Bugün Önemli Bir Şey Olmadı

4 – 30 Ekim 2023

Hipergerçekçi portreleri, minimal anlatımı ve figürler içeren peyzajları ile tanınan Metin Kalkızoğlu’nun “Bugün Önemli Bir Şey Olmadı.” adlı kişisel sergisinde tuval ve kağıt üzerine akrilik tekniğiyle ürettiği eserler bulunuyor. Bu giriş cümlesini yazdığım sırada şunu düşünmeden edemiyorum: bir sanatçının üretimini sadece kullandığı malzeme ile sınırlamak doğru mudur?

Bir esere baktığımızda aslında tuvale gerilmiş tuval bezi veya kağıt ve onların üzerine yedirilmiş boyalara bakıyor olsak da, zihnimiz, sanatçınınkine çok benzer bir yaratıcı faaliyet yürütür. Sigmund Freud, bu faaliyeti “birincil düşünce süreci” olarak adlandırır ve birincil olarak bu şekilde düşündüğümüzü, bir başka deyişle, gördüğümüzün altında gizlenenin zihnimizde daha baskın rol oynadığını söyler.

Kalkızoğlu’nun sergisinin odağında, izleyiciyi ilk bakışta fotoğraf olduğu yanılsamasına düşürecek, sade ama detaylı eserler yer alsa da sanatçının izleyiciyle oynadığı oyun, aslında her hipergerçekçi tabloda karşılaşılabilecek bu basit yanılsamanın ötesine geçer.

Eserlerde az sayıda figüre yer verilmesi, bu figürlerin detayı, tuvalde kapladıkları yer ve konumları ve resmin arka planı gibi farklı unsurlar düşünüldüğünde bahsettiğim şey daha anlaşılır olacaktır. Az sayıda figür içeren resimlerin minimalliği ve bu minimalliğin yansıttığı sadelik, izleyicinin bu figürlere sembolik anlamlar yüklemesini sağlar. Sanatçının önceki sergileri ile karşılaştırıldığında figürlerin detayları da dikkat çekicidir. Genellikle tuvalin ön planına çıkartılmış figürler bizlere bir şeyler anlatmak istiyor gibi görünürler. Bu bakımdan arka planı kaplayan sisli gökyüzü ve ön plan, bilinç ve bilinçaltı/bilinçdışı ayrımına benzetilirse Kalkızoğlu’nun aslında izleyiciye bilinç düzlemine çıkardığı sınırlı sayıda sembolik figürler sunduğunu ve izleyiciden özellikle bu figürlerle iletişim kurmalarını istediğini söyleyebiliriz.

Okur odaklı (reader-response) teoriyi psikanalizle birleştiren Freudyen psikanalist ve eleştirmen Norman Holland’a referansla söylemek gerekirse sanatçının ürünü olan sembolik figürler izleyicinin zihninde ürettikleriyle eşleşerek sanatçı ve izleyici arasında bilinç düzeyinde saf ve samimi bir bağ kurulmasına sebep olur. İzleyicinin bir eserden haz almasında ve o eseri beğenip beğenmemesinde kurulan bu bağın başarısı yatar.

Eserlerdeki uçsuz bucaksız, karlarla kaplı araziler, bu arazilerde kulübesinin önünde oturan ya da duran bir insan, nerden gelip nereye gittiği bilinmeyen otomobiller, kaçmadan ya da ölmeden önce son bir bakış atan yabani hayvanlar, avcı mı yoksa av mı olduğu anlaşılmayan tekinsiz insanlar; izleyende yalnızlık, kaçış, uzaklaşma ve belki biraz da tekinsizlik temalarını ya da duygularını uyandırır.

İlginç olan ise, bu tekinsiz atmosferin aynı zamanda izleyende garip bir huzur hissi doğurmasıdır. Kalkızoğlu’nun başarısı belki de izleyende bu çelişkili duyguları uyandırmasında yatıyor; av da olsa avcı da olsa figürlerle bağ kurabilmemizi sağlamasında.

Bir rivayete göre İngiliz Kralı 3. George Amerika’nın bağımsızlığını kazandığı gün günlüğüne “bugün önemli bir şey olmadı” notunu düşmüş, bir başka rivayete göre ise bu not Fransız Devrimi arifesinde avdan eli boş dönen 16. Louis tarafından kaleme alınmıştır. Metin Kalkızoğlu da resimlerindeki gittikçe derinleşen anlam ile aslında bir şeyler oluyor ama biz farkında değiliz, diyor olabilir.

Bunlar, tabii ki, sanatçının eserlerine sizlerden önce bakma şansı elde etmiş, bu yazıyı yazanın zihninde oluşan fikirlerden ibaret. Roland Barthes’ın düşüncelerini resim sanatına uyarlarsak, diyebiliriz ki, artık izleyici sayısı kadar anlam var. Kalkızoğlu sizleri de kendi anlamlarınızı üretmeye davet ediyor.

– Arda Kıpçak