1998 – Kişisel Sergi, İSTANBUL

2006 – Kişisel Sergi, Kaukas Sanat Galerisi, Viyana, AVUSTURYA

2006 – Karma Sergi, Yurt ve Dünya Sanat Galerisi, İSTANBUL

2007 – Karma Sergi, Moda Deniz Klübü Sanat Galerisi, İSTANBUL

2007 – Artİst 17. İstanbul Sanat Fuarı, TÜYAP,  İSTANBUL

2007 – ArtForum 3. Plastik Sanatlar Fuarı, Atatürk Kültür Merkezi, ANKARA

2007 – Karma Sergi, Moda Deniz Klübü Sanat Galerisi, İSTANBUL

2008 – Karma Sergi, UKKSA’ya Sergi, Ortaköy Sanat Galerisi, İSTANBUL

2008 – Artİst 18. İstanbul Sanat Fuarı,  TÜYAP, İSTANBUL

2009 – Kişisel Sergi, Merkez Sanat Galerisi,İSTANBUL

2009 – Artİst 19. İstanbul Sanat Fuarı,TÜYAP,İSTANBUL

2009 – Kişisel Sergi,Yunus Emre Kültür Merkezi,İSTANBUL

2010 – Kişisel Sergi,GaleriCef Sanat Galerisi,Nişantaşı İSTANBUL

2010 – UKKSA'ya Sergi,Bilim Sanat Galerisi,İSTANBUL

2010 – II.Akdeniz Ege Seramik Sempozyumu,DATÇA

2010 – 20.Artİst Sanat Fuarı,TÜYAP,Buta Vision,İSTANBUL

2011 – ArtExpo 2011,International Art Center,İSTANBUL

2011 – Heykele Özgürlük Sergisi.UPSD,BKM İSTANBUL

2011 – 1. Antalya Sanat  Fuarı,ANTALYA

2011 – SERES'11 Seramik ve Cam Kongresi,Seramik Sergisi.ESKİŞEHİR

2011 – Artist 21.İstanbul Sanat Fuarı,Tüyap.İSTANBUL

2012 – Karma Sergi, Lütfi Kırdar Kongre Salonu, Marjinart Galeri, İSTANBUL

2012 – Karma Sergi, Galeri FE, İSTANBUL

2012-   22.Artist Sanat Fuarı,Ares Sanat Galerisi İstanbul

 

Hakkında

“Mavi Sırlar” adlı Seramik - Heykel Sergisi 29 Mayıs’ta Galeri/Miz’de açılıyor

 

Seramik ve heykel sanatçısı Tuba Önder Demircioğlu’nun stüdyosunda akademik eğitime paralel olarak çalışmalarını sürdüren atölye grubunun katıldığı “Mavi Sırlar” adlı sergi 29 Mayıs - 16 Haziran 2014 tarihleri arasında Galeri/Miz’in yeni mekanında sanatseverlerle buluşuyor!

 

 

Geçmişten günümüze adını verdiğimiz turkuaz ile yüzlerce mavinin muhteşem halleri birçok seramik eserde hayat buluyor. Mavinin anlamları sırlarda çok daha derin ifadelere dönüşüyor. Galeri/Miz’de açılacak olan Tuba Önder Demircioğlu seramik atölye sergisinde yeni ve farklı yorumları ile mavinin sırlarını barındıran seramik eserler sanatseverler ile buluşacak.

 

 

“Mavi Sırlar”, Tuba Önder Demircioğlu atölyesinin beşinci sergisi olup, üç etaplı bir projenin ilk ayağıdır. 29 Mayıs 2014 Perşembe saat 18:00’de açılacak olan; Çiğdem Aksakal, Feride Bayraktar, Diğdem Demiralp, Ferda İrem Kaya, Nadia Koçak, Özlem Menekay ve Deniz Öğünç’ün katıldığı atölye sergisi “Mavi Sırlar”, 16 Haziran 2014 tarihine kadar Galeri/Miz’de izlenebilecek.

 

Eserler

29.05.2014

16.06.2014

Mustafa Duymaz, Ufka Veda

Biyografi

 
Mustafa Duymaz:
1972’de Van’da doğdu. 1999’da Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Lisansüstü eğitimini tamamladı. YAYGARA Güncel Sanat İnisiyatifi kurucularındandır. Ankara'da yaşıyor.
 

Hakkında

“Ufka Veda” Galeri/Miz’de

 

Mustafa Duymaz’ın “Ufka Veda” adlı kişisel sergisi 7 Mayıs’ta sanatseverlerle buluşuyor.

1999’dan bu yana birçok sergi açmış olan Mustafa Duymaz’ın “Ufka Veda” adlı sergisi 7-27 Mayıs 2014 tarihleri arasında Galeri/Miz’de görülebilir.

Mustafa Duymaz, yaşadığımız bu dünyanın kent alanlarını, geniş manzaralarını, mahallelerini, sokak aralarını, satıcılarını, pazar yerlerini, meydanlarını, büyük ve geniş gökyüzünü özler, diğer yandan çağın, özellikle inşaat sektörünün devasa mekanik ve dijital aksamlı gereçlerini de büyüleyici bir biçimde resimlerine geçirir. Duymaz’ın resimlerinde görsel bir devinim içerisinde hareket eden ve değişim gösteren kent silueti, sosyokültürel alanın bir yansımasıdır.

 

Kentlerin sürekli kurgulanma hâli, dönüşüme olan arzunun bir işareti olan inşa sürecinin her zaman var olması anlamına geliyor.  Bütünüyle inşaat alanına dönüşen kentte salgın olduğu gibi, işine gidip geldiği yolun sağlı sollu çok katlı binalarla kuşatılması, özellikle panoptik merkezin gözcüsü gibi sanatçımızı bir yandan teknolojik ilerleme, diğer yandan gökyüzünün kuşatılmışlığı ve rantçı pazarlama, paylaşım savaşlarının kayıtlarını tarihe geçiren bir flanör yapar.

 

 

Eserler

07.05.2014

27.05.2014

Ferahnaz Pala Apdiç, Zamanında...

Biyografi

Samsun doğumlu Ferahnaz Pala Apdiç üniversite eğitiminin ardından ressam Zeki Kral ile başladığı resim çalışmalarına Devrim Erbil, Şule Ulusoy, Yusuf Taktak ile devam etti. Mahir Güven ile 4 seneye yakın çalışması sırasında sanat tarihi dersleri de aldı. Daha sonra Temur Köran ile de 4 sene çalıştı. Şu anda Mustafa Horasan ile birlikte grup atölye çalışmalarına devam etmekte ve ayrıca kendi atölyesinde de çalışmaktadır. 
 

 ÖDÜLLER

 2012 7. Çanakkale Resim Yarışması, Sergilenmeye Değer

 2011 Küçükçekmece Belediyesi Resim Yarışması, Sergilemeye Değer

 2010 Şefik Bursalı Resim Yarışması, Sergilenmeye Değer

 2009 Nuri İyem Resim Yarışması, Sergilenmeye Değer

Hakkında

Ferahnaz Pala Apdiç’in “Zamanında…” adlı kişisel sergisi 16 -29 Nisan 2014 tarihleri arasında Galeri/Miz’de!

 

 

Ferahnaz Pala Apdiç’in son dönem eserlerinden oluşan “Zamanında..” adlı kişisel sergisi 16 Nisan 2014’te Galeri/Miz’de sanatseverlerle buluşuyor.

 

Sanatçı, çalışmalarına atfettiği zamanında kavramıyla bizi bu olgunun üzerinde yeniden düşünmeye davet ediyor ve bunun için farklı bilgi kaynaklarını kullanıyor. Önce uzak bir geçmişin izlerini sürüyor.  Dinozor fosillerinin çağrışımlarını, onların dünyada bıraktığı izleri tuvallerine taşıyor. İzler giderek resim sanatının içtenlikle sahiplendiği doku etkilerine dönüşüyor. Plastiğin diline ait olan doku, aynı zamanda sanatçının özelliğinde farklı bir kaynağa da işaret ediyor.

Dokular soyut, figüratif formlara dönüşüyor. Yapıtın temeli çizgi kolaj tadına yaklaşan bir anlayışla formlaşıyor.

Eserler

16.04.2014

29.04.2014

Proje, Kendine Ait Bir Masa

Biyografi

Hakkında

“Kendine Ait Bir Masa” sergisi 5 Mart'ta sanatseverlerle buluşuyor.

Galeri/Miz
5 Mart- 5 Nisan 2014 tarihleri arasında
Canan Beykal, Emre Zeytinoğlu, Fatoş Beykal, Mürteza Fidan,
T. Melih Görgün, Güler Ateş, Hülya Küpçüoğlu, Sabrina Osborne, Froso Papadimitriou, Jonathan Bradbury, Nazım İrem
ve
Nezaket Ekici'yi
“Kendine Ait Bir Masa” da
bir araya getiriyor.

Masanın hem sanat hem de edebiyatta çok güçlü bir motif olarak yer aldığı belleklerdedir. 5 Mart – 5 Nisan 2014 tarihleri arasında Galeri/MİZ’de yer alacak olan “Kendine Ait Bir Masa” sergisini, masa üzerine unutulmaz yorumlar yapan söz konusu yazar ve sanatçıları anımsamadan görmek, bir şeylerin eksik kalmasına neden olabilir.

Galeri/MİZ’in 2013’te başlattığı proje bazlı çağdaş sanat sergilerinin ikincisini oluşturan bu sergi, zengin çağrışımlarıyla modern yazın ile çağdaş sanatın en ünlü masalarına yaptığı açık/örtük göndermelerle, çağdaş sanatın son on beş yılında sanatçı tavrını yeniden hatırlatma fırsatı sunuyor.

Videodan yerleştirmeye, üç boyutlu objeden sanatçı kitabına uzanan formlarla projeye katılan sanatçıların ortak masası, izleyiciyi oturup çalışmaları incelemeye davet ederken, bir yandan da, işlerin üretiminde izleyicinin görünmeyen ortaklığını ima etmesiyle çok özgün bir girişim olarak karşımıza çıkıyor.  

Öncelikle, projede yer alan sanatçıların bir grubunun, çağdaş Türk sanatının öncü isimleri olması ve söz konusu sanatçıların işlerinin simgesel çalışmalar olması, sergiyi bir dönem sergisi olarak öne çıkarıyor.

“Kendine Ait Bir Masa” sergisi 5 Mart – 5 Nisan 2014 tarihleri arasında,
Pazartesi 13.00-19.00, Salı-Cumartesi 10.30-19.00 saatleri içinde
Galeri/Miz'de ziyaret edilebilir.

Eserler

05.03.2014

05.04.2014

İrfan Dönmez, Yüzler ve Yüzeyler

Biyografi

1980 yılında Eskişehir’de doğan sanatçı İrfan Dönmez, 2003 yılında Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. 2008’de aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Baskı Sanatları Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı.  Halen Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Ana Sanat Dalı Sanatta Yeterlik Programı’nda ‘’Resimde Tin ve Beden ilişkisi’’ adlı tez çalışmasına devam etmekte olan sanatçı, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Bozüyük Meslek Yüksek Okulu Grafik Tasarım Programı’nda öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. 

Dönmez, 2005 yılından bu yana yurtiçi ve yurtdışında birçok karma sergide yer almıştır.

 

Seçilmiş Sergiler

 2005- 13th International Print Biennal, Varna-BULGARİSTAN

2006- The 5th Egyptian İnternational Print Triennal, Kahire-MISIR

2007- RH+ Art  Galeri  “Yılın Genç Ressamı 2006”  Finalistleri Sergisi, İstanbul      

2009-“ Türk Resminde Genç Kesit", Treakki Sanat Vakfı, İstanbul

2011- “Mutluluk Manzaraları”  Kiplas Sanat Galerisi, Üsküdar/İstanbul

2012- EMBASSY Gallery Anualle, “The Making of It” Project Exibition, Edinburg-İSKOÇYA

2012- RH+ Art Galeri, “Brandt it!”  Proje Sergisi, İstanbul

2013-”Merdiven”  Temalı Sergi, Galeri Sanat Yapım, Ankara

2013-”Another Brick in the Hope”  Mail-Art Project, SİNGAPUR

 

 

Hakkında

 

Genç sanatçı İrfan Dönmez, ‘‘Yüzler ve Yüzeyler’’ adlı üçüncü kişisel sergisiyle 28 Ocak- 23 Şubat 2014 tarihleri arasında Galeri/Miz’de sanatseverlerle buluşuyor.

‘‘Yüzler ve Yüzeyler’’ adlı serisinde sanatçı, teknik olarak tuval üzerine baskı mürekkebi kullandığı son dönem eserleriyle karşımıza çıkıyor. İrfan Dönmez’in yıllıklarında yer alan vesikalık fotoğraflarından yola çıkarak hazırladığı bu seri; yüz/yüzey arasındaki ilişkiyi etkili bir anlatımla ortaya koyuyor. Kimliği tanımlama amacı güden bu özelliksiz fotoğraflar tuval yüzeyinde dağılan lekelere ve renklere dönüşürken, yüzeyin yüze dönüşmesine, anlam kazanmasına aracı oluyorlar. Sanatçı;  bu derinliksiz varoluşları tuval üzerinde  kat kat büyüterek yüzün sürekli değişen anlamına açılan delikleri fark edebilmemizi sağlıyor. 

İrfan Dönmez’in, ‘‘Yüzler ve Yüzeyler’’ sergisi 23 Şubat 2014 tarihine kadar Galeri/Miz’de görülebilir.

 

Eserler

28.01.2014

23.02.2014

Devrim Erbil, İstanbul- Şiirsel Soyutlamalar

Biyografi

1937 de Uşak ta doğan sanatçı, 1959 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümünü bitirdi. 1969 da Türkiye Çağdaş Ressamlar Derneği Başkanlığında bulundu. Ulusal ve uluslararası bir çok ödüle layık görüldü. 

 
 
1970 Doçentlik
1975 Görsel Sanatçılar Başkanlığı 
1979 83 İstanbul Resim Heykel Müzesi Müdürlüğü
1980 Profesörlük
2002 Balıkesir Valiliği nce Devrim Erbil Sanat Müzesi açıldı.
2004  Balıkesir Belediyesi’nce Devrim Erbil Çağdaş Sanat Müzesi açıldı.
2004 T.C. Doğuş Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi kurucu dekanlığı 
 

Hakkında

Galeri/Miz ,Türk çağdaş sanatının usta isimlerinden Devrim Erbil i ağırlıyor.


2013 yılının son sergisi olarak 20 Aralık 2013 ten itibaren usta sanatçı Devrim Erbil in İstanbul- Şiirsel Soyutlamalar sergisi Galeri/Miz de sanatseverlerle buluşuyor. Sergi 20 Ocak 2014 e kadar ziyaret edilebilir.
 
Kuruluşunun üçüncü yılında Galeri/Miz, yeni bir çağdaş sanat platformu olmak üzere çıktığı yolda emin adımlarla ilerlerken, Devrim Erbil in eserlerine ev sahipliği yapıyor. Senelerdir sanatını aynı dinamikle devam ettiren, eserlerinde konu aldığı İstanbul manzaralarıyla özdeşleşmiş ve artık günümüzde dünya çapında bir üne sahip olan Devrim Erbil, İstanbul- Şiirsel Soyutlamalar sergisinde yağlıboya, batik ve baskılardan oluşan son dönem eserleri ile seyircinin karşısına çıkıyor. 
 
1937 de Uşak ta doğan sanatçı, 1959 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümünü bitirdi. 1969 da Türkiye Çağdaş Ressamlar Derneği Başkanlığında bulundu. Ulusal ve uluslararası bir çok ödüle layık görüldü.
 

Eserler

20.12.2013

20.01.2014

Mert Özgen, Ten

Biyografi

1988 doğumlu Mert Özgen Mimar Sinan Üniversitesi, Resim Bölümü, Neş’e Erdok ve Nedret Sekban Atölyesi’nden 2012 yılında mezun oldu. 2008-2009 yıllarında Erasmus bursuyla İtalya’daki Accademia di Belle Arti di Bologna’da sanat öğrencisi olarak bulundu. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kültürel İncelemeler Yüksek Lisans Programı’nda eğitimine devam etmektedir ve ‘Çağdaş Sanatın Teni: ‘Sınırlı Bedeneler’’ başlıklı tezini hazırlamaktadır. İlk sergisini 2009 yılında Bologna, Via San Felice’de gerçekleştiren Özgen, İstanbul ve İtalya’da fuarlara ve karma sergilere katılmaktadır.

Hakkında

Türkiye’deki ilk kişisel sergisini Galeri/Miz’de açacak olan Mert Özgen, ‘Ten/Flesh’ sergisinde kadın bedenin en derine ulaşarak, iç ve dış arasındaki diyalogu ortaya koyuyor. Tende yarattığı yarıklar ve lekelerle ile iç dünyaya ulaşmak için yeni yollar arıyor. Beyaz fondan tamamen ayrıştırarak yarattığı kusursuz kadın portrelerinin pürüzsüz tenlerindeki deformasyonla bedenin mahremiyeti gözler önüne seriyor. Hayatın içinden gelen ve yaşanmışlıklarını gözlerinde taşıyan bu kadınlar, sanatçının tuvallerinde adeta can buluyor ve gerçeklikleriyle izleyeni derinden sarsıyor.

Eserler

27.11.2013

14.12.2013

Mustafa Karyağdı, EMPOZeT

Biyografi

MUSTAFA KARYAĞDI
 
1961 yılında Konya’da doğdu. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Yüksek Resim Bölümü’nü bitirdi (1985). Sanatçı, imgenin hem temsili hem de kavramsal olarak algıdaki değişimini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Görsel bir metin olarak ele aldığı imgeyle bir tür kendi analizine yönelen sanatçı dokuz kişisel sergi açmış, dört başarı ödülü ve bir mansiyon almıştır. Özel ve Resmi müzelerde, koleksiyonlarda birçok eserleri bulunan sanatçı 100 ü aşkın karma sergilerde yer almıştır. Çeşitli Resim Yarışmalarında jüri üyeliği yapmıştır. 1996-2013 yılları arasında Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim Anabilim Dalında Öğretim Görevlisi olarak çalışmıştır Halen Yeditepe Üniversitesi, Güzel sanatlar Fakültesi, Plastik sanatlar Bölümünde Öğretim Görevlisi çalışmaktadır.
 
KİŞİSEL SERGİLER
 
2011- 12-30 Ocak, “Suret” Resim Sergisi, Kare Sanat Galerisi, Nişantaşı-İstanbul
2009- 14 Kasım-2 Aralık, “Renk-Form II”, Galeri Artist Çukurcuma, Beyoğlu-İstanbul  
2008- 01 – 30 Nisan, “Renk-Form” , Galeri Binyıl, Teşvikiye - İstanbul
2006- 17 Mart – 6 Nisan, “Su gibi...”, Mor Sanat Galerisi, Kadıköy - İstanbul 
2004- 18 Mart - 20 Nisan, ‘’İmgeler II’’, VII Sanat Galerisi, Tünel - İstanbul
2004- 15 ocak - 14 Şubat, ‘’İmgeler’’ Galeri Binyıl Genç – Tophane, İstanbul 
2002- 21 Mayıs-8 Haziran ‘’Dalga/s’’ galeri Binyıl, İstanbul 
2002- 6-10 Mart Galeriler İstanbul Asya’da: Galerilerin Seçimiyle Günümüz Sanatı ‘’Post-Modern    Post’’ Marmara     Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi galeri mekanları, Galeri Binyıl
1993- 5-27 Şubat ‘’51 İş’’,BM Çağdaş Sanat Merkezi,İstanbul
 
ÖDÜLLER
 
1996- Esbank 13. ‘’Yunus Emre Resim Yarışması Sergisi’’ (Başarı Ödülü)
1995- Esbank 12. ‘’Yunus Emre Resim Yarışması Sergisi’’ (Başarı Ödülü)
1992- Günümüz Sanatçıları, 13. İstanbul Sergisi  (Başarı Ödülü)
1986- Viking Baskı-resim Dördüncü Ödüllü Sergisi  (Başarı Ödülü)
1986- 20. DYO Resim Yarışması Sergisi  (Mansiyon)

Hakkında

2003 yılından bu yana farklı konseptlerle eserlerini izleyicisinin karşısına çıkaran sanatçı, “EMPOZeT” sergisinde kullanmış olduğu tüm sanatsal ifade dillerini bir araya getirmektedir.

1985 yılından itibaren aktif sanat hayatında olan ve onuncu kişisel sergisini Galeri/Miz de açmaya hazırlanan ödüllü sanatçı Mustafa Karyağdı, ustalık dönemi eserlerini sanat severlerin beğenisine sunuyor.

Eserler

24.10.2013

23.11.2013

Doğu Çankaya, Doğu’nun Günlükleri

Biyografi

Doğu Çankaya
 
1968’de İstanbul’da doğan  Çankaya, çalışmalarını halen İstanbul ve Bodrum’daki atölyelerinde sürdürmektedir.

Hakkında

 “Doğu’nun Günlükleri” Galeri/Miz’de 

   
Galeri/Miz 2013-2014 sergi sezonuna Doğu Çankaya ‘nın kişisel sergisi “Doğu’nun Günlükleri” ile başlıyor. Sergi, 25 Eylül 2013 saat 18:00’den itibaren izleyicilerin ziyaretine açılıyor.
     
 
Doğu Çankaya Galeri/Miz’de açılacak dördüncü kişisel sergisinde kendi günlüklerini ortaya dökerken bir yandan da hayatının içinde bulunan iki temel kavram olan tıp ve sanatın ortak noktalarını yakalıyor. Geçmişle olan iz sürümünün sonuçlarını göreceğimiz bu sergide, sanatçının hem bugününü hem dününü hem de hayat sürecini yakalamak mümkün. 
 
Kullandığı materyallerle de çağdaşlarından ayrılan Doğu Çankaya’nın, bu sergiye özel hazırlanmış , daha önce izleyiciyle buluşmamış resimleri, heykelleri, ve sanatçıyla özdeşleşmiş olan “dogu”ları ile        25 Eylül –14 Ekim 2013 tarihleri arasında Galeri/Miz’de görülebilir.
 
 
Doğu Çankaya : 1968 yılında İstanbulda doğan Doğu Çankaya, çalışmalarını İstanbul ve Bodrum da sürdürmektedir.
 
 
Detaylı bilgi için :
info@galerimiz.com
Teşvikiye Mah. Ahmet Fetgari sok. no:28/A
Telefon : 0212 241 76 66

Eserler

25.09.2013

14.10.2013

Eti Behar Sınırda

Biyografi

ETİ BEHAR (İstanbul 1950)

Eğitim

1968 Amerikan Kız Koleji  İstanbul

1992-1996 Sanat tarihi   İstanbul Boston

1996-2000 Batı felsefesi   İstanbul

Heykel çalışmalarına 1996 da başladı

Atölye çalışmaları

1996 Abdülkadir Öztürk

1997 Ferit Özşen

 1997-2000 Erdoğan Ayla Sarma

2000 2002 Bülent Çınar

2001-2002 Tünel Kültür Merkezi

2007-2009 Genco Gülan

Solo Sergiler

2004 Cambaz Night Club slayt gösterisi

2004 Ada Ev Galeri slayt  gösterisi

2008 Genco Gülan “Yeni”oyunu için  heykel-kostüm tasarım

2008 Ada Ev Galeri

2012 Home Garden içi mimari fuarı

 

Karma Sergiler

 

2008 “Küf/Mold  Gent/ Belçika

2009 “Küf/Mold  Rotterdam/ Hollanda

2009 1555 A.R.K Galeri  Cihangir İstanbul

2009 “Haz” Adresistanbul  İstanbul

2010 “no 2” Galata İstanbul

2010 Crossections A.K.M İstanbul

2011 “no 9” Galata İstanbul

2011 Art Expo Arezzo

2012 Art Expo Arezzo

www.eti-behar.com

Hakkında

SINIRDA……..

 

Eti Behar’ın başlangıcından bugüne tüm çalışmalarında özel bir yeri olan daire, kurucu eleman olarak elipse, çeşitli silindir formlara ya da geniş levhalara, oradan da boşluğa konumlanırken formun çeşitlenen olanaklarıyla çoğalan bir ilişkisellik ortaya koyuyor. Bu ilişkisellik Bourriaud’nun söz ettiği “geçişlilik” anlamında bir ilişkisellik. Sanatçı, kendisi ile özdeşleşmiş daire formunun varyasyonları ile daireyi kendi içinde parçalara ayırarak, bu geçişlilik üzerinden küçük yüzey hareketleriyle yeni ilişkisellikler üretiyor.

Behar’ın uzam-zaman-mekan geçişliliği yuvarlak formlar üzerinden gerçekte beden üzerinde işleyen bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. Yuvarlak formlarda beden varlığının özellikle de kadın bedenin sezgisiyle başlayan bu bağlam ilişkisi; daireler, dairemsi yapılar, elipsler bizatihi bedenin dönüştüğü arayüzeyde kurulan bir gerçekliğe gönderme yapıyor. Bu arayüz, salt bir beden varlığı üzerine kurulu bir mekan olmasa bile bedenin duyularına kodlanmış bir mekan hissi olarak konumlanıyor. Burada konu edilen mekan; bedenin kendisine değil ama fenomenolojik bir varlık olarak bedenin sahip olduğu duyular analitiğine denk düşen bir referans oluşturuyor. 

Üç boyutlu formlar ile iki boyutlu düzlemlere yaptığı kabartmalar ya da tuval resmi arasında çok kesin ayrımlara yönelmeyen Behar, yüzey üzerinde çok az yükseltiler, kavisler ve dokular oluşturarak, imge dilinin olanaklarını sonsuz varyasyonları içinde ele alarak nasıl çeşitlendirilip farklılaşabileceğini gösteriyor.

Behar’ın üç boyutlu ve iki boyutlu çalışmalarında yer alan form, boşluk, denge gibi konstrüktif ögeler rengin önüne geçiyor. Soyut-geometrik form arayışları yeni biçimlerin kesintisiz bir harekete dönüştürüldüğü ya da daire gibi mutlak geometrik formların çözüldüğü bir uygulama sahasına açılıyor. Behar, Modern heykel sanatının minimal çizgisine yakın duran yalın geometrik biçimlerin, kırılan, parçalanan, üst üste yığılan ya da kopan, yan yanalıklarıyla formun ve malzemenin olabildiğince sadeleştirildiği, yalınlaştırıldığı bir sahaya açılıyor. Sanatçı, bu formların konumlanışını, düzlemi kesme, iç içe geçme ile oluşan çoğalmalarını zamansallık kavramı ile ilişkilendiriyor. Behar konstrüksiyonlarında mekan, sadece formun taşıyıcısı olarak yer almıyor; en az taşıyıcısı olduğu bağlam kadar, iletinin taşıyıcı yüzeyi ile girdiği ilişkisellikle konstrüksiyona angaje oluyor.   

Azın çok olduğu yerde, her türlü çeşitliliğe imkan veren az sayıda malzeme, farklı boyutlarda ve farklı dokularda ele alınan bir bütününe doğru yol alıyor. Pürüzlü yüzeyleri ve pürüzlü olmayan yüzeyleri temsil eden bu geometrik elemanlar, farklı yükseklik kodları aracılığıyla zeminle olan ilişkilerini manipüle ederek yalın bir düşünüşün sınırında…

Eti Behar, yalın bir düşünüşün sınırında…

Minimalist bir yaklaşımla ele aldığı bu yalınlık, heykel ve resimlerinde olabildiğince az malzeme ve az renk ile elde edilen çeşitlilik, akışkan bir geçişsellikle kavramsala evriliyor. Sanatçı, geometrik soyut sanat anlayışının sınırında birbirini tümleyen, birbirine dönüşen parçaları bölünmüş, pürüzsüz ve dokulu yüzeyleri, yan yana getirerek kavramların karşıt etkilerini araştırıyor.

Sınırda sergisi meta estetiğiyle arasındaki mesafeyi saptamaya bir çağrı. Gelip geçiciliğin, hızlı tüketimin her şeyi çoğaltan ama içini boşaltan durumuna tepki olarak Behar, sınırda demektedir.

Sınırda… Roland Barthes’ın “göstergeler imparatorluğu” dediği günümüz kültür endüstrisinin her şeyi göstergeye dönüştürdüğü bir yerde bir karşı duruş.

Eti Behar, göstergelere, pop ikonlara, pop kültürün jan janlı albenisine karşı, tüm fazlalıkları atarak, azaltarak olabildiğince yalınlaşarak vakur bir dinginlik içinde cevap vermektedir.

Lütfiye Bozdağ

 

 

 

Eserler

18.05.2013

12.06.2013

Doğu Çankaya, Günlük Hayat Portreleri

Biyografi

 

1968 yılında İstanbul’da doğdu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesini kazanmadan once , 1983 yılında İstanbul Devlet  Resim Heykel Müzesi, Karma sergisine katıldı; 1981 -1984 yılları arasında Güzel Sanatlar Sınavına hazırlık kursu Verdi. Tıpta uzmanlığını Su Altı Hastalıkları ve Hiperbarik Tıp alanında yaptı. Üniversite yıllarında ilk sergisini Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sergi Salonunda açtı. Üniversite yıllarında çeşitli resim çalışmalarına katıldı. 1991 yılında Winsor&Newton resim yarışmasında birinci oldu. DYO Genç Yetenekler yarışmasında mansiyon aldı. İlk kişisel sergisini 1993 yılında Ankara Galeri Dam’da gerçekleştirdi. Bodrum Devlet Hastanesi’nde çalıştığı 1996-2000 döneminde İlhan Berk’le tanıştı ve çalışmaları için destek gördü. 2000 yılında İstanbula döndükten sonra Moda’da kendi atölyesini açtı. Çalışmalarına Hala İstanbul ve Bodrum’daki atölyelerinde devam etmektedir.

 

Sergiler:

2009- Karnaval İdo Sanat Galerisi

2011 Bu Şeyler.2011 Kumbara/İstanbul

2012 Dogu Galeri/Miz

2012 Yeni?Dünya Düzeni Galeri/Miz

2012 a.ğ.l.a.m.a Galeri/Miz Bodrum

2013 Günlük Hayat Portreleri Galeri/Miz

Hakkında

Galeri/Miz’in sergilerine ev sahipliği yaptığı ressam Doğu Çankaya , üniversite sıralarından bu yana dostu olan psikiyatr Alper Hasanoğlu’nun Remzi Yayınlarından çıkan “İlişkilerin Günlük Hayatı” isimli kitabını resimleyerek başladığı yeni resim serisini, 30 parçadan oluşan bir sergiye taşıdı.

Tamamı yağlı boya portrelerden oluşan  “Günlük Hayat Portreleri” hem Hasanoğlu’nun kağıda dökülen yazılarının Çankaya’da çağrıştırdıkları, hem de yazılarından bir o kadar bağımsız resimler olarak değerlendirilebilir.

Alper  Hasanoğlu’na göre her Pazar Radikal gazetesinde yazdığı yazılardan oluşan kitabı bir anlamda Doğu Çankaya’nın resimlerini yazılamış metinler iken“Günlük Hayat Portreleri“ adlı sergide yer alan resimler ise önceden yazılanan ilk resimlerdir.

Ortak proje olarak hayata geçen bu sergiyi projenin ilk kısmı olan İlişklilerin Günlük Hayatı kitabının yazarı Alper Hasanoğlu şu şekilde anlatıyor; ‘‘ Her pazar Radikal gazetesinde yazdığım yazıların bir kitap olacak bütünlüğe eriştiği sıralarda ressam ve hekim dostum Doğu Çankaya’yla bir sohbetimiz esnasında, bu kadar çok ortak anı paylaştığımız halde hiçbir ortak projemizin olmadığını fark  ettik şaşkınlıkla. Oysa o benim yazdıklarımı, ben onun tuvale döktüklerini hep takdirle izliyorduk. Önce hangimizin aklına geldi bilmiyoruz ama yazılarımın, kitabımın Doğu Çankaya tarafından resimlenmesi fikri kendiliğinden doğuverdi. Ressam dostum o kadar üretkendi ki çok kısa sürede sayısız yüz resimleriyle geldi bana. O portrelerin farklı anlamlarla dolu yüz ifadeleri sayesinde, yazılarımda sıradan insanın günlük hayatını anlattığımın farkına vardım. Yazıların çağırdığı suretler öyle etkileyiciydi ki, onların daha büyük tuvallere sıçramaması imkânsızdı. Böylece projemizin ikinci kısmı kendiliğinden ortaya çıkmış oldu. Bu resimlerden oluşan bir resim sergisi… Her bir resim, kâğıda dökülen yazıların Doğu’da çağrıştırdıklarıdır, yani yazılardan bir o kadar da bağımsızdır. Bu yazılar bir anlamda Doğu’nun resimlerini yazılamış metinlerdir de. Üstelik bu resimler önceden yazılanan ilk resimlerdir. Benim Doğu’nun suretleriyle bezeli kitabımın yayınlandığı gün, katmanları arasına yazılarımın gizlendiği resimlerin de sergilenmeye başlandığı gün olacak: Günlük Hayat Portreleri. Umarım bizim heyecanımızı, yazıları ve resimleri (kitapta-ki ve sergideki) okuyanlar/görenler de paylaşır.

 

Doğu Çankaya’nın bu özel sergisi 8-15 Nisan 2013 tarihleri arasında Teşvikiye Galeri/Miz ’ de izlenebilir.

 

 

 

 

Eserler

08.04.2013

15.04.2013

Zeynep Dilek Çetiner, Akis

Biyografi

ZEYNEP DİLEK ÇETİNER

 

1968’de İstanbul’da doğdu. 1989 Yıldız Teknik Üniversitesi

Restorasyon Bölümü’nden Diploma Projesini “Resim Onarım

ve Bakımı” konusu üzerine yaparak mezun oldu. Aynı yıl

Deniz Müzesinde çalışmaya başladı.1991’de Mimar Sinan

Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesine geçiş

yaptı.1991-1994 Mimar Sinan Üniversitesinde ve RHMD’de

resim/atölye çalışmalarına katıldı. 2004’de MSGSÜ. İstanbul

Resim ve Heykel Müzesi Plastik Sanatlar Restorasyon -

Konservasyon Birim Başkanı olarak atandı.

Halen, görevine devam eden sanatçının; soyut lirik anlayış

içinde, spontane devinimlerle, dinamizm, ritim, denge, uzam

gibi kavramlarla oluşturduğu kompozisyonları, serbest bir

form anlayışını yansıtır.Yaşamını ve çalışmalarını İstanbul’da

sürdürmekte olan sanatçı çok sayıda kişisel ve karma,

yarışmalı, sanat fuarı etkinliğine katılmıştır. Bir çok kuruluş ve

özel koleksiyonlarda yapıtları bulunmaktadır.

 

KİŞİSEL SERGİLER

 

2013 “AKİS” Galeri Miz, İstanbul

2012 “ÖZET” Adalı Art Galeri, İstanbul

2009 “ENGEL”Contemporary İstanbul Sanat Fuarı,

Terakki Sanat Galerisi, İstanbul

2008 Antik Park Galeri, İstanbul

2007 “SİYAH BEYAZ”Contemporary İstanbul Sanat Fuarı,

Terakki Sanat Galerisi, İstanbul

2006 Terakki Sanat Galerisi, İstanbul

2005 C ey Galeri, İstanbul

2004 Turuncu Sanat Galerisi, Bodrum

2004 Galeri Artist, İstanbul

2003 Bebek Sanat Galerisi, İstanbul

2002 12. TÜYAP Sanat Galerisi, Bebek Sanat Galerisi,

İstanbul

2002 Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul

2001 “OYUN”Galeri Artist Kuruçeşme, İstanbul

1999 Vakko Beyoğlu Sanat Galerisi, İstanbul

1998 Ares Sanat Galerisi, İstanbul

1998 Deniz Müzesi Sanat Galerisi, İstanbul

1996 Artisan Sanat Galerisi, İstanbul

1995 Akbank Konak Sanat Galerisi, İzmir

1995 Akbank Bahariye Sanat Galerisi, İstanbul

1995 Yapı Kredi Sanat Galerisi, İstanbul

 

KATILDIĞI ETKİNLİKLER

 

2012 “Kuruma” Ortaköy Sanat Galerisi, İstanbul,/2012 Hep Birlikte V, Artgalerim Nişantaşı Sanat Galerisi,İstanbul,/2012 Galeri/Miz, Bodrum,/2012 Art Bosphorus Çağdaş Sanat Fuarı,Haliç Kongre Merkezi, Adalı Sanat Galerisi, İstanbul,/2011 Artist Sanat Fuarı TÜYAP, Adalı Art Galeri, İstanbul,/2011 Tunca Sanat Galerisi “7 İZ” Sergisi, İstanbul,/2009 Art Show IV MKM, İstanbul/2009 8 Mart Dünya Kadınlar günü Sergisi Pera Art Galeri,İstanbul,/2009 30x30 Sanat Kareleri Eranus Sanat Galerisi, Ankara/2008 Cumhuriyetin 85.yılında 85 Çağdaş Türk Sanatçısı,ART and LIFE-The Marmara Gallery, İstanbul/2008 Vakıfbank Sanat Galerisi, Ankara/2007 Öngörüler, MKM Çağdaş Sanat Galerisi, İstanbul/2007 “Sanat Akmerkez’de 5”, İstanbul/2007 Art Bosphorus Çağdaş Sanat Fuarı, İstanbul/2007 İstanbul Modern Sanatlar Galerisi, İstanbul/2006 “Sanat Akmerkez’de 4” Vitrin Sergisi, İstanbul/2005 Galeri İki Maymun, İstanbul/2005 “Sanat Akmerkez’de 3” Vitrin Sergisi, İstanbul/2005 F.A.M. Türkiye Sanatçıları Resim Sergisi

Sanko Sanat Galerisi, Gaziantep/2004 Yansımalar Resim Sergisi, Rodos/ Yunanistan/2004 Nostalji II Karma Resim Sergisi, Ares Sanat Galerisi,İstanbul/2003 13. TÜYAP Sanat Fuarı, Galeri Baraz, İstanbul

2002 Çağla Cabaoğlu Art Galeri, İstanbul/2001 Yurt-Dünya Sanat Galerisi, Karma Resim Sergisi,İstanbul/2001 Karma Resim Sergisi, İSO Sanat Galerisi, İstanbul/2000 Karma Resim Sergisi, Asmalı Mescit Sanat Galerisi,İstanbul/1999 Gençler Toplu Resim Sergisi, Atatürk Kültür Merkezi,Bilim Sanat Galerisi Organizasyonu, İstanbul/1999 Karma Resim Sergisi, Ağakay Sanat Galerisi, İstanbul/1999 Karma Resim Sergisi, Cey Atölye / Galeri, İstanbul/1998 Karma Resim Sergisi, Beytem Sanat Galerisi,İstanbul/1998 Karma Resim Sergisi, Yurt-Dünya Sanat Galerisi,İstanbul/1998 75.Yıl Türk PlastikSanatçıları Sergisi,/Bilim Sanat Galerisi Organizasyonu-Dolmabahçe Kültür Merkezi, İstanbul/Ankara/1997 Hayvanlara Ressamca Bakış Karma Sergisi Özden Sanat Galerisi, İstanbul/1997 58. Devlet Resim Yarışması Sergisi Atatürk Kültür Merkezi, Ankara

/1997 Karma Resim Sergisi, Vakko Sanat Galerisi,

İstanbul/Ankara/İzmir/1997 Karma Resim Sergisi, Galeri Replica, İstanbul/1997 Karma Resim Sergisi, C.A.M. Galeri, İstanbul/1997 9.Tekel Resim Yarışması Sergisi, Taksim Sanat Galerisi, İstanbul/Ankara/Bursa/1997 2.Deniz Müzesi Resim Yarışması Sergisi,Deniz Müzesi Sanat Galerisi,İstanbul/Ankara/İzmir/Bodrum

/1997 Karma Resim Sergisi, PG Art Galery, İstanbul/1996 Türk Resminde Ustalar ve Gençler,Baraz Organizasyon-Avusturya Başkonsolosluğu,İstanbul/1996 Adana Çimento Sanayi Resim Yarışması Sergisi,Devlet Güzel Sanatlar Galerisi,Hacı Ömer Sabancı Kültür Sitesi, Adana/1996 57. Devlet Resim Yarışmalı Sergisi,

Atatürk Kültür Merkezi, Ankara/1996 6. İstanbul Sanat Fuarı TÜYAP,

Bilim Sanat Galerisi, İstanbul/1996 2. Kağıt İşler Yarışmalı Sergisi,

Resim Heykel Müzesi, İstanbul/1995 1. Kağıt İşler Yarışmalı Sergisi,

Resim Heykel Müzesi, İstanbul/1994 15. Günümüz Sanatçıları Resim Yarışması Sergisi,/Resim Heykel Müzesi, İstanbul/1994 Resim Heykel Müzeleri Derneği Karma Resim Sergisi/Halil Dikmen Galerisi, İstanbul/1993 Resim Heykel Müzeleri Derneği Karma Resim Sergisi

Halil Dikmen Galerisi, İstanbul

 

Hakkında

Akis

 

Merleau- Ponty  “Göz ve Tin” adlı yapıtında Andre Marchand’dan, Klee’nin şu düşüncelerini anlatır: “’Ormanda, birçok kez duyumsadığım şey, ormana bakanın ben olmadığımdı. Bazı günler, ağaçların bana baktığını, benimle konuştuğunu duyumsadım… Ben oradaydım, onları dinliyordum… Evrenin ressamı delip geçmesi gerektiğini, ressamın evreni delip geçmemesi gerektiğini düşünüyorum… İçimin sulara gömülmesini, kendimden geçmeyi bekliyorum. Belki de ben, birdenbire ortaya çıkıvermek için resim yapıyorum.’” Ve esinle devam eder: “Esin adı verilen şeyin (soluk alma (Fr. inspiration] anlamında) sözcük anlamıyla anlaşılması gerekir: Varlık gerçekten soluk alır, soluk verir, Varlık’ın içinde soluk alıp vermenin varlığı söz konusudur; bu, birbirinden çok az ayırt edilebilen eylem ve tutkudur, öyle ki bu noktada, kimin gördüğü, kimin görüldüğü, kimin resim yaptığı, kimin resminin yapıldığı artık anlaşılamaz. Bir insanın aslında, ana karnındaki gizilgüç halinde bir ‘görülür olan’ın, aynı anda hem bizim için, hem kendi için görülür hale geldiği anda doğduğu ileri sürülür. Ressamın görüşü, sürekli doğuştur.”

 

Esinin varlık fikriyle irdelenmesi Zeynep Dilek Çetiner’in yapıtlarında başka bir varlık kavramına götürür bizi: yapıtın ontolojisi. Ki ontolojik kategorilendirme Çetiner’in resminin katmanlı yapısıyla örtüşür.  Üste üste binen boyamalar bir öncekini gizlerken aynı zamanda biçim değiştirmiş aksiyle onu görünür kılar. Bir başka deyişle sanatçı bize görmeye, görüntünün ardına dair hatırlatmalar yapar. Kaldı ki soyut yaratım anlayışı tam da bu hatırlatmalar üzerinden gerçekleşir. Dış dünyaya dair herhangi bir temsile ya da imgeye yer vermeyen soyut resim varlık olarak sadece kendisini ortaya koyar. Rengin ve çizginin ötesindeki görünmeyeni gösterir ve baştan anlamlandırma çabalarımızı elimizde alır.

 

Başka bir şekilde aynı anda temsiller ve duyumlar yaratır. Her ne kadar resmi görme duyusu ile özdeşleştirsek de Zeynep Dilek Çetiner’in resminin yapısı bizi görsel sanatlara çok uzak olduğunu düşündüğümüz başka bir duyuya götürür: Dokunma… Sanatçının üst üste binen boyaları ve perdelemeleri üstteki kabuğu soyma yeniden bakma, yeniden gizleme duygusu yaratır. Öte yandan dokunma ile dokunmama arasında gidip gelen ikircikli duruş, bizi bir yüzleşmeye de götürür. Narcisus’un göldeki aksine ulaşma çabası gibi hem tanıdık hem yabancı olan resimle resimdeki bizle yüzleşmeye. Artık bir resme bakmak, bakmak eyleminin dışında da var olur. Bir resme bakmak aynı zamanda aynı anda bütün duyuların, aklın ve aklın ötesinin harekete geçmesidir. Eser, izleyiciye akseder ve yeniden tamamlanır, tıpkı izleyicinin bizzat kendisinin bir parçasının yansıması ile yeniden tamamlanması gibi.

 

Ponty’ye dönelim. Yukarıda sözünü ettiğimiz kitapta şöyle bir cümle geçer: “”Görülebilir ve devinimli olan bedenim, şeyler arasında yer alır, o şeylerden biridir, dünyanın dokusu içinde yer alır ve o şeylerden herhangi birinin tutarlılığına sahiptir. Ne var ki, gördüğü ve devindiği için, şeyleri kendi çevresinde halka halinde tutar; bunlar onun bir eklentisi ya da uzantısıdır, onun etine işlemiştir, eksiksiz tanımlamasının bir bölümünü oluşturur ve dünya bedenin kumaşından dokunmuştur.”

 

Özellikle soyut dışavurum resim anlayışında beden dilinin yapıtın içinde kapladığı alan düşünülenden çok daha fazladır. Tuvalin yüzeyindeki devinim çoğu zaman bedenin de devinimine işaret eder. Çetiner’in hareketleri formları, sonsuza varışı da imleyen daireleri aynı zamanda sanatçının bedensel oluşuna ve devinimine ilişkindir. Lirizme yapılan müdahale sanat yapıtının varlık nedenine dair bir anıştırmayı da çağrıştırır. Yapıt bizi duyumsamaya götürürken zihnin bedenimiz ve duygularımızla eş zamanlı çalışmasını de dayatır.

 

Onun çalışmalarının meditatif yapısı, aynı zamanda sanatçının birikimlerinin, çalışma anının, son noktada sanatçı olarak oluşunun yansımasıdır. Bu yansıma sanatçıdan yapıta, yapıttan sanatçıya dönen bir akışa dönüşür.

 

Her zihin her yapıtın karşısında bir kez daha dönüşür ve her zihin her yapıtı dönüştürür. Sanatçının bıraktığı yerde izleyicinin gözü girer devreye. Bu kez akış, yapıt ile izleyici arasında başlar. Yapıtın varlığı aynı zamanda izleyicinin değişen dönüşen beninin de yansımasıdır.

 

Ressamın görüşü sanat nesnesi aracılığıyla izleyicini bakışı ile kesişmiştir ve “Ressamın görüşü, sürekli doğuştur.”

 

Nilgün Yüksel

 

 

Eserler

18.04.2013

15.03.2013

Zümrüt Radau, Oeuvre

Biyografi

1969 İstanbul’da doğdu.

1990 Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi,

Resim Bölümü, H.Koçan atölyesinden mezun oldu.

1993 Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi,

Resim Bölümü’nde Yüksek Lisans çalışmalarını

tamamladı.

1995-2000

Yılları arasında Marmara Üniversitesi,

Güzel Sanatlar Fakültesinde Araştırma Görevlisi

olarak çalıştı.

KİŞİSEL SERGİLER

1991 Taxim Night Club

1992 Taksim Sanat Galerisi

1992 Sapanca Oteli (SAPANCA)

1993 Atatürk Kültür Merkezi

1993 Falez Sanat Galerisi (ANTALYA)

1995 Ekol Sanat Galerisi

1997 “ALINTILAR” Atatürk Kültür Merkezi

1998 “KALMIK’A SAYGI” Ayşe ve Ercümend Kalmık Vakfı

1999 Caesarea Gallery, Gallery Center (FLORIDA / A.B.D)

1999 Halkbank Sanat Galerisi (ANKARA)

2000 “ZÜMRÜT’ÜN LALE DEVRİ” Pi Artworks

2001 “LÂLE VE MATİSSE ÇİÇEKLERİ” AKM

2005 “TULİPA” Artdepo Sanat Galerisi

2010 “BİRLEŞMELER” Kare Sanat Galerisi

İKİLİ VE ÜÇLÜ SERGİLER

2004 “LALE VE GÜL” Galeri Akademist (İZMİR)

2005 “VAN MOUR-ŞAHİNOĞLU, INGRES-RADAU”

Siyah Beyaz Sanat Galerisi (ANKARA)

2006 Galeri Akademist (İZMİR)

KARMA SERGİLER’DEN SEÇMELER

1990 “Hüsamettin Koçan Atölyesi Sergisi-2”

Beyoğlu Devlet Güzel Sanatlar Galerisi

1990 Günümüz Sanatçıları 11. İstanbul Sergisi

1991 52. Devlet Resim Sergisi (ANKARA)

1992 9. Esbank Yunus Emre Resim Sergisi

(ESKİŞEHİR, İSTANBUL)

1992 53. Devlet Resim Sergisi (ANKARA)

1993 Günümüz Sanatçıları 14. İstanbul Sergisi

1993 54. Devlet Resim Sergisi (ANKARA)

1994 Günümüz Sanatçıları 15. İstanbul Sergisi

1994 4. İstanbul Sanat Fuarı

1994 55. Devlet Resim Sergisi (ANKARA)

1995 27. DYO Resim Yarışması Sergisi (İZMİR, İSTANBUL)

1995 56. Devlet Resim Sergisi (ANKARA)

1995 “Autumn 95” Union of Bulgarian Artists Galerisi

(SOFYA / BULGARİSTAN)

1995 “Sanatçı Öğretim Üyeleri Sergisi” - TMMOB Mimarlar Odası

1996 “Hüsamettin Koçan Atölyesi Sergisi-4” Aya İrini.

1996 “Öteki/The Other” - Habitat II Çağdaş Sanat Sergisi

Antrepo Binası

1996 Genç Etkinlik II. Tüyap Sergi Salonu

1996 6. İstanbul Sanat Fuarı

1996 57. Devlet Resim Sergisi (ANKARA)

1996 “Triennial Sofia’96” (SOFYA / BULGARİSTAN)

1996 “Avuç İçi Resimleri” Falez Sanat Galerisi (ANTALYA)

1997 Genç Etkinlik III. Tüyap Sergisi Salonu

1997 “Sanatta Buluşma” - Workshop Sergisi,

Deniz Müzesi Sanat Galerisi

1997 “Çağdaş Türk Resminde Estetik Dinamikler”

Koç Üniversitesi, Düzenleyen: Yahşi Baraz

1998 ESBANK 14. Yunus Emre Resim Sergisi,

Dolmabahçe Kültür Merkezi

1998 Türk Resminde Soyut Eğilimler”

Atatürk Kültür Merkezi, (Düzenleyen: Yahşi Baraz)

1999 “Cumhuriyet Işığı”

Türkiye İş Bankası ‘Büyük Ödül’ Sergisi (ANKARA)

1999 Turkcell Resim Sergisi,

Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi

2000 10.İstanbul Sanat Fuarı

2001 Karma Sergi, Almelek Sanat Galerisi

2001 1. Kadın Bienali “Yaratıcı Kadın Dinamikleri” Sergisi,

TÜYAP Sergi Salanu

2002 Karma Sergi, Cey Sanat Galerisi

2003 “Works on Paper by 365 Contemporary Artist”

Trieste Contemporanea (TRIESTE / ITALYA)

2003 “Sanat Akmerkezde” Akmerkez

2003 “Doğaya Saygı” Tema Vakfı ve UPSD, AKM

2004 “Kırmızı” Galeri Binyıl

2004 “Türk ResmindeÇağdaş Boyut” Art Depo

2004 “Türk Resminin Çağdaş Ressamları” Art Depo

2004 “Türk Resminde Figür ve Soyut” Art Depo

2004 “Sanat Akmerkezde II” Akmerkez

 

Hakkında

ZARİF BİR İKONOLOJİ LALELERE YENİDEN HAYAT VERİYOR

Zümrüt Radau, uzak ve yakın tarihin kıvrımlı yollarında varlığını hep canlı tutan lalenin, bir yandan zamanın katmanlarında bir arayüz oluşturduğu, öte yandan, kendi safında karakterini hep koruduğu kendine has yeni bir kronolojiyi sunuyor. Radau’nun ellerinde, kendi ikonografisini yeniden kuran, tarihin kadim dostu laleler zarif bir anlatımla tutkulu renklere bürünüyor. Son derece etkili izlenimlerinin altında yatan yalın tasarım ve sanatçının içgörüsünün lalenin taçlarına değen kusursuz anlatımı, uçsuz bucaksız bir tarihin içinde bizi yalnızlaştırmaktan öte, kendimizi güvende hissetmemize neden oluyor. Zamanın tanıkları höyüklerin içine gizlenmiş ara katmanları, gizil alanları lale adeta deşifre ediyor. Aslında, Radau’nun yapıtlarının genelindeki zaman algısı, höyüklerin katmanları arasına gizlenmiş yerleşim katmerleriyle ve lalenin uzun ve alımlı geçmişiyle özel bir işbirliği yapıyor. Farklı süreçlerden geçmiş tabakalanma, lalenin buğulu ritmi ile buluşunca, sanatçının başkalaşıma uğrattığı yeni bir zaman algısı hissediliyor.

Zümrüt Radau’nun çalışmalarında, zamandizinsel bir kaygıdan çok, bizzat zamanın katmanları arasında durak noktalarını oluşturan arkeolojik alanlarda laleler biter. Sanatçının işlerinde dingin bir anlatım hep varlığını korur. Laleler hiç yorulmaz, aksine, bitmek tükenmek bilmeyen zaman örgüsünün içinde sanatçıya yol gösteren bir leitmotif olur.

Bu sergideki yapıtlar, birbirinden bağımsız zaman aralıklarını ve kimi zaman birbirinden farklı duyarlılıkları mimari bir algı içinde yeniden şekillendiriyor. Öyle ki, tuvali mimari bir yapı gibi algılamamızı sağlatacak bir mekan kurgusu oluşuyor. Hem bizle yüzleşecek kadar gerçek, sade ve dolayımsız, hem de ilişkiler ve biçimler barındıran bir süreçler bütünü… Buradaki yapıtlar, ‘oeuvre’ olarak nitelendirilebilecek bir sanatsal sürecin skalasını oluştururken, sanatçının kendi kişisel belleğiyle yeniden şekilleniyor. Sanatçı, kolektif bir belleğin katmanlarını aralayan bir strüktür ortaya koyuyor. Belleğin dışavurumu, tıpkı bir kazı alanı gibi işlenerek ve iki boyutlu tuval üzerine, üç boyutlu motifler ve alanlar oluşturarak zaman katmanlarını daha belirgin hale getiriyor. Zümrüt Radau’nun işlerinde belleğin kazınması ve zaman katmanlarının aralanması ayırt edici bir unsur, ancak tek başına sanatının odak noktanı oluşturmuyor. Yapıtlar, geçmişten aldığı nüveleri bugüne taşıyor ve sanatçı, kimi zaman sanat tarihinden alıntılar yaptığı sanat yapıtlarını, kendi coğrafyasının belleğinden ve kendi kişisel tarihinden bilgilerle besliyor. Aslında, yeniden yapılandırıyor, yeni baştan kuruyor. Yapıtlar yeni bir kimlik kazanıyor, üzerinde yeni zaman katmanları oluşuyor. Dolayısıyla, bir alıntıdan çok, yeni bir kimliğe bürünen yapıt, bu kez farklı okumalar öneriyor. Adeta, zamanı tuvalin üzerinde katmanlaştırıyor. Böylece, her bir yapıt kendi özerk kimliğini oluşturuyor ve belleğin de ötesine geçen bir sezgi, bir biliş izleyicinin içine doğuyor.

Son Söz….

Radau’nun yapıtlarında son sözü hep laleler söylüyor. Öyle ki, salt dönemin aurasını yansıtma kaygısı gütmeden, kendi karakterini ise, hiç ama hiç kaybetmeden, bittiği toprakların havasını nazikçe yüzümüze üfleyen laleler… usulca izleyicinin ruhuna değiveriyor….

Nevin YALÇIN BELDAN

Eserler

12.03.2013

06.03.2013

Kaan Kızılgün, İskelealtı

Biyografi

1987 tarihinde İstanbul’da doğdu. Pamukkale Üniversitesi İşletme Bölümü’nden 2008 yılında mezun olduktan sonra sanata yöneldi. Aynı yıl Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar Bölümü’nü tam burslu kazanıp yine aynı üniversitenin Grafik Tasarım Bölümü’nde tam burslu olarak çift ana dal yapmaya hak kazandı. 2012’de İstanbul Kültür Üniversitesi’nde düzenlenen “Gerçekle Çizgi Arasında” adlı karma sergiye katıldı. 2013 yılında her iki bölümden mezun olan Kızılgün, yaşamını ve çalışmalarını İstanbul’da sürdürmektedir.

Hakkında

Çocukluğum denize yakın yerlerde geçtiğinden, deniz her zaman ilgimi çekti. Denizle değil de, denizdeki yansımalarla ilgili olduğumu farkettiğimde, iskelelere doğru olan yolculuğum başladı. İskele altlarıysa, yarattıkları yansımalarla ilgimi başka bir boyuta taşıdılar. Resimlerimdeki iskelelerin denizdeki yansımaları geçici hayatı simgelerken, iskelelerin kendisi, gerçek ve kalıcı hayatı temsil ediyor. İskeleler bana, hem geçiciliği, hem de hayatın bizden sonra da devam edeceği duygusunu veriyor. Benim resimlerim de, bu duygunun izleyiciye de aktarılması olarak ortaya çıkıyor. Yani denizlere yapılan yolculuklar iskelelerde başlarken, benim resim yolculuğum da iskele altından başlıyor...

Eserler

13.02.2013

06.03.2013

Emre Zeytinoğlu, Aydınlanma

Biyografi

Emre Zeytinoğlu (1955/İstanbul)


1980 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Seramik Bölümü’nden mezun oldu. 1986 yılından itibaren sergi açıyor ve 1988’den bu yana da sanat konusunda makaleler yayınlıyor. “Sanat Üzerine Yersiz Yorumlar” (2008), “Uyku Tulumunda Spor” (2004), “Sanatın Suç Ortaklıkları” (2003), “Kavramın Sınırlarında” (Ali Akay ile, 1998) ve “Pisuarın Bir Dekonstrüksiyonu” (Ali Akay ile, 1994) gibi kitapları bulunuyor.

Hakkında

Aydınlanma

 

Bu sözcük, Sanayi Devrimi ile Fransız Devrimi arasında, “rasyonalite” felsefesinin doğduğu dönemin adıdır. Bu

felsefenin temeli ise kişinin evrensel bilgiye yönelmesi sürecinde edindiği deneyimler ile akıl arasında bir bağ

kurmasıdır.

Londra’daki British Museum’da yer alan “Aydınlanma” b.lümü, bu sürece bir yorum getirmiş ve “bilgiye

yönelme”nin önemli bir yanının, dünyayı tanımak ve ona tarihsel bir anlam vermek olduğunu vurgulamıştır.

Buna göre, henüz 17. yüzyıldan itibaren Doğu’dan getirilmeye başlanan tarihi eserler, Batı’daki aristokratlara

ya da zengin burjuvalara satılmak için, bilgi ile donatılmak zorundaydı. .ünkü ancak o zaman bu eserler

gerçek maddi değerini bulabiliyordu. Bu yüzden en büyüğünden, en kü.üğüne kadar tüm eserler hakkında

çok geniş bilgiler oluşturulmuş, kitaplar yazılmış, notlar tutulmuş, haritalar çizilmiş ve olabildiği .l.üde de

fotoğraflar kullanılmıştı. İşte 18. yüzyıl Aydınlanmasını destekleyen hareketlerin en önemlisi, bu bilgi toplama

işidir.

Ekonomik kaygılar ile toplanan bilgiler, sonradan Batı’nın bilgi depolama alışkanlığının da kaynağını oluşturur.

Böylece tarihi eserlerin maddi değerleri, yerini bir bilgi değerine bırakmaya başlar. Sonuçta yapılan şey, önemi

bilinmeyen nesnelere bir “değer oluşturmak”tır.

İşte şimdi bu sergi, British Museum’un yorumunu ve nesneleri sergileme yöntemini taklit etmektedir. Ana

fikir eğer nesnelere bir “değer oluşturmak” ise burada yapılan şey de bir takım nesnelerin çevresinde bir “hale”

yaratmaktan başka bir şey değildir.

“Hale” oluşturmak, bir değer keşfetmek ve bu keşfi meşrulaştırmak demektir.

Eserler

15.01.2013

08.02.2013

Demir Kardaş, Faili Meçhul Olaylar

Biyografi

1950  İstanbul doğumluyum. Lisans öğrenimimi İstanbul Üniversitesi İktisadi Ticari İlimler Akademisi’de yaptım. Yüksek Lisansımı  Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi  Sosyal Bilimler Enstitüsünde Sanat Kuramı ve Eleştiri üzerine bitirdim. Şu anda Işık Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi Resim Yüksek Lisans programı Prof. Balkan Naci İslimyeli Atölyesi’ne devam etmekteyim.

 

ÖDÜL

2012    71.Delet Resim ve Heykel Yarışması, Özgünbaskı dalında ödül.

 

KİŞİSEL SERGİLER

2012    Galeri/Miz Teşvikiye kişisel serge, İstanbul

2012    GaleriFE Göztepe kişisel serge ,İstanbul

2011    IMOGA  İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi kişisel sergi

2010    Gloria Resort, Antalya kişisel serge

JÜRİLİ SERGİLER

2012    TC Kültür Bakanlığı devlet Resim Heykel Yarışması Sergisi

2012    2.Uluslararası Grafik Sanatlar Romanya Bienali

2011    Anadolu Üniversitesi Türkiyede Baskı Resme Bakmak

2011    RHMD IV: Uluslararası Özgünbaskı Sergisi

2010   34.DYO Resim Yarışması

GRUP SERGİLER

2012      22.Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı TÜYAP

2012     Galeri/Miz , Karma Sergi ,Bodrum

2012     Galeri/Miz ,Nart Sigorta Sergisi , İstnabul

2012     TEM Sanat Galerisi , 26.Bizden Onlardan Sergisi, İstanbul

2011    “Karma Sergi 2” GaleriFE

2011    “Karma Sergi 1” GaleriFE

2011    TEM Sanat Galerisi, 25.Bizden Onlardan Sergisi , İstanbul

2010    Toprak Sanat Galerisi , “IMOGAdan Ustalar” Baskıresim Sergisi, İstanbul

2010   Bilkent Üniversitesi Sanat Galerisi “5 Usta 5 Genç”  Baskıresim Sergisi , İstnabul

 

2010    Halis Kurtça Sanat Merkezi Ergün Başar Atölye Sergisi,İstanbul

2010    Işık Üniversitesi Yüksek Lisans SErgisi ,İstanbul

2009    Halis Kurtça Sanat Merkezi Ergün Başar Atölye Sergisi, İstanbul

2009    IMOGA Karma Atölye Sergisi ,İstanbul

Hakkında

 

DEMİR KARDAŞ’ın RESİMLERİ, 2012

  Demir Kardaş (DK), görüntü dilinin güçlüklerini yenmiş bir sanatçımız: yağlıboya, akrilik, çini, linol-baskı tekniklerinde ustalığa erişmiş; ayrıca, Realizm, Sembolizm, Puantilizm, Dışavurumculuk, Kavramcılık, Minimalism, Sürrealizm, Abstrakt-Ekspresyonizm vb. ekollerin gereklerini de özümsemiş, ve bu sanat alanlarında kolaylıkla iletişime girebiliyor.                            

  Kardaş’ın 2012 sonlarında sergileyeceği resimler [70(yatay)x100 cm)], sıradışı bir temayı işlemekte: “faili meçhul olaylar.”  Bu olaylar arasında, yolsuzluklar, hırsızlıklar, kaçırmalar, kaçırılmalar, ve hâttâ cinâyetleri saymak mümkün; tüm görüntüler, izleyiciyi hem ürpertiyor hem de esrarlı bir merak içine itiyor.  Resimlerdeki ana ve ortak mekân Türkiye; her resmin münferit mekânı ise, bu olayların cereyan ettiği herhangibir yer olabilir.  Beyaz parkeyle ve Minimalist bir anlatımla temin edilmiş ana mekân üzerine çeşitli Oriyantal motifler ve canlı renklerle görüntülenmiş olan “Suç Mahalli” diyebileceğimiz münferit mekânlarda geçen feci olayların kurbanları, panik gerginliği ve dehşeti ifade eden soyutlanmış erkek/dişi bedenlerle ve onların gölgeleriyle temsil edilmiş, ve izleyicileri de aynı korkuyla ürpertiyorlar.  

  DK, bu resimlerini üretmek amacıyla yağlıboya, akrilik boya, çini mürekkebi, metalik boya (sarı, gümüş, bakır) tekniklerini gereken yerlerde ve başarıyla kullanmış.  Kolaj kullanmak yerine, özenle ürettiği anlam yüklü figüratif şablon çıkartmanlarını, üstüste boyama yoluyla, gizemli ve gerilimli hâle getirebilmiş.  Sıcak-soğuk renk dengeleri, resimlere başarıyla yerleştirilmiş.  Münferit mekânlardaki kısmen Oriyantal motif ve labirentler, resimlere derinlik, enerji, ve gizem yüklüyor.  

  DK, bu resimleri “parlak kuşe karton” üzerine yapmış; bu tür altlığın, neme, ışığa, ve çeşitli güçlere karşı dayanıklılığını sorguladığımda, DK, onları, bu gibi etkenlere karşı koruyucu işlemlerden geçirdiğini söyledi.

  Demir Kardaş, zor bir sanatsal üretim yolu olan “Linol-baskı” tekniğiyle başarılı eserler ürettiği gibi, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 71. Sanat Eserleri, 2012 Yarışması’nda, bu dalda ödül almış olan bir sanatçımız.  

  Çeşitli tekniklerle ve ekollerle çalışabilmek, bir sanatçının değerine değer katar; bu bakımdan, Demir Kardaş’ın, değeri gittikçe artan sanatsal bir yolculukta emin adımlarla, hevesle, ve hızla yol aldığını söyleyebilirim.  Aralık 2012 sonuna doğru sunacağı kişisel sergisini izlemenizi önemle öneriyorum.



 Sezer Aykan, MAC, MVAM

 

Sanatlar Eleştirmeni
Görsel Sanatlar İşletmecisi

 

 

 

 

Eserler

26.12.2012

11.01.2013

Doğu Çankaya, Yeni Dünya Düzeni

Biyografi

 

Doğu Çankaya

1968’de İstanbul’da doğan  Çankaya, çalışmalarını halen İstanbul ve Bodrum’daki atölyelerinde sürdürmektedir.

Hakkında

Doğu Çankaya ’nın , ağırlıklı olarak ahşap üzerine karışık teknikle oluşturduğu resimleri 03 Aralık - 24 Aralık 2012 tarihleri arasında Teşvikiye Galeri/MİZ’de sanatseverlerle buluşuyor.

Frankfurt Okulu düşünürleri Theodor Adorno ve Max Horkheimer, birlikte kaleme aldıkları “ Aydınlanmanın Diyalektiği” adlı eserlerinde, bugünün dünyasının açmazlarını tahlil ederler. Çankaya’nın sergi başlığında yer alan“YENİ?DÜNYADÜZENİ” ifadesi de adeta bu yeni(?) düzenin sanatsal düzlemde yeni baştan düşünümü olarak tanımlanabilir.

Ahşap üzerine karışık teknik kullanmayı sürdüren Çankaya’nın kullandığı malzemelerin çeşitliliği bu seride de ayrımsanıyor. Ana malzeme olarak ahşabı yeğleyen sanatçının çevreci tavrı ile ilişkilendirilebilecek bu tutum, Çankaya’nın hiperbarik doktor kimliğinin bir uzantısı gibidir.

Otobiyografik ögelerin de zaman zaman kullanılan malzemelerin oluşturduğu katmanlar arasından kendini gösterdiği“Yeni?DünyaDüzeni”, bu yeni dünyanın, doğa-kültür ikili karşıtlığı üzerinde temellendiği gözlemi üzerine kuruludur. Yeni“kültür” , doğanın ayaklar altına alınmasıyla  “yükselmiştir”.

Yeni resim dizisinde üçüncü boyutu oluşturan küçük hayvan figürleri yakından incelendiğinde bu hayvanların yaralı ve eksik olduğu ayrımsanır. Bu hayvanlar deney hayvanlarıdır ve tıp biliminin gelişimine, kobay olarak, yarım kalarak ve ölerek “hizmet” etmektedir.

Hayvanların trajedisini, resimlerde bir anlatıcı ya da “üst ses” olarak Doğu Çankaya resimlerinde sık sık karşımıza çıkan bir baykuş-kedi anlatır aslında. Baykuşun bilgeliği, kedinin dayanıklılığı, insan zulmüne karşı hayvanlar dünyasının sağlam duruşunu simgeler gibidir. Kısaca, Doğu Çankaya, hiç de karşıt olmadığı halde karşı saflarda yer almak durumunda kalan iki dünya arasında bir arabulucudur ve anlatıya müdahale etmez, sadece gözler önüne serer.

Doğu Çankaya’nın “aydınlanmış” dünyayı görselleştiren 2012 tarihli çalışmaları24 Aralık 2012 tarihine kadar Teşvikiye Galeri/Miz’de keşfedilebilir.

İyi seyirler!

Eserler

03.12.2012

24.12.2012

Fatoş Beykal, Masal Olduk

Biyografi

Fatoş Beykal : İstanbul’da doğdu. Lisans eğitimi ve yüksek lisans eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nde tamamladı . Avrupa’nın çeşitli müzelerinde mesleki araştırmalar yaptı. Birçok kişisel sergi yaptı ve karma sergilerde yer aldı. Sanatçı halen İstanbul’da atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.

Hakkında

Fatoş Beykal kişisel sergisi ‘‘Masal Olduk’’ ile Galeri/Miz’ de

Fatoş Beykal’ın  karışık teknik ile yaptığı çalışmalarından oluşan ‘’ Masal Olduk ‘’ adlı kişisel sergisi 13 Kasım – 01 Aralık tarihleri arasında Galeri/Miz’de sanatseverlerle buluşuyor.

‘‘Masal Olduk’’ serisine 2011’de başlayan Fatoş Beykal çocuk grupları ile gerçekleştirdiği resim çalıştayları sırasında çocukların saf resimsel tavrı ve metaforik anlatım biçimlerinden etkilendi. Artistik kariyerinin başlangıcından bu yana sanatının değişmeyen yönlerinden birini oluşturan örtük anlatım, ‘‘Masal Olduk’’ serisinde de devam ediyor...

Kadının kimlik sorunsalı üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan sanatçı ‘‘Masal Olduk’’ resim serisinde izleyicinin, yolunu kendisinin bulmasını öneriyor.

Çeşitli kişisel sergiler açan sanatçının ‘‘Masal Olduk’’ resim serisi, çalışmalarının son bir yıllık dilimini içeriyor. Çağdaş Türk sanatının gerçek anlamda uluslararası platforma taşındığı 1990’lı yıllarda artistik kariyerine başlayan Beykal, genç sanatı çağdaş sanat ortamında tanıtmayı ve desteklemeyi amaçlayan öncü sanat sergilerinde yer aldı.

 

Eserler

13.11.2012

01.12.2012

Nurdan İskender, Çizginin Dışından İçeri Yolculuklar

Biyografi

 NURDAN İSKENDER

1981 Trabzon doğumlu sanatçı Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar (Resim, Heykel ve Seramik) Bölümü mezunu. ’Sayısal Çokluk’ (İstanbul), ’Pempe Diyaloglar’ (Londra) ve ’İstanbul’un Renkleri’(Rusya) gibi kişisel sergiler açtı. Çeşitli dergilerde yazıları yayınlanan sanatçı, yurtdışında ve yurtiçinde birçok yarışma ve grup sergilerinde yer aldı. Bunların en önemlileri arasında 2009 yılında İngiltere’nin önemli sanat kurumlarından biri olan Royal Academy of Arts’ın düzenlediği ’Summer Exhibition’ yer alıyor. Dünyanın farklı yerlerinde çalışmaları bulunan sanatçı çalışmalarına İstanbul’da devam etmektedir.

Hakkında

  Nurdan İskender kişisel sergisi

“ÇİZGİNİN DIŞINDAN İÇERİ YOLCULUKLAR” ile Galeri/Miz’de

Nurdan İskender’in 2008’den bu yana yapmış olduğu çizimlerle son dönem çalışmalarından oluşan “Çizginin Dışından İçeri Yolculuklar ” adlı kişisel sergisi 15 Ekim’de Galeri/Miz’de sanatseverlerle buluşuyor.

 

Galeri/Miz sezona, bir diğer genç isimle devam ediyor: Nurdan İskender, 15 Ekim- 5 Kasım 2012 tarihleri arasında Teşvikiye Galeri/Miz’de izleyici ile buluşuyor.

Daha çok kolaj ağırlıklı çalışmalarıyla bilinen sanatçı, farklı olarak, 2008’de Londra’da gerçekleştirdiği ’Pembe Diyaloglar’ adlı kişisel sergisinden bu yana sürdürdüğü ve bu serginin de temelini oluşturan çizimlerle, bir dizi düzenleme oluşturuyor. Nurdan İskender’e göre resim yapmak, ’eğer yetenek ve tutkulara doğru yolu göstermekse, çizginin dışına çıkmak da mümkün, içinde kaybolmak da…’

Yaşamında yer edinen kişi ya da olayların bir tür resimsel analizini çıkartıyor sanatçı: Çalışmalarında her bir parçanın ayrı bir hikayesi mevcut; içerisinde çocuksu bir ironi ile gülen, ağlayan yüzler ve kendi içinde daha kısık sesli hikayeler barındırıyor.

Sürekli seyir halindeki yaşamından yansıyan karelerde sadece şehirlerarası-ülkelerarası yolculukları değil, aynı zamanda kendi içindeki zihinsel yolculukları, iniş ve çıkışları da görmek mümkün. İskender’e göre bu iniş çıkışlarla bir araya geliş; ’farklı türden bir duyumsama, bir meditasyon anındaki yükseliş ya da bir aşığın kendinden geçisi gibi, sembolik olanı aşan, sonsuz bir varoluşa ait.’ Sanatçı kelimelerin ve renklerin plastik dilini kullanarak görsel ve düşünsel dünya arasında bir bağ kurmayı amaçladığını söylemektedir.

Nurdan İskender’in 2008’den bu yana yapmış olduğu çizimlerle son dönem çalışmaları, 15 Ekim 2012 saat 18:00’da izleyici ile buluşuyor.

 

Çizginin Dışından İçeri Yolculuklar sergisi Teşvikiye Galeri/Miz’de 5 Kasım 2012 tarihine kadar devam edecek. 

Eserler

15.10.2012

05.11.2012

Uluslararası Konuk Sanatçı Programı, İzlenimler ve Karşılıklar

Biyografi

Hakkında

 İZLENİMLER VE KARŞILIKLAR

18.09 – 05.10.2012

Sanatçılar: Sadık Arı, Charles Garcin, Helena Hernández, Naci Güneş Güven, Rebecca Travis, Elize Vossgatter, Emma Wieslander

Küratör: Alev Berberoğlu

İzlenimler ve Karşılıklar sergisi Galeri/Mizin 2012 yılı yaz ayları boyunca ilkini gerçekleştirdiği, uluslararası nitelikteki konuk sanatçı programı sonucunda ortaya çıkmıştır.

Sezon boyunca yeni sergilerle senelik programını sürdüren Galeri/Miz, yaz dönemi için farklı bir mekân politikasına giderek beyaz küp formatındaki sergileme alanını bir atölyeye dönüştürdü ve genç sanatçıların yeni üretimlerine ortam sağlamak, uluslararası genç sanatı İstanbul sanat ortamına taşımak ve kültürler arası diyaloğu arttırmak amaçlarıyla konuk sanatçı programını başlattı. Yaygın olarak, belirli periyotlar hâlinde sadece konuk sanatçı programlarına yer veren kültür-sanat mekânlarından farklı olarak Galeri/Miz yalnızca yaz dönemlerinde sanatçı atölyesine dönüşüyor; böylece birbirinden tamamen farklı iki çalışma sistemini tek bünyede birleştirmiş oluyor ve sanatı sergileme, izleyicilere sunmanın yanı sıra sanat üretim süreçlerinin ve sanatsal yaratıcılığın hem tanığı hem de mekânı olarak her iki sistemden de beslenme fırsatı buluyor.

Program kapsamında Galeri/Miz Haziran – Ağustos ayları arasında sanatçılar Sadık Arı (Türkiye), Charles Garcin (Fransa), Helena Hernández (Meksika), Naci Güneş Güven (Türkiye), Rebecca Travis (İngiltere), Elize Vossgatter (Güney Afrika) ve Emma Wieslanderi (İsveç) ağırladı. 2 veya 3 haftalık süreler için İstanbul’da yaşayıp atölye olarak galeri mekânını kullanan yabancı sanatçılar ağırlıklı olarak şehirden, yerel kültürden, dilden, yerel halk sanatlarından, şehrin tarihi ve kültürel mirasından, güncel yaşamdan izlenimlerini topladılar ve kendi sanatsal pratikleri çerçevesinde ürettikleri yeni yapıtlarıyla bu izlenimlere çeşitli karşılıklar verdiler. Yerli sanatçılar ise kendi çalışmalarında cesur bir şekilde yenilik arayışlarına girişerek, önceki çalışmalarına teknik veya tematik anlamda farklı deneysel boyutlar getirdiler ve bir anlamda kendilerine dönük yeni sorular sorarak yeni karşılıklar ortaya koydular.

Yeni sezonun ilk sergisi olan İzlenimler ve Karşılıklar ile yeniden bir sergileme mekânına dönüşecek olan Galeri/Miz, 7 genç sanatçının yaz boyunca ortaya koyduğu ve ilhamını özünde mekândan, İstanbuldan ve kültürden alan yapıtlarını sanat izleyicisiyle buluşturuyor. Farklı sosyal, kültürel arkaplanlardan ve eğitimlerden gelen sanatçıların mekâna ve kültüre dair verdiği karşılıklar bize sanatın başlı başına bir mecra olarak ne denli büyük bir yorum zenginliğine imkân verdiğini gösteriyor.

Eserler

18.09.2012

05.10.2012

Murat Tomruk, ''An''lamlar

Biyografi

Murat TOMRUK

1964’te İstanbul’da doğan Murat Tomruk, Galatasaray Lisesi’nden mezun oldu ve fotoğrafçılığa olan ilgisi lise yıllarında başladı. Massachusetts Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde lisans eğitimi alan Tomruk, ilk yüksek lisansını Pennsylvania Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde, ikincisini ise Koç Üniversitesi İşletme bölümünde tamamladı. Fotoğraf alanında aldığı çeşitli eğitimlerle yeteneğini geliştiren Tomruk, GfK Fotoğraf Yarışması (2009, 2010) gibi çeşitli ulusal yarışmalarda ödül aldı, Mayıs 2010’da disiplinler arası bir karma sergi olan ve TOÇEV yararına düzenlenen “Üç Nesil” adlı sergiye fotoğraflarıyla katıldı.

Bakan gözlerden gören gözlere geçebilmenin fazlasıyla emek istediğine inanan Tomruk, estetik öğelerin öne çıktığı fotoğraflarında duyguları ve farklı bakış açılarını yakalamayı amaçlar.

Çalışmalarını İstanbul’da sürdüren Murat Tomruk, İFSAK üyesi olup, Koç Holding’de üst düzey yönetici olarak görev yapmaktadır.

Hakkında

  “An”lamlar…

Ben fotoğraf çekiyorum.

Bir martının kanat çırpışında, yarı açık bir kapının eşiğinde, kendimi dünün kararları ve yarının tasası ile hesaplaşmaktan soyutlayabildiğim o “an”larda, yaşamla ilgili “an”lamlar bulmaya çalışıyorum.

Ben alt yazı gerektirmeyen fotoğraflarımda hayatı yaşanır kılan duyguları arıyorum.

Ben yıllardır tutku ile fotoğraf çekiyorum.

Şimdi o “an”lamlar’ı ilk kişisel sergimde sizlerle paylaşma zamanı.

Sizleri,  birlikte fotoğraflarımı yorumlarken,  hayattaki arayışlarımızı görmeye, yaşadığımız her “an”ın güzelliğini hissetmeye davet ediyorum… kaderimizde var olana inat.

Fotoğraflarıma “an”lam katan herkese teşekkür ederim.

 

Murat Tomruk

Eserler

15.05.2012

11.06.2012

Doğu Çankaya, Dogu

Biyografi

 

 

Doğu Çankaya

1968’de İstanbul’da doğan ve tıp öğrenimi gören Çankaya, yaşamını İstanbul ve Bodrum’da sürdürmektedir.

Hakkında

 

Doğu Çankaya, ağırlıklı olarak ahşap üzerine karışık teknikle oluşturduğu resimlerini 17 Nisan -  12 Mayıs 2012 tarihleri arasında Teşvikiye Galeri/Miz’de izleyiciye sunuyor. Tümü 2012 yılına ait olan yapıtlar bütünü, sergi mekanını bir “çevre” olarak gören sanatçının, bu çevreyi oluşturma projesinin sonucu. Bu “çevre”yi, birbiriyle ilintili tam kırk üç çalışma oluşturuyor.

Serginin başlığı olan “Dogu”, Doğu Çankaya’nın sanat, aynı anda da dünya görüşünün merkezindeki kavrama ışık tutuyor. Dünyayı kopuntusuz bir ilişkiler bütünü olarak gören sanatçı, kendi adından hareket ederek bir araştırmaya girdiğinde, adının, Japon kültüründe “şifacı” anlamına geldiğini gördüğü an, kopuntusuzluk görüşünün yerindeliği ortaya çıkar: Doğu Çankaya bir şifacıdır! Evet, tıp eğitimi alan Doğu Çankaya, bir hiperbarik tıp doktorudur; iyileştirendir...

Çankaya’nın yapıtlar bütünü düşünüldüğünde, sanatçının, doğayı koruyan tavrı ile Dogu kavramının nasıl buluştuğu anlam kazanır: sanatçının artistik kariyerinde önemli yer tutan heykel ve içinde heykelin de kullanıldığı enstalasyonların ana maddesi, kaşık yerine kullanılan karıştırıcılar, hasta muayenesinde kullanılan spatüller gibi, tüketim nesnesine dönüşmeden önce varlıkları doğayı korurken, sorumsuz tüketimi ters etki yaratan ahşap çubuklardır. Ayrımsanacağı gibi, ahşap, Doğu Çankaya sanatında simgesel bir yoğunluğa sahiptir. “Dogu” sergisinde de sanatçı, ana malzeme olarak ahşabı seçerek, doğaya şifa vermeye devam ediyor.

“Dogu” 12 Mayıs 2012’ye dek Galeri/Miz’de görülebilecek.

Eserler

17.04.2012

12.05.2012

Mina Sanver, 80’ler, 90’lar, 2000’ler

Biyografi

Mina SANVER

 İstanbul doğumlu. Resim eğitimini 1972-1981 yılları arasında Prof. Nurullah Berk’in atölyesinde çalışarak ve 1973-1974 ile 1980 yıllarında Londra’daki Sir John Cass School of Art’a devam ederek oluşturdu.

 Resimlerinde çizgisel bir anlatım vardır. Seçtiği renkleri yüzey üzerine düz bir teknikle yansıtmaktadır. Malzeme olarak yağlıboya ve guaj kullanmakta. Resimleri İstanbul ve Londra’daki çeşitli kişilerin ayrıca Kültür Bakanlığı, İş Bankası, Sabancı, İnterbank, Koç Bankası, Mustafa Nevzat İlaç Fabrikası ve Yahşi Baraz koleksiyonlarında bulunmaktadır.

 Sergime düşüncelerimin süreç içinde görünür hale getirilmiş yapıtlar olarak bakılmasını isterim.

 
Kişisel Sergiler

 1980   İş Sanat Galerisi Beyoğlu, İstanbul

1980   Resim-Heykel Müzesi, İzmir

1981   Anglo-Turkish Society, Londra

1984   Tanak Galerisi Etiler, İstanbul

1985   İş Sanat Galerisi, Ankara

1986   Akbank Sanat Galerisi, Trabzon

1987   Pabetland Galerisi Maslak, İstanbul

1988   Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul

1990   Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul

1992   Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul

1994   İBL Sanat Galerisi, İstanbul

1996   Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul

1999   İMK Borsası Sanat Galerisi, İstanbul

2004   Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul

Hakkında

-KENDİ KENDİNE RÖPORTAJ-

 

*İşin başından başlayarak soruları sormak istiyorum. Çalışmalar nasıl başladı?

19 yaşındayken Prof. Nurullah Berk’in atölyesinin kapısını çalarak başladı. Hocayı şahsen hiç tanımıyordum. O dönemde Meydan Larousse yayınlanmıştı. Ben de bu ansiklopediyi fasikül olarak toplayıp tamamlamıştım. 70’li yılların başı Türk ressamlarını tanıma olanakları kısıtlıydı. Bu ansiklopedi o yıllar içinde bana faydalı olmuştu. Hocaya kendisinden özel ders almak istediğimi söyledim. Önce bana bir gün verdi ve sınav yaptı. Ardından çalıştırabileceğini söyledi.

*Peki, başladınız, sonrası nasıl gitti?

Yok, başlamadan öncesine dönmek istiyorum. Şimdi kendisinden ilk öğrenmek istediğim dünya sanat tarihine bakıldığında -Rönesans’ta ve o dönem bildiğim akım Empresyonizm’de- neden kadın ressamların çok az olduğuydu. Bunun yanında, bizde sevindirici olarak cumhuriyetle gelen dönemde yapılan ve jürisi uluslararası olan resim yarışmasının birincisinin kadın olmasının bana heyecan verdiğini, bu arada kendi yapımın da hırslı olduğunu ekledim ve ne yapmalıyım diye sordum. Hoca kendine has sakin anlatımıyla yeni çağda kadınların yolunun çok daha açık olduğunu söyleyerek güven verdi.

*Resimlerinizi nasıl oluşturuyorsunuz? Düşüncelerinizde neler ön planda?

Anlatımlarında sanat tarihinden, arkeoloji ve sanattan, çağdaş sanat akımlarından, müzikten, sinemadan, okuduklarımdan, gezip görüp yaşadıklarımdan özdeyiş hâline getirilmiş resimler ortaya koymak isterken minyatürler, ferman, halı ve çinilerimizdeki doğu el işçiliğinde işleyip yansıtmayı düşünüyorum.

*Çok şeyi düşünüp yalın hâle getirmek, anlatmak, işlemek mi?

Şöyle de anlatabilirim. Yapılmış bilineni farklı bir yorumla göstermeyi isteme; yapılmış, bildik, uygulanmış fakat taktiği farklı...

Sporda sırıkla atlamada bacaklar açılarak geçilen barı sırtını dönerek atlamayı düşünüp bu taktiği ile atlamanın şeklini değiştiren atlet gibi yeni bir bakış getirmeyi istiyorum.

*Peki biraz daha açıklık getirirsek?

Bakıldığı an basit, sıradan fakat içeriği geniş olsun istiyorum. Kendimi sıkmamak, nerede rahat düşünüyorsam orada bulunmak, etkilendiklerimi düşünmek, yansıtmak, yapmak, uygulamak... Ayrıca yer değişiminin de bana iyi bir boyut kattığı kanısındayım ve öyle yaşıyorum. Büyükada’ya gidip gelmek bile birçok açıdan iyi oluyor.

*Evet serginizde görülüyor “Büyükada’nın Rüzgârlı Bulutları” olan yerleştirmeniz...

Galeri/Miz’den teklif gelince ve galerinin asıl mekânının dışında yer alan bu küçük oda için bu yıl Büyükada’nın çok esen rüzgârlarından rüzgârlı bulutları çıktı. Yukarıda söylediğim gibi anlatımımda içerik geniş olsun istiyorum.

*Serginizin ismine de değinelim “80’ler, 90’lar, 2000’ler” müzikte özellikle de pop müzikte kullanılan terimi siz serginize isim olarak kullanmışsınız.

Daha önce söylediğim gibi bildik, tanıdık tanımlamayı farklı şekle sokup böylece de amaçladığım eski yeni çalışmalarımı yeniden sergilemektir.

*Şimdi de serginizde eskiden yeniye seçilmeye hak kazanmış resimleri nasıl seçtiğinizi anlatın.

Sergi alanına girip, ortada durup ön ve arkanıza baktığınızda öndeki cam kısmı arkaya taşımak istedim ve 1989’da yaptığım “Dört Mevsim Pencere” serisinden “İlkbahar”ı sergi tarihine de uygun olduğu için yerleştirdim. Yanına da küçük boyuttaki tüm mevsim aralıklarını gösteren boyutu kısa, uzun tuval üzerindeki yeni tarihli çalışmayı yerleştirdim.

*Peki, ilk sergiye girdiğimizde iki pencere arasındayız. Diğer duvarlara geçersek?

Sergiye girişteki ilk adımda simetrik olarak duvarlarda somut olarak 2008’de yaptığım “Geçen Zamanla Dört Dakika” isimli resmin karşısına renkli ve düz ayna kâğıtlar kullanarak yaptığım aynı resmin soyutunu yerleştirdim. Böylece bir karşılıklı yansıma yaratmak istedim. Geçen zamanı yansıtıyorum.

* Şöyle diyebilir miyiz, sergi alanında simetrik bir sergileniş var?

Evet, uzun bir galeri ve buraya simetrik bir sergilenişin iyi olacağını düşündüm. Bunu AKM’de 80’li yıllarda açtığım sergide “DIAPOSITIV” adlı resmimde yapmıştım. Aynı resmi ters ve yüz olarak çalışmıştım. İzleyici iki resmin arasına girip bakarken kendi de resimle bütünleşiyordu. Burada da aynısını tekrarlıyorum.

*Bir de son yaptığınız ayna gibi yansıyan kendimizi de resmin içinde bazen net, bazen net olmayan bu arada da giysimizin renginin de yansıdığı resimlerinizi açıklar mısınız?

Doğru, hemen şu “Geçici Portreler” diye adlandırdığım son çalışmalara değineyim. Burada tuğla boyutlarındaki tuvallerde boya göre asılış şeklinde yalnız yüzümüzü görüyoruz. Baktığımız an bakanın portesi var, sonrası yok. Bir tanesine isim yazdırıyorum, yani o tuvale yüzü yansımış ve geçmiş olanın.

*Diğer son çalışmalardaki “Geçmiş Bugünde” olan çalışmaların açıklaması?

Evet, bu resimlerin ikisinde de resme bakılınca önce gözde belli bir vibrasyon yaratmasını istedim. Hangi karesine bakacağınızı bir an için bulamama hâli ve kısa bir sürenin geçmesini istiyorum. Resme bakış netleşmeye başladığında ise kuşların hızlı geçişleri, uzaklaşıp yakınlaşmaları ile geçişi vurgulamaya çalışıyorum. Resmin yanlarında yer alan barkod çizgilerine benzeten çizgilerin okunması hâlinde yaşantımı anlatıyorum. Bu da uzun zamandır çalışmalarımda ortaya çıkarmak istediğim soyut ile somutu birleştirmek isteğim.

*Kuşlar hangi ülkelerin?

Sadece İstanbul’un kuşları.

*Bir de çekmiş olduğunuz fotoğraflarla gerçekleştirdiğiniz “İstanbul 2010” resimlerini açıklar mısınız?

Burada bir tarihe dayanmak istiyorum. “İstanbul 2010 Kültür Başkenti”, diğeri de aynı adı kullanıp “İstanbul 2010 Kültür Başkenti (Fırtına)” fırtına ekliyorum. Burada belki bir özdeyişi de anımsatıyor, “Bir bardak sıvıda fırtına yaratmak”. Amacım resimlerime düşüncelerimin süreç içinde görünür hâle getirilmiş yapıtlar olarak bakılmasını istemem.

*Biraz da hobi olarak yaptığınız video ve fotoğraf çekimlerinizi anlatır mısınız?

Dünyaya bakış gezilerimden yola çıkarak çektiğim fotoğraflar ile aldığım yerel kitaplardan çektirdiğim fotokopiler, kartpostallar, biletler ve saklamayı istediklerimle görsel günlükler yaptım ve altlarına da okuduklarımdan bilgiler ekledim, unutmamak veya unutursam hatırlamak için.

*Peki videolar?

Onlar da ayrı doküman. Çok zaman almasına karşın asistan yeğenim Baha ile çalışıp duruyoruz. Altyazılar ve bilgi ekleme yaparak yaşantımı yansıtıyorum. Bu sergide de son çektiklerimi göstermeyi planlıyorum.

*Sergide çalınmasını istediğiniz “Arvo Pärt”ın müziğini nasıl seçtiniz?

Her yapılan işte bir giz vardır. Müzik seçimi de giz kalsın. “Mirror Within a Mirror” – “Ayna İçinde Ayna”yı dinletmek istiyorum.

Buraya da soru eklemek isteyenlere yer bırakalım ve serginin oluşmasını sağlayan Meriç Aktaş Ateş ve Ayşegül Erseven Arayıcı’ya teşekkür ederim.

 

 

Mina SANVER

Eserler

14.03.2012

14.04.2012

Neslihan Özgenç, İçimdeki Kelebek

Biyografi

 

1976 yılında, Trabzon’da doğdu. Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği’ni 1999 yılında bitiren Özgenç, yüksek lisansını 2002’de Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Bölümü’nde, 2008 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Bölümü’nde, sanatta yeterliliğini “20. yy. Batı Resim Sanatı’nda Cinsellik ve Erotizm İmgesi” başlıklı teziyle tamamladı. 2009 yılından bu yana Sakarya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan Özgenç, yaşamını ve çalışmalarını Sakarya’da sürdürmektedir.

 

Kişisel Sergiler

2010 Artenciel Mini Sanat Galerisi, İSTANBUL

2009 Derinlikler Sanat Merkezi, İSTANBUL

2008 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, İSTANBUL

2005 Ares Sanat Evi, İSTANBUL

 

Karma Sergiler

2011 SAÜ GSF Öğretim Elemanları Karma Sergi, SAKARYA

2011 Güz Karması, İkizler Sanat Galerisi, ANKARA

2010 Su Perisi İstanbul’da Karma Sergi, Mimarlar Odası Sanat Galerisi, İSTANBUL

2010 Ekim Geçidi 9 Karma Sergi, SAKARYA

2010 Batı Karadeniz Üniversitesi Öğretim Elemanları Karma Sergisi, ZONGULDAK

2009 Batı Karadeniz Üniversitesi Öğretim Elemanları Karma Sergisi, SAKARYA

2009 AntikLEŞ 1, DGSG, İZMİR

2009 AntikLEŞ 2, Seferihisar Sığacık Kalesi, İZMİR

2008 Üç Sessiz Çığlık, Tüyap Kitap Fuarı, İSTANBUL

2008 Karma Resim Sergisi Ortaköy Sanat Galerisi, İSTANBUL

2007 Mezunlar Karma Resim Sergisi, DGSG BURSA

2007 Çağdaş Sanatçılar Buluşması İlayda Sanat Galerisi, İSTANBUL

2006 Mezunlar Karma Resim Sergisi, DGSG BURSA

 

Uluslararası Karma Sergiler

2011 “Sınırsız” Uluslararası Karma Resim Sergisi, RH+ Sanat Galerisi, İSTANBUL

2011 Portakal Çiçeği Uluslararası Sanat Kolonisi Karma Sergisi, ANKARA

2011 International Fine Arts Colony of Strumica Group Exhibition, USTRUMCA/MAKEDONYA

2011 Fondazione Sinaide Ghi, Uluslararası Suluboya Resim Yarışma Sergisi, ROMA/İTALYA (sergilenme)

2010 Çağdaş Sanatta Figürlü Kompozisyon, Liepājas Universitāte, LETONYA

2010 Uluslararası Türk Sanatları Karma Sergi, ŞAM/SURİYE

2010 Uluslararası 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Karma Sergi, KONYA

 

 

Atölye Çalışmaları:

 

Portakal Çiçeği III. Uluslararası Sanat Kolonisi 2011, SAPANCA

48. Ustrumca Uluslararası Sanat Kolonisi 2011, MAKEDONYA

Hakkında

Günün birinde uçmak isteyen, önce doğrulmayı ve yürümeyi ve koşmayı ve tırmanmayı ve hora tepmeyi öğrenmelidir. Uçmaya uçmakla başlayamaz kişi.

Friedrich Nietzsche

 

İçte kalma ve eylemsiz olmanın formudur koza. Mutlak bir inziva, kendine düşmedir. Kendine yönelme, kendiyle ayrışıp bütünleşmedir, kendine karışıp çoğalma ve bütün olarak yeniden doğmadır. Dış zamana kapalı, iç zamana mahkûmdur.

Koza kelimesinin kökü, Antik Yunanca Kokkos “tohum” ve Latince Coccum “tane” anlamına gelen sözcüklere dayanır. Sözcüğün etimolojik serüvenine göre, kelimenin kabuk anlamı kazanması, Fransızca “kabuk” anlamına gelen coque kelimesinden türeyen “cocon”nun diğer modern dillere geçmesi ile gerçekleşir. İngilizcede cocoon olarak bilinen bu sözcük, isim olarak doğal koruyucu bir kaplama; 1986 yılında fiil olarak kullanılmaya başlandığında ise “içeride kalmak ve eylemsiz olmak” anlamına geliyordu. Yani, koza koruma amacıyla dış dünyadan mutlak şekilde soyutlayarak saran kabuk anlamına geliyor. 

Koza ve tırtılın ilişkisi tıpkı bir bireyin kendi benliği ile olan ilişkisi gibidir. Koza, sınırlı bir form ve dolayısıyla sınırlı bir hacimde var olan, gelişen bir hayata işaret eder. Kaderi belli olan her tırtıl, bu “aynı” serüveni kendi kozasında farklı şekilde yaşar. Tırtılın kelebeğe dönüşme süreci bir içe bakış anıdır. İnsan kendi öz benliğine dair farkındalığı da benzer bir içe bakış tecrübesidir. Tıpkı bir tırtılın kendi üzerine koza örmesi ve bir kelebek olarak yeniden doğacağı zamana kadar kendini dış dünyadan soyutlayıp içine dönmesi gibi insan da kendini keşfetmek ve sonunda bilmek için içine, kabuğuna döner zaman zaman. İşte kelebeğin serüveninde heyecan verici şey de budur: Bir ucu yaşam bir ucu ölüm olan sınırlı çizgisel zamanda kendi içine dönüp sıradan zamanı durdurduğu eşsiz anlar.

İşte İçimdeki Kelebek, yaratım sürecinde kendini dünyaya mutlak şekilde kapatan, içe yönelen, Özgenç’in bu mutlak kişisel iç deneyini yansıtıyor.

“Resimlerimdeki koza imgesi ve tırtılın hiçlik boyutlarındaki değişkenliği, görünür olan kelebeğin görünmez olan zamanın hiçlikteki anlamını ifade etmektedir. Zamanın katmanları ise varlığı ölümle sonlandıran bir bekleyişe sürüklemektedir” diyen Özgenç, koza imgesiyle ölümle yaşam arasında, sonlu bir zaman ve mekânda sonsuz bir mücadeleyi vurgulamak istiyor.

Neslihan Özgenç’in beşinci kişisel sergisi olan İçimdeki Kelebek, yapıtlarında varlık, hiçlik ve erotizm gibi konularını işleyen ressamın, bu konuları kelebek kozası imgesi üzerinden tartıştığı son dönem işlerinden oluşuyor.

Ressam, siyah fonu koza içindeki ne tırtıl ne de kelebek denecek entitenin dış dünyadan soyutlanmışlığını vurgulamak için kullanıyor ve bu sayede izleyiciye bu inzivayı Araf benzeri bir arada kalmışlık hissi yaratarak resmediyor. Siyah zeminin yarattığı bu boşluk ve arada kalmışlık hissi, koza içinden çıkan ve yaşamı imleyen aydınlık hareket ile zıtlık içinde. Siyah zeminin dinginliği ve aydınlığı yutma çabası, aydınlık alanın devingenliği ve yaşama azmi ile bir gerilim halinde. Özgenç, huşu içinde var olan kozanın içindeki devinimi, yaşamı ve dönüşümü bu aydınlık hareketle dışarıya taşıyor. Bu hareketle kozanın içindeki dünyanın bir ipucunu veriyor izleyicisine. Böylece izleyicisini hem kozanın içine davet ediyor, hem de dışında bırakıyor. Zaman ve mekânın bilindik anlamlarını kaybettiği bu iç deneyimin sıra dışı zamansallık duygusunu vermek için transparan katmanları üst üste boyayan ressam, bu metotla tuvalde fotoğraf etkisi yaratan bir görsellik yakalıyor.

Nihayetinde İçimdeki Kelebek ile Özgenç, sergisi izleyicisini bir iç deneye, bir “self-to-self” hissini deneyimlemeye cesaret etmeye çağırıyor.

Tuğba AYAS

Eserler

21.02.2012

10.03.2012

Buğra Erol, Gri

Biyografi

1986 doğumlu Buğra Erol İstanbul da yaşıyor. Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar Bölümü son sınıf öğrencisidir. Çevre aktivisti olarak bir çok eyleme katıldı. Resim dışında fotoğraf ve video gibi farklı disiplinler üzerine çalışıyor. İlk sergisi Deneme II: Patolojik Arzular 13 Eylül - 1 Ekim 2011 tarihleri arasında kurucularından birisi olduğu sanatçı topluluğu Proje300 adına gerçekleşti.

Hakkında

Bu şehirden gitmek istemeseydim, bu şehri sevmek zorunda kalmazdım.

Şehir kendimiz için özenle yarattığımız yaşam alanımız olsa da, benim tek hakimiyet alanım olmak zorunda değil. Ben dünyanın kalan kısmını herkes kadar merak ediyorum ve beton blokların arasından bakıp, mekân ve aidiyet kavramını doğa ile kurduğumuz ya da kuramadığımız ilişki üzerinden sorguluyorum. Önce gitmek, şu an bulunduğum yere dışarıdan bakabilmek istiyorum. Gidemedikçe de olduğum yeri sevmek zorunda kalıyorum.

Buğra Erol

Eserler

01.02.2012

18.02.2012

Unique Prints-Demir Kardaş

Biyografi

DEMİR KARDAŞ


1950de İstanbulda doğdu. İstanbul Ticari İlimler Akademisini bitirdi. 2004 – 2006 yılları arasında yağlı boya ve akrilik çalışmalarını sürdüren Kardaş, 2006dan bu yana ressam Ergün Başarın yanında resim ve linol tekniği ile yaptığı özgün baskı çalışmalarını sürdürmektedir. 2009 yılından itibaren Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Sosyal Bilimler Enstitüsünde Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans programına devam etmektedir.

KİŞİSEL SERGİLER


2011    IMOGA
2010    Gloria Resort, Antalya

GRUP SERGİLER


2011    “25. Karma Sergi“ TEM Sanat Galerisi
2011    Resim Heykel Müzesi Derneği
2011    “Karma Sergi 2” GaleriFE
2011    “Karma Sergi 1” GaleriFE
2011    Türkiyede Baskı Resme Bakmak Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF)
2010    “IMOGAdan Ustalar” Toprak Sanat Galerisi
2010    Işık Üniversitesi Yüksek Lisans
2010    Halis Kurtça Sanat Merkezi Ergün Başar Atölyesi
2010    “5 Usta 5 Genç” Bilkent Üniversitesi Sanat Galerisi
2010    “34. DYO Resim Yarışması” Sergisi
2009    IMOGA Karma Atölye Sergisi
2009    Halis Kurtça Sanat Merkezi Ergün Başar Atölyesi

Hakkında

Galeri/Miz, 2011-2012 sergi sezonunu, Demir Kardaşın Unique Prints sergisi ile sürdürüyor. Sergi, 10 Ocak 2012 günü saat 17:30dan itibaren Teşvikiye Galeri/Mizde görülebilir.

Kardaşın Unique Prints sergisinde sunacağı çalışmalarının tümü linol baskı tekniği ile gerçekleşti. Sanatçı, baskı tekniği ile çalışmakla birlikte, tercihini monoprint yönünde kullanıyor. Böylelikle, resim kalitesindeki çalışmaların, tıpkı resim gibi tek oluşu üzerinde odaklanan sanatçı, bu sergisinde üç farklı seri ile çalışıyor.

Soyut geometrik desenler üzerinde yoğunlaşan Kardaşın baskıları, saydam renk katmanları ile derinlik kazanıyor. Sanatçının kullandığı özgün doku yöntemi, derinlik duygusunu yoğunlaştıran bir öge olarak ön plana çıkıyor.

Zaman içerisinde renkler ve şablonların işlerinde ön plana çıktığını belirten Demir Kardaş eserleri için, “Daire ile kare bende bir sonsuzluk ve düzen duygusu yaratmaktadır. Döngüsel hareketleri bazen dairelerin içinde hızla dolaştırmayı bazen de karenin sakin düzeninin içerisinde bir anafor halinde gezdirmeyi seviyorum. Üst üste saydam şablonlar kullanarak renk geçişleri yapmak hoşuma gidiyor. Formlarım aslında kendi sanatımızın yansımalarıdır. Çini desenleri kaftanlar mezar taşları ve doğaldır ki hat ile tezhip.” demektedir. Zamanı kaçırmamaya özen gösteren sanatçı kendisine ait bir hayal dünyasını kağıtlar üzerine aktarmaya çabalamaktadır.

Unique Prints sergisi Teşvikiye Galeri/Mizde 31 Ocak 2012 tarihine kadar devam edecek.
 

Eserler

10.01.2012

31.01.2012

Mustafa Duymaz, Panokent

Biyografi

MUSTAFA DUYMAZ

 1972’de Van’da doğdu. 1999’da Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Kişisel ve karma etkinliklerde yer aldı. Ankara Güzel Sanatlar Lisesi’nde görev yapmaktadır. YAYGARA Güncel Sanat İnisiyatifi kurucularından ve üyesidir. Sanatsal çalışmalarını ve yaşamını Ankara’da sürdürmektedir. Birçok özel koleksiyonda ve müzede eserleri yer almaktadır.

 
ETKİNLİKLER  (SEÇKİ)  

 

  • 2011 - “Paralaks” Contemporary 2011, İstanbul
  • 2011 - “Bilinmeyen Bir Cisim Yaklaşıyor”, Piha Kollektif, İstanbul 
  • 2011 - “Doğa Cennetse, Kent Cehennemdir” Yaygara Güncel Sanat İnisiyatifi Etkinliği, Cermodern, Ankara 
  • 2010 - “Masalkent” ODTÜ Sergi Salonu (Kişisel Sergi), Ankara 
  • 2010 - “Fasafiso” Yaygara Güncel Sanat İnisiyatifi Etkinliği, Cermodern, Ankara 
  • 2010 - “BirArada” Ankara Genç Kuşaktan Bir Kesit, Helikon Sanat Galerisi, Ankara 
  • 2009 - “İyi Kötü Çirkin” Yaygara Güncel Sanat İnisiyatifi Etkinliği, Ankara 
  • 2009 - “Nev Nesil” 25. Yıl Sergisi, Galeri Nev, Ankara 
  • 2009 - “Kimi Zaman” Yaygara Güncel Sanat İnisiyatifi Etkinliği, GÜGEF Sergi Salonu, Ankara 
  • 2009 - “69. Devlet Resim Heykel Yarışması” Sergisi, DRHM, Ankara 
  • 2008 - “Seyir Deneyimleri” Yaygara Güncel Sanat İnisiyatifi Etkinliği, ÇSM , Ankara 
  • 2008 - “Nuri İyem Resim Yarışması” Sergisi, Evin Sanat Galerisi, İstanbul 
  • 2008 - “8. Şefik Bursalı Resim Yarışması” Sergisi, DRHM, Ankara 
  • 2008 - “Anadolu Üniversitesi 50. Yıl Resim Yarışması” Sergisi, Eskişehir 
  • 2008 - ‘’Şüpheyi Askıya Almak’’ Yaygara Güncel Sanat İnisiyatifi Etkinliği, Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi (GÜGEF), Sergi Salonu, Ankara 
  • 2007 - “7. Şefik Bursalı Resim Yarışması” Sergisi, Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, Ankara 
  • 2006 - “Türk Eczacılar Birliği Resim Yarışması” Sergisi, Ankara, İzmir, İstanbul, Adana 
  • 2006 - “Gazi Eğitimliler Üç Kuşak Sergisi’’ Çağdaş Sanatlar Merkezi (ÇSM), Ankara 
  • 2006 - “İnönü Üniversitesi I. Ulusal Resim Yarışması” Sergisi, Malatya 
  • 2006 - “66. Devlet Resim Heykel Yarışması” Sergisi, DRHM, Ankara 
  • 2005 - “5. Şefik Bursalı Resim Yarışması” Sergisi, Devlet Resim Heykel Müzesi (DRHM), Ankara 
  • 2004 - Kavaklıdere Sanat Galerisi (Kişisel Sergi), Ankara 
  • 1999 - “9. Adana Çimento Resim Yarışması” Sergisi, Adana 
  • 1999 - “Genç Ressamlar” Sergisi, Türk - İngiliz Kültür Merkezi, Ankara 
  • 1999 -  “UPSD. Genç Sanat - II” Etkinlikleri Çağdaş Sanatlar Merkezi, Ankara 
  • 1999 - Devlet Güzel Sanatlar Galerisi (Kişisel Sergi), Konya

  

ÖDÜLLER  (SEÇKİ)

 

  • 1999 - Gazi Üniversitesi Resim Yarışması  “ Ödül’’ 
  • 2008 - Nuri İyem 2008 Resim Yarışması “Ödül” 
  • 2009 - 33. Dyo Resim Yarışması “Ödül” 

Hakkında

 

Kent dokusunda ortaya çıkan genel özellikler, kentin kimlikleşme sürecinin iz düşümleridir. Görsel bir devinim içerisinde adeta bir organizma gibi hareket eden kent silüeti, sürekli değişim ve dönüşüm özellikleriyle sosyokültürel alanın vitrini niteliğindedir. Tasarım ve estetik açısından sürekli kurgulama hâli kentin yapısındaki inşa sürecinin her zaman mevcut olması demektir. Bu inşa süreci, dönüşüm arzusunun bir göstergesi niteliğindedir. Yeni inşa edilen mimari yapıların etrafında şekillenen manzaralar, kentin dönüşen yanlarının bellek haritaları olarak değerlendirilmiştir.

Bir motif oluşturma sürecinde kullanılan elemanlardan biri olarak inşaat iskeleleri, modern kültürün ayakta durmak için dayandığı temellerden birisi olarak ortaya çıkmaktadır. Zaten Modernizm’in gökdelenleri de bu devasa iskelelere yaslanarak yükselmiştir. Kendi içinde barındırdığı hareket, fütürist bir tavrı göstermektedir.

 

Kent Mekânlarında Şeffaflık Algısı

Mustafa Duymaz’ın çalışmalarında kullandığı yapının genel konseptini oluşturan öğelerden biri de şeffaflıktır. Bu durum, tasarım sürecine hem iç-dış yaşam birlikteliğinin sağlanması hem de yapının fiziksel özelliklerinin mümkün olduğunca dışarıdan da okunabilmesi olarak yansıtılmıştır. İç ve dış mekân arasındaki görsel akışkanlık kent bağlamını yapının iç dinamikleriyle kesintisiz bağlayan, ilişkilendiren ortamlar yaratır.

Günümüz mimarlığında materyalin “görünürlüğü” şeffaflıkla, teknolojik görsel bombardımanla hafiflemeye hatta boşluğa dönüşmeye başlıyor (Baudrillard, 1998).

Aynı bina içerisinde yaşayan insanların bir duvar mesafesi uzaklıktaki diğer insanlara olan kapalı ve gizemli olma durumu, genel anlamda kent silüetinde fark edilemeyen bir geçirgenlik algısı oluşturmaktadır. Her şeyin ortada olduğu hissini veren kent boşlukları aslında insanı gizleyen yapılardır. Ortak alanın mahremiyetini gizleyen odalar oluşturmak ve aslında bütün gibi görünen parçalı alanlar yaratma fikri vardır. Çalışmalarda da bunun gibi parçalamalı alanlar oluşturulmuştur. Kent ortamının kalabalıkları arasında görünmez duvarlar örülmüş gibi dolaşan insanlar, şeffaf odalara hapsedilmiş gibi yalnızlaşma sorunu yaşamaktadır. Belki çalışmalara bu durum figüratif olarak yansımasa da, içi dışı görünür gibi inşa edilen binalar içerisinde görünmez olan yaşamlar söz konusudur. Orada bir yerlerde olduğu düşünülen insanların yaşam tarzının bir yansıması ve göstergesi bu yarı şeffaf kent silüetidir.

 

Sonsuzluk Kavramı

Aslında çalışmalarda ele alınan sonsuz ve boşluk fikri mekânsal anlamdadır. Kent alanında ortaya çıkan ve açık gökyüzü fikriyle pekiştirilmeye çalışılan bir gökyüzü tanımlaması amaçlanır. Yükselen mimari formlar, bu açık gökyüzü fikrine müdahale etme anlamını yansıtmaktadır. Binaların arasından belli belirsiz yakalanmaya çalışılan boşluk algısı, gözün rahatlamak için aradığı son noktadır. Bir perde gibi boşluğu örten binalar arasında bu özgürlük alanlarını yaratmak oldukça güç olmaya başlamıştır. Yine de her şeye rağmen algılanabilir boşluk hissi bir haz unsuru olarak değerlendirilmektedir.

 

              Kent Silüetleri

Görsel olarak kentin silüetini oluşturan unsurlar, onun sosyokültürel yapısından ortaya çıkmaktadır. Farklı dönemlerin özelliklerini taşıyan bu eklektik yapı, bazen içinde yaşayan toplumun kontrolü dışına çıkabilir. Bu durum, kenti yönetenlerin kararlarıyla şekillenen silüetin, çoğu zaman kent sakinleri tarafından kabul görmeyen bir yöne doğru gitmesiyle sonuçlanabilir. Yine de toplum, kent içerisinde benimsediği ve kendi kimliğiyle özdeşleştirdiği karakteristik özellikleri olan bölgeler belirleyerek, kentle arasında bir bağ oluşturur.  Dışarıdan bir yerden bakıldığında detaylarından çok genel özellikleri ortaya çıkan görsel kent kimliği, bazı çalışmalarda kullanılmıştır. Burada bir bütün hâlinde gösterilen kent algısı, yaşam biçiminin bir göstergesi niteliğindeki ortamı tanımlar. Bu ortam ister modern olsun ister olmasın, kendi doğasıyla şekillenmiştir. Adeta labirentlere bölünerek, büyüdükçe büyüyen ve algılama sınırlarının dışına çıkan bu silüetin, kendi imgesi bir konu olarak işlenmiştir.

 

Tüketim Unsurları ve Modern Kentler

Modern kentlerin önemli unsurlarından biri olarak tüketim kültürü göze çarpmaktadır. Büyük alışveriş merkezlerinin yaygınlaşması ve tüketim alışkanlıklarını belli bölgelere taşımasıyla oluşan devasa merkezler, kent için belirleyici görsel etkiler ortaya çıkarmıştır.

Küreselleşmenin en belirgin etkileri, açıktır ki, kentler ve kentliler üzerinde hissedilmektedir. Kent yönetim sisteminden başlayarak, kent fiziksel mekânı, kentlilerin yaşam tarzları, tüketim alışkanlıkları, giderek ekonomik ve toplumsal yapı üzerinde son dönemlerde yaşanan değişimlerin pek çoğu küreselleşme ile başat kılınan politika ve uygulamaların izlerini taşımaktadır. Bu yeni küresel sistem ile kentlerimiz de ekonomileri, yaşam tarzları ve insanları ile tek bir sistem içine sokulmaya çalışılmaktadır. Bir başka anlatımla, günümüzün tüketim kültürü anlayışından kentsel mekânlar da payını almakta, barınma, dinlenme-eğlenme ve çalışma mekânları da giderek tüketim ile özdeşleştirilmektedir. Özellikle 1980’lerden sonra izlenen benzer politikalarla, ülkemiz kentleri de bu değişim/dönüşüm süreci içine girmiştir (Kiper 2004).

 

Kent Mekânlarında Reklam ve Cinsellik

Büyük boy reklam panolarının ortaya çıktığı ve devasa boyutlarda fotoğrafların binalara asıldığı kent ortamıyla karşı karşıyayız. Renkli ve ışıklı tabelalar, büyük boy sinevizyon ekranlar, ışıklarla süslenmiş binalar, bir panayır alanından manzaralar gibi ortaya çıkan görsel cümbüş göze çarpmaktadır. Büyük markaların damgasını vurduğu imajlar bir kentin modern kimliğinin tescili için zorunlu hâle gelmiştir. Bu görsel zenginlik ile gelişim sürecinin izleri aynı kentin silüetine yansıtılmaya çalışılmaktadır.

Bazı çalışmalarda kullanılan reklam imajları ve cinsellik içeren görseller, yaygın olarak kent dokusunda göze çarpmaktadır. Özellikle cinsel içerikli imajların vurgulanmasındaki amaç ise, metalaşan insan bedenini kent ile yeniden ilişkilendirmek olarak algılanabilir.

 Kentler büyüdükçe reklam panoları da büyümeye başlamıştır. Ölçek sürekli değişmekte ve insanlar algısal olarak sürekli zorlanmaktadır. Bir bellek şoklaması şeklinde sürekli görsel bombardıman söz konusudur. “Mega” kavramıyla birlikte göstergeler büyütülmüştür. Aynı şekilde cinsellik olgusu da devasa boyutlarda tasarlanan imajlarla yeniden ortaya çıkmıştır. Kaçınılmaz olarak ilgi çekmeye zorlanan ve sürekli tüketen olarak algılanan kent insanının böylece iştahı sürekli açık tutulmaya çalışılmaktadır.

Şevket Arık

YAYGARA Güncel Sanat İnisiyatifi Üyesi

Eserler

29.11.2011

07.01.2012

Çiğdem Erbil, Renklerin Söylemi

Biyografi

1961’de Bursa’da doğan Çiğdem Erbil 1978-1984 yılları arasında lisans ve yüksek lisans eğitimini Mimar
Sinan Üniversitesi Resim Bölümü’nde tamamladı. Sanatçı seksenin üzerinde karma sergiye katıldı, on bir
kişisel sergi açtı ve çeşitli ödüllere layık görüldü.

ÖDÜLLER
1997 2. DENİZ KUVVETLERİ RESİM YARIŞMASI BAŞARI ÖDÜLÜ
1987 TALENS RESİM YARIŞMASI SERGİSİ MANSİYON
1987 OLİMPİYAT KOMİTESİ RESİM YARIŞMASI 3. ÖDÜL
1985 TİGLAT GENÇ SANATÇILAR ARASI RESİM YARIŞMASI 3. ÖDÜL
1985 19. D.Y.O. RESİM YARIŞMASI MANSİYON

KİŞİSEL SERGİLER
2005 ORTAKÖY SANAT GALERİSİ İSTANBUL
1998 VAKKO SANAT GALERİSİ İZMİR
1997 VAKKO SANAT GALERİSİ ANKARA
1997 VAKKO SANAT GALERİSİ İSTANBUL
1995 AKBANK SANAT GALERİSİ BALIKESİR
1995 AKBANK SANAT GALERİSİ ORDU
1994 CEMAL REŞİT REY SANAT GALERİSİ İSTANBUL
1992 SİNAR SANAT GALERİSİ ÇANAKKALE
1990 YONCA SANAT GALERİSİ İSTANBUL
1988 MODA DENİZ KULUBÜ GÜLTEKİN ELİBAL SANAT GALERİSİ İSTANBUL
1984 BOTANIC GARDEN İSTANBUL

Hakkında

Çiğdem Erbil, kimi resminde fon, kimi resminde ise temel öge olarak kullandığı buruşukluk, kırışıklık, büzüşüklük, deformasyon gibi görüntülemeler ile resme üçüncü boyutu çok daha açık ve seçik olarak vermektedir. Bu boyut hem nesnel dünyayı, hem de öznel dünyayı yansıtması bakımından son derece işlevsel gözükmektedir. Sanatçının sık sık değişen, değişmek durumunda kalan ruh hali, bireyciliğinin sağlam yapısı ile dengelendirilebilmektedir resimlerinde.

Yapıtlarının tümünde iki temel düşünce egemenmiş gibi bir izlenim vermektedir. Biri sınırsızlık ve buna dayalı özgürlük, diğeri ise nesnel dünyadan çok öznel dünyanın karmaşası…Sanatçı, teknik becerisini, estetik kaygılarıyla son derece başarılı bir şekilde uyuma ulaştırıp biz izleyicilerin karşısına çıkabilmektedir.

Çiğdem Erbil, daha önce açtığı kişisel sergisinde ve ondan sonraki süreç içinde aynı temayı, sayısız anlamlar yükleyerek bizlere sunmaya devam etmektedir. Klasik bir estetik duyarlılıkla, modern bir imgeleme tekniğini birleştirerek tuvalleştirdiği yapıtlarında iç ve dış dünyasındaki hışmı ve karmaşıklığı çok açık ve seçik bir şekilde, üstelik ironik bir dille bize anlatmaktadır, anlatabilmektedir.

Son çalışmalarının tümü gayet tutarlı ve dengeli bir görünüm vermektedir. Her bir yapıtta özgürlük ve içsellik egemen bir anlatı dili gibidir.

Resimlerindeki renk tezatlıkları anlatıyı daha anlamlı kılma açısından çok başarılıdır diyebilirim. Fosforlu bir beyaza kontur hırçın çivit mavisi ya da macenta kırmızısı duygusal sapkınlığı veya iç-dış dünya ikilemini çok açık bir şekilde ortaya koyabilmektedir. Renk tezatlıkları yanı sıra biçimsel zıtlıklar da dikkatten kaçmayacak kadar güçlüdür.

Çiğdem Erbil’in kimi resimlerindeki içerik, belki de gelecekle ilgili bir umut yönünden, resimle alıcısı arasında bir beklenti birliği kurar gibidir. Düşler ve umutlar yarına sarılmayı ve ayakta kalabilmeyi anlatır gibidir.

Renkler ve biçimler bellediklerimizden daha farklısını, daha fazlasını bize anlatabildiği sürece resim de iyi resim, sağlam resim olur kanısındayım. İşte Çiğdem Erbil’in yapıtları bize bu olanağı verebilmektedir.

Sanatçının eserlerinde ele aldığı kimi konular, örneğin eller-eldivenler ve kadın kumaşları feminen temalar olmasına karşın resimlerinde kadınlık, kadınsılık hissedilmez. Kendi adıma, “Bu resmi bir kadın yapmıştır” diyebileceğim hiçbir ürününü görmedim.

Kanımca resim bir ayrıntılar sanatıdır. Bu ayrıntılar bazen bir renk darbesi olabilir, bir kopuk çizgi. Bazen de bu ayrıntı bir tuvale sığabilir bazen de birden fazla tuvale taşabilir. Tıpkı Erbil’de olduğu gibi…

Çiğdem Erbil’in 80x150 cm. boyutunda, yaklaşık 25 tuvalden oluşan “Renklerin Söylemi” dizisi sanatsal ustalığın ve özgünlüğün yanı sıra adeta yaşamın iletilerini bir detay gibi, bir saklı bildiri gibi gizliden gizliye alıcısına sunabilmektedir. Bu seride renk, egemen öge gibi gözükmesine karşın, yan yana ve peş peşe bakıldığında ve kavrandığında renkler geri plana itiliveriyor ve anlatı ön plana çıkıveriyor gibi gözükmektedir.

Çoğu akrilik üzerine yağlıboya yapılmış, kimi iç içe, kimi art arda kontrast renklerden oluşan tablolarda da buruşukluk, bu buruşukluğu bölen, kesen çizgiler yaşamsal parçalanmışlığın simgeleri gibi bir etki yapmaktadır.

İyi bir sanat yapıtının sadece estetik bir kaygı yaratmakla yetinmeyip, aynı zamanda iz bırakan bir iletide de bulunmasının kaçınılmazlığını göstermesi açısından Çiğdem Erbil’in resimleri her övgüyü hak ediyor diyebilirim.
Sıtkı M. ERİNÇ

Eserler

19.10.2011

19.11.2011


E-Bülten

Göster Göster

E-Posta Adresiniz